gureli.gif

Şehnaz

Nail GÜRELİ

AB'siz, yani "Avrupa Birliği"siz bir su ver, diyeceğiz ama, bakıyoruz onun bile olanağı yok. Her yerde, suyun içinde bile AB var. Şehnaz Tango'nun yıldızı Perran Kutman bile "Bu televizyonlarla mı Avrupa Birliği'ne gireceğiz?" diye öfkeyle soruyor. (Sabah Melodi, 17 Aralık 1997).
Şehnaz Tango'nun Şehnaz'ı kırkından sonra, boyunca çocukları olduğu halde, bir erkeği sevip aşk yaşamaya başlayınca, dizinin "reytingi" düşmüş. Bu yüzden de dizi sona erdirilecekmiş. Doğrusu biz pek ihtimal vermedik böyle bir gerekçeye. Denildiğine göre, özellikle "varoşlarda" (çünkü reytingcilerin gözdesi varoşlar) toplum kırkını aşmış kadının evli olmasa bile gönlünce aşk yaşamasını kabul etmiyormuş. Acaba kırkından öncekilerin yaşamasını kabul ediyor mu?..
Erkek egemen toplumda bırakın kadının cinsel özgürlüğünü, bir sevgiyi bile yaşaması kabul edilmiyor.
AB'yi işin içine katmadan söyleyelim, bizim toplumda bırakın kırkını ellisini, hangi yaşta olursa olsun, bekar da olsa bir kadının değil cinsel özgürlüğü, sevme hakkı bile kabul ediliyor mu?
Bırakın erkek egemenliğini, boşverin toplum baskısını, kadınlarımız bile bir sevdayı gönüllerince yaşama hakkını kendilerine tanıyorlar mı?.. Diyeceksiniz ki, bu tanımazlık da toplum baskısından, yetişme biçiminden geliyor. Gerçi Perran Kutman, "Her kadın birine aşıktır. Bunu kendine bile itiraf edemez, ama yaşı ne olursa olsun, onun da aşık olduğu bir erkek mutlaka olur" diyor.
Elbet olur, ama bunu yaşayamaz.
Çünkü toplumun baskısını aşamaz.
Baksanıza, söylenenler doğruysa, bırakın teke tek kadınları "reyting canavarı" nedeniyle koskoca televizyonlar bile bu baskıyı aşamıyor. TV'lere kızan Şehnaz Perran Kutman'a hak veriyoruz, ama yine bir sorunun çengeli aklımıza takılıyor:
Şehnaz'lar aşklarını özgürce yaşayabilseler, acaba AB'ye bizi alırlar mı?..
Yahu, siz boş verin, AB'yi bu kadar önemsemeyin, kendinize bakın, sevgiyi, aşkı, sevdayı tanıyor musunuz, kabul ediyor musunuz. Yüreğinize onun pırıltıları düştüğünde onu alabildiğine yaşama cesaretini gösterebiliyor musunuz?
Bakın, bir milletvekilimiz, hem de DSP'li bir milletvekili Fevzi Aytekin, AB'yi filan boş vermiş, "kendimiz için" ne içtenlikli bir öneride bulunuyor: Zina suçunda kadın - erkek eşitliği savunulurken ve zinanın suç olmaktan çıkarılıp çıkarılmaması tartışılırken Aytekin "Bence zina yapan idam edilmelidir" diyor.
Alın bakalım Şehnaz Hanım, bu milletvekilimizle mi AB'ye gireceğiz? Neyse ki, Şehnaz'ınki zinaya girmiyor, çünkü evli değil. Ama Şehnaz'ı bile bu toplum kabul etmiyormuş reyting canavarına göre!..
Desenize, AB hepten hayal bize!.. Kendimize bakan yok, varsa yoksa derdimiz AB.

Bir yıldönümü

Gazeteci - yazar Lütfü Oflaz şu sıralarda 25. yılını kutluyor. Hapislere girip çıkan, burnunun doğrultusunda gittiği için zaman zaman işini gücünü kaybeden Oflaz'ın hiç elinden bırakmadığı bir uğraşı var. Gülmece yazarlığı. Uzun süredir bu hünerini Leman dergisinde çok ciddi biçimde sürdürüyor. Leman'cılar da kadirbilirlik gösterip son sayılarında Oflaz'ın gülmece yazarlığında 25. yılını kutlamışlar. Biz de katılıyor ve Oflaz'a "nice 25 yıllar" diliyoruz.

Bir şiir

Kıyı'nın aralık sayısından Neriman Calap'ın dizeleri:
"yapayalnız taşıdığım gölgem / sarılıp soğuğunda yandığım ateş / görünür kılınamam, sil beni / ne yazdımsa aşk adına sil / ve... sonsuz unut beni / sil sonyazım bu yazılar karmaşık / yitmeden üşüyüp karmaşamda / bu dağ sana göre değil git / git... gülüşün kalsın yüreğimde sarmaşık."



Yazara Email N.Gureli@milliyet.com.tr