mus.jpg

Musalla'dan sohrete

Kucucuk bir oda kiralayincaya kadar Eyup Camii'nin musalla tasi uzerinde gecirdigi cok geceler oldu. O donemde yakalandigi oksurukten uzun sure kurtulamadi. Yillar suren izdirabin ardindan, bir ay icinde sohrete ulasti

Nalan SECKiN

SAFiYE Ayla kendini anlatiyor:
"Dunyada yapayalniz, tek basima bir insanim. Bir tek akrabam bile yok. 1907'de istanbul'da dogdum. Babami (Abdullah Efendi) Misirli bilirdim. Sonradan Halilrahman'dan bana yazdigi mektuplardan Filistinli oldugunu ogrendim. Annem (Seyyide Hanim) Suudi Arabistan'dan gelmis. Babam sanatla ilgilenen bir rantiye, annecigim cahil bir kadin... Kucucuk yasinda saraya (Osmanli) girmis, en yakin arkadasi Eladil Kalfa. Saraydan birlikte cikarilmislar. Can yoldasi olup Kadirga'da bir ev satin almislar. Annemle babam o evde evlenmisler. Babam beni annemin karninda birakmis (agliyor), cekip gitmis.
Ben dogduktan kisa sure sonra evimiz yanmis (Aksaray - 1911). iki kadin bir de ben, ortada kalakalmisiz. Tum varliklari yok olmus. Annecigim parasizligin getirdigi bakimsizlik ve uzuntuden verem olmus. Beni Eladil Kalfa'ya teslim edip bir hastaneye yatmis ve orada olmus. (Cok huzunlendi, yuzu ve sesi cocuk ifadesi aldi, agliyor.) Mezarini hep aradim, maalesef bulamadim.
Eladil Kalfa'yi hayal meyal hatirliyorum. Cerkez'di. O beni Caglayan Daruleytam'ina (yetimler yurdu) vermis.
Cocukken tifo, tifus, sitma ve uyuzun en dehsetlilerini gecirdim. Sahneye ciktigim yil dizanteriye yakalandim, daha sonra da Fistul ameliyati oldum. Hayatim boyu hemoroitten cok cektim. Birkac kez de bebek aldirdim. Cocuk sevmedigimden degil, aksine cok sevdigimden. Dogursaydim 'Safiye Ayla' olamazdim.

Sans guluyor

Daruleytam'da ilkokulu bitirince 1'inci donem Bursa milletvekili Seyh Servet Efendi beni evlatlik aldi ve Bursa Ogretmen Okulu'na verdi. Cok yaramaz ve asi ruhlu bir cocuktum. Bu yuzden Bursa - Konya - Adana - Konya - Bursa okullari arasinda mekik dokudum. Sonunda beni okuldan atmaya karar verdiler.
Parmak kadar cocugu nereye gonderecekler? Beni eskiden taniyan bir ogretmen Gevher Hanim vardi. Aldi istanbul'a getirdi. Milli Egitim Muduru akrabasiymis. Eyup'te bir ilkokula ogretmen yardimcisi olarak atadilar. Kucucuk bir oda kiralayincaya kadar Eyup Camii'nin musalla tasi uzerinde gecirdigim cok geceler oldu. O donemde yakalandigim oksurukten uzun sure kurtulamadim.
Sonunda bir oda tuttum ama, bu kez de esyam yoktu. Mavi kumlu bir mantom vardi. Gece, yarisi altima yatak, yarisi ustume yorgan, gunduz de calisma kiyafetimdi.
Kendim bir sey bilmiyordum ki cocuklara ogreteyim? O nedenle her derste 'Haydi hayat bilgisi' diyordum. Cocuklarla sokaklara dokuluyor, sarkilar soyluyorduk. Bu sirada halk da, "Ne guzel sesi var bu kizin" diye fisildasiyordu.
Bir hafiz efendinin beni gormek istedigini soyleyip yanina goturduler. Bu zat, unlu Rebabi, Kemani ve Bestekar Hafiz Mustafa (Sunar) Efendi'ydi. Sesimi dinledi, "Ooo ne kadar guzel. Yarin gel sana plak dolduracagiz" dedi. Ertesi gun gittigimde tanistirdigi konuklari Alman ses muhendisleri Willy ve Goille'ydi. Sesimin uc oktav mezzosoprano oldugunu, calisirsam dunya capinda bir opera sanatcisi olma sansini yakalayabilecegimi soylediler. Fakat oksuruk yakami birakmadigi icin sesim catliyordu. O sirada Lutfullah Bey'in esi, Gulriz Sururi'nin annesi Suzan Hanim da operet soyluyordu. Benim yerime o gitti Avrupa'ya.
Mustafa Bey bana usul ve makam ogretti, yetistirdi. sonralari Yesari Asim (Ersoy) Bey'den de ders aldim ama, ilk hocam Hafiz Mustafa Efendi'dir. ilk plagimi Colombia sirketi doldurdu. Bunlarin hepsi bir ay icinde oldu. ilk plagim Yesari Asim Bey'in "Bekledim de gelmedin" ve "Sevda yaratan gozlerini" sarkilarini kapsadi. "Sevda yaratan" bana sohret kapilarini acti, bir ay icinde meshur oldum.

"Allah'in kizi"

Bunlarin hepsi rastlantiydi.
Yasamimda bir buyuk rastlanti daha vardi. Serif Bey'le evlendigimiz zaman cok unlu bir minyatur profesoru bizim eve geldi. Esime, "Efendim, Serif Hazretleri siz kimlerdensiniz?" diye sordu. O asil ya, Peygamber'in torunu.. Amaci farkimizi ortaya koymak... Soruyu ben cevapladim. "O Peygamber'in torunu, ben Allah'in kiziyim" dedim (guluyor). "Evet" dedi. O zaman Siraselviler'deki 66 numarali apartmanda oturuyoruz. Profesor guldu ve sunlari soyledi:
"Evet, sen Allah'in kizisin. Girerken baktim, kapi numaraniz 66. 66 ebced hesabiyla 'Allah' demektir."
Rastlantilar gibi ruyaya da inancim vardir. Kur - an okurum, kocamin hatimlerini kendim indiririm. Yenisi gibi eski Turkceyi de cok iyi okuyup yazarim. Simdilerde unutulmasina uzuluyorum.

YARIN: Ata'nin huzurunda..