Değişen kapitalizm

Kum, Pan, Ya "Vınnlamanın Binbir Yolu" adlı oyunu yarından başlayarak İstanbul Sanat Merkezi'nde sahneliyor

Hicran DÖLÇEK

BAZEN hayal kurmakta bile sınırlı kalır insan. Yaşamak istediğimiz dünyayı düşlerken, düşümüz umutsuzluğa dönüşebilir. Kum, Pan, Ya günümüzün toplumsal koşullarıyla kısıtlanmış hayal gücümüzü tekrar harekete geçirmek için şimdiye kadar yazılmış tüm ütopya metinlerini hatırlatan belgesel bir oyun yapmak için yola çıkmış. Ancak, yaratılmış ütopyaların çoğunda insanı özgürleştirici bir umut yerine, yaşamı karabasana dönüştüren bir tasarımın hakimiyetiyle karşılaşmışlar.
Yazılmış ütopyalarda aradığını bulamayan Kum, Pan, Ya kendi ütopyasını yarattı: "Vınnlamanın Binbir Yolu". Kerem Kurdoğlu'nun yazıp yönettiği oyun, `gerçekten başka türlü bir dünya mümkün mü?' sorusuna yanıt ararken, bizi alışılmışın dışında bir tiyatro gösterisiyle karşı karşıya bırakıyor. Kurdoğlu daha önce yazılmış ütopyalarda aradıklarını bulamamanın nedeninin, herkesin tek bir yaşam biçimini tasarlamış olmasından kaynaklandığını belirtiyor. "Biz ütopyayı, ayrıntısıyla bir yaşam biçimi tasarlamak olarak almadık. Şu anki koşullardan, fantastik vınlamaların tasvir edildiği bir uçuş oyunu bu. Ve ufak ufak gelecekte varolabilecek dünyalara dair de fantaziler uçuşuyor ortalıkta. Oyunda ütopya kelimesini kullanmamızın bir nedeni de bu."
"Vınnlamanın Binbir Yolu", topluluğun bir önceki oyunu "Haritadan Naklen Yayın"ın son sahnesinde gelinen noktadan başlıyor. "Haritadan Naklen Yayın `evet şu durumda çaresiz görünüyoruz, ama yine de yokuz!' diyordu. `Biz bir orası için burayı terketmeyi tercih ediyoruz' diyordu. Ama nasıl bir orası, o belli değil, soyut bir sahneyle bitiyordu. İşte bu oyunda `orası'nı çizmeye çalıştık. Ama bir orası tablosu oluşturmaktan çok yüzlerce mümkün `orası'ların ilk ateşleyicisi yapmaya çalıştık. Yani bir tek ütopya yaratmak değil, bugünden farklı olabilecek, bugünün koşullarından kaçabilecek, vınlayabilecek olasılıklar üretmeye çalıştık."
Oyunun teorik düzlemdeki tavrı, estetik düzlemde ve dramaturji anlayışında da hakim. "Estetik yapı ve kurgu çok önemli bu oyunda. "Kum,Pan,Ya uzun zamandır özellikle Naz Erayda'nın işleriyle, tek bir çizgi üstünde ilerlemeyen, birden fazla kanaldan gelişen, birçok imgenin parelel yürüdüğü bir estetik dili kullanıyor. Hem öyküyü anlatıp hem de çok kanallı bir estetiği kurmayı bu oyunda başardığımızı düşünüyorum. Aynı zamanda hem çok ciddi bir konuyu düşünsel boyutundan taviz vermeden ele alan ama bunu çok eğlenceli, keyif veren bir şekilde ifade eden bir dil de oluşturduk."
Kum,Pan,Ya'nın oyunlarının ve tiyatro anlayışının oturduğu temel noktalardan biri yaşadığımız günlere karşı bir duruş. Kerem Kurdoğlu'na göre son 15 - 20 yıl içinde değişen birçok şeyin yanında kapitalizm de değişti. "20 yıl önce dünyadaki en önemli örgütlenme biçimi, kar amacını güden işletmelerin bütün toplumsal yaşama hakim olması şeklindeydi. Fakat çok önemli bir farkla, alternatif bir toplumsal düzenlemenin mümkün olacacağına inanan birçok insan vardı. Ve kapitalizmin özneleri daha belirgindi. Son yıllarının en önemli değişimi artık alternatif bir toplumsal düzene inancın kalmaması. Yine bireysel, daha marjinal bir inancın, `inanmalıyız başka çaremiz yok'un devam etmesine rağmen bunun artık kültürel, toplumsal ortak bir heyecana dönüşme ihtimalinin gittikçe kaybolduğunun görülmesi." Kurdoğlu bu değişimin bireylere umutsuzluk, mutsuzluk olarak yansıdığını düşünüyor. "Değişim bireylerde temel olarak alternatife inanmak temelinde görüldü. Bu dünyayla barışık olmayanlar için umutsuzluk ya da henüz böyle bir problemi doğmamış olanlar için bu dünyayı sevmenin yollarını bulmak şeklinde yansıdı. Son derece bol ve çeşitli şey vaadeden fakat bireylerini her daim tatminsiz bırakan kendiliğinden işleyen kocaman bir çark var ortada. Eğlenmeye çalışan, mutlu olmaya çalışan ama mutsuz insanlar var."

"Vınnlamanın Binbir Yolu" / Yazan, Yöneten: Kerem Kurdoğlu / Müzik: Mehmet Nemutlu / Dekor: Kerem Kurdoğlu, Arif Özden / Kostüm: Naz Erayda / Oynayanlar: Metin Akşahin, Bilge Arat, Ahmet Beyazıt, Öykü Potuoğlu Cook, Deniz Erbaş, Serap Erincin, Nadi Güler, Burhan Ökmen, Suna Suner, Duygu Seda Tomru, Müslüm Uzun, Neslihan Yurtsever.