hab001.jpg

Kaybetmekten hiç korkmadım

Semra KARDEŞOĞLU

BELKİ gençler onu tanımaz ama orta yaşlıların gönlünde apayrı bir yeri vardır Arzu Okay'ın. 70'li yıllardaki seks furyasının en gözde temsilcilerinden biriydi o. "Civciv çıkacak kuş çıkacak" türünün filmleri denince akla ilk onun ismi gelirdi.
Oysa Arzu Okay seks filmlerinin çekildiği setlere gönüllü olarak gitmemişti. Zor hayat koşulları adeta onu yatağa itmişti. Cebindeki son 43 lirayla elektrik borcunu ödeyip de kırık topukla kilometrelerce yol yürüyerek eve döndüğü gün karar verdi seks filmi çevirmeye, daha doğrusu bir daha parasız kalmamaya. Ağlayarak gitti bu seks filmlerinin setlerine. Bazı günde üç ayrı filmin çekimini gerçekleştiriyor, setten sete koşuyordu. Herkes onu sadece bir seks sembolü olarak görüyordu. Kimse yüzünü görmesin diye restoranlarda hep en arka masaya, sırtı kapıya dönük oturdu. Eş dost toplantılarında onu tanımayanların imalı bakışlarına direndi. Ancak tüm bunlar ona ağır geldi. Psikolojik tedavi gördü. En son çektiği filmin setinden çıkıp gitti. Bir daha da setlere uğramadı.
Arzu Okay şimdi Fransa'nın başkenti Paris'te kızıyla birlikte yaşayan bir iş kadını. Seks filmlerinin ünlü yıldızı Arzu Okay, geçen hafta 4 yıl aradan sonra Türkiye'ye geldi. Herşeye rağmen çok sevdiği ülkesine girmesini engelleyen vergi borçlarını ödedi.
Bu yoğun koşuşturma içinde Milliyet'in sorularını yanıtlayan Arzu Okay, iniş çıkışlarla dolu hayatında kaybetmekten hiç bir zaman korkmadığını söyledi.

Zeki Müren'le fotoroman

Arzu Okay'ın sinemaya geçişi maddi güçlüklerden yüzünden olmuş. 1969 yılında henüz 14 yaşında bir lise öğrencisi iken bir gazete ilanı herşeyini değiştirmiş. Ünlü sanatçı Zeki Müren'le oynayacak bir genç kız aranıyormuş. Arzu Okay bu yarışmaya katılarak yüzlerce genç kız arasından birinci seçilerek Zeki Müren'le birlikte ilk fotoromanını çevirmiş. Sonrası çorap söküğü gibi gelmiş.
Bakın o günlerle ilgili neler söylüyor:
"Yoksul aileme yardım etmek zorundaydım. Okulu ve işi bir arada yürütmeye başladım. Zeki Müren'den sonra Ayhan Işık ve Kadir İnanır gibi pek çok ünlü ile fotoroman çevirdim. O dönemin gençliği aşkı fotoromanlardan öğrendi. Gazetelerin fotoromanlarında oynadıktan sonra Kadir İnanır ile birlikte diğer gazete çalışanları gibi maaş kuyruğuna girer, beklerdik"
Sinemaya başlangıcı ise yine bir yarışmayla olmuş o yıllardaki pek çok sinema oyuncusu gibi. Saklambaç gazetesinin 1970 yılında düzenlediği yarışmada birinci seçilen Okay, Avrupa'daki yarışmada da dördüncü olmuş. Artık onun için film setlerinde geçen gençlik günleri başlamış. İlk başladığı dönemlerde Kerime Nadir'in romanlarında uyarlanmış aşk filmleri çekmiş bolca. Ardından kovboy filmleri modası.
Kovboy filmlerinin ardından işte onu asıl zorlayan günler başlamış. Okay o günleri şöyle anlatıyor: "Çoğu zaman ağlayarak film çekiyordum. Günde iki üç ayrı filmin setine gidiyordum. Yaptığımdan hiç bir şekilde hoşlanmıyordum. O dönem beni çok yıprattı. Bir dönem psikoloğa gittim."
Sonunda bir gün herşeyi bırakıp Londra'ya gitmiş. Döndükten bir süre sonra gazinolarda sahneye çıkmış. 1978 yılında ise herşeyi bırakmış. Bu kararında yaşadığı bir aşkın da etkisi büyük. Bir arkadaşının yardımıyla deri işine başlayan Okay kısa bir sürede Avrupa'ya açılmış. Paris'te bir mağaza kuran Okay orada evlenmiş. Şimdi 11 yaşında Eda Su isimli bir kızı var.
Okay şöyle diyor:
"Bir süre sonra eşimden ayrıldım. İşimde çok kısa bir sürede ilerledim. Ancak Körfez krizi sonucunda herşeyi batırdım. Ama kaybetmek beni korkutmuyor. Hayatım hep iniş çıkışlarla dolu. Şimdi küçük bir butik işletiyorum. Tek derdim kızıma Paris'te bir gelecek hazırlamak."
Bugün çekilen pek çok Türk filminin kendi çektiklerinde daha açık olduğunu düşünen Arzu Okay, "Ancak onların farkı kaliteli filmler olması, ışığı, kamarayı kullanış şekilleri. Şimdi çektiğim bu filmler nedeniyle pişmanlık duyuyorum: ancak dediğim gibi tek derdim geçim derdiydi" diyor.