Ali SİRMEN Fotoğrafı: 13689 bayt

İzmir'in bağrına

İZMİR


       BUGÜNLERDE yolunuz İzmir'e düşerse, eğer mümkünse sakın Kordon'a gitmeyin.
       O canım kordon bir moloz yığını. İzmir'in en güzel yeri, İzmir'in utancı, ırkçı Burhan Özfatura'nın inadının kurbanı.
       Burhan Özfatura, Kordon'u denize doğru 150 metre doldurmuş, arabaların yayaların geçtiği cadde, moloz yığınının bir metre kadar altında kalmış.
       Özfatura'nın Kordon'un kıyısına doldurduğu kayalar hukukun, kanunların üstüne yığılmış molozlar, artık giderilmesi mümkün olmayan bir çirkinlik.
       Kordon'un doldurularak araba yolunun genişletilmesi, aslında ilk kez Yüksel Çakmur zamanında gelmiş gündeme.
       Ama sivil toplum örgütleri Konak'taki Galleria binasına da, bu doldurma işine de karşı çıkmışlar. İdare mahkemesi, Konak ile Pasaport arasını sit alanı ilan etmiş.
       Bu karara göre Konak ile Pasaport arasındaki bölgeye çivi bile çakmak olanağı yok.
       Böyle olunca da, Kordon'u genişletmenin de trafiği rahatlamak açısından hiç bir yararı yok. Çünkü isterseniz yüz metre eninde bir otoyol yapın, yine de biraz ötede yol iki şeride iniyor.
       Bu karar üzerine, dönemin Bayındırlık ve İskan Bakanı Onur Kumbaracıbaşı duruma müdahale ederek, araba trafiği için başka çözümler önermiş.
       Yüksel Çakmur da, Kordon'un doldurulmasından vazgeçmiş.
       Mimarlar odası gibi sivil kuruluşların, hukuka biraz saygısı olan yöneticiler döneminde bir kentin yaşamında ne denli önemli ve yararlı roller oynadığının canlı kanıtı bu olay.
       Ama sivil toplum kuruluşlarının işlevi hukuk devletinde geçerli. Burhan Özfatura gibi hukuku hiçe sayan keyfiliğini ve inadını öne çıkaran yöneticiler işbaşına geldi mi, hukuki kararların da bir önemi kalmıyor.
       Nitekim Özfatura bütün gerçekleri bilerek, mahkeme kararlarını görerek, Kordon'u doldurmayı, kenti çirkinleştirmeyi sürdürüyor.
       Şu anda İzmir'in Özfatura'nın inadı ve yaklaşan seçimler dolayısıyla bir sakalet şantiyesi halinde, kordonun biraz ötesine viyadükler yapılıyor.
       Özfatura'nın inadı yalnız Kordon ile sınırlı değil. O, metro inşaatını da iki yıl geciktirmiş, büyük kanal projesini de.
       Kısacası İzmir'in bağrına Özfatura dayamış hançerini.
       Herkes soruyor şimdi: "Yok mu kurtaracak, bahtı kara maderini?"
       Aslında siyasi kısırlık, sersemce çekişmeler olmazsa, İzmir'in Özfatura'nın inadından, ırkçı tutumundan kurtulmasına az kaldı.
       Özfatura kendisinin de geçici olduğunu, o gittikten sonra, Nadir Nadi heykeline yaptığı çirkin saldırının da etkilerinin silineceğini pek anlamıyor.
       Kendi inadını sürekli egemen kılacak sanıyor.
       İnsan Özfatura'nın İzmir'e yaptıklarını gördükten sonra, seçimin bir an önce yapılmasını istiyor.
       Belki, bu sayede, İzmir'in göbeğinde Fuar alanına dahil olan, kültür odağı olarak seçilen bölgenin özel kişilere peşkeş çekilmesi girişimi akim kalır ve yargı bu yanlışı düzeltir.
       Ama ne yazık ki, Kordon için aynı şeyi söylemek olanaksız. Kordon gitti gider, Özfatura'dan sonra gelecek olanlar da, hukukun üstüne yığılmış kayaları kaldıramayacaklar. Bayındır İnşaat'ın sebeplenmesinin faturasını da ödeyecekler.
       Belki tek olumlu değişiklik o alanın trafiğe açılmayıp, rekreasyon alanı haline getirilmesi olacak, hepsi bu.
       Burhan Özfatura ırkçı çıkışları, oraya buraya çirkin saldırılarıyla İzmir için bir utanç vesilesiydi. Artık kendisi çirkinliğe de vesile oluyor.
       Yaptığı işin yanlışlığının farkına varmış olmalı ki, şimdi topu Karayolları'na atmaya çalışıyor.
       Ama o insanların gözlerinin içine bakarak bunları söylerken, kendi adına dikilen Kordon Projesi'ni öven büyük lehvahalar orada duruyor ve onları herkes görüyor.



Yazara E-Posta: a.sirmen@milliyet.com.tr