Hasan PULUR Fotoğrafı: 6854 bayt

"Yıkılupdur bu cihan sanma ki biz de düzele"

       PROF. Niyazi Berkes "Türkiye İktisat Tarihi" eserinde (x), Osmanlı İmparatorluğu'nun çöküş nedenlerini araştırırken, kimsenin aklına ekonomik nedenleri irdelemenin gelmediğini söyler.
       Berkes, buna örnek olarak tarihçi Naima'yı (1655 - 1716) gösterir. 6 ciltlik Naima tarihinde Osmanlı düzeninin tam ihtilal içinde olduğu, baştan başa dağılmaya gittiği anlatılır. Naima bunu saptamayı, hiçbir tarih yazarının göstermediği ölçüde yapar ama, bu bozuluşun ekonomik nedenlerini hiç sorgulamaz. Oysa Naima bir maliyecidir, ama aklına bu sorular hiç gelmez. Ona göre düzenin ihtiyarlaması bunun nedenidir.
       * * *
       BERKES, Naima'dan sonra artık umutsuzluk döneminin başladığını söyler. Bu umutsuzluk şöyle bir görüşü getirir:
       "İdeal düzen, nasıl Tanrı'nın yarattığı değişmez alemin düzeni idiyse, şimdi de bozuk düzenin, Tanrı'nın yarattığı kötü ve aşağılık dünyanın bir görüşüdür."
       Elbette bu kolaya kaçmaktır, ekonomik nedenleri düşünmeden her işi -sümme haşa - Allah'a yıkmaktır.
       * * *
       NİYAZİ Berkes, bu görüşü Padişah, Şeyhülislam, Sadrazam ve tasavvuf şeyhinin manzum konuşmalarıyla belirtir.
       Padişah 3. Mustafa'dır (1717 - 1774), konuyu şöyle açar:
       "Yıkılupdur bu cihan sanma ki bizde düzele / Devleti, çarh - ı deni verdi kamu müptezele / Şimdi erbab - ı saaddette gezen hep hazele / İşimiz kaldı hemen merhamet - i lem yezele."
       "Bu dünya yıkılıyor, bizde düzeleceğini sanma. Alçak felek, devleti bütün alçak kişilerin eline verdi. Şimdi mutluluk yolunda gidenler hep bayağı kişiler. İşimiz Tanrı'nın acımasına kaldı."
       * * *
       ŞEYHÜLİSLAM İsmail Asım da aynı düşüncededir:
       "Hak bu kim mülk - i cihan girdi yed - i müptezele / Akl - ı sadıkla nizamı hele hiç girmez ele / Berk ü barını kamu eyledi yağma hazele / Ab - ı şer' ile meğer ravza - i devlet düzele."
       "Gerçek şu ki dünya gücü aşağılık kişiler eline düştü. Doğru düşünle düzenlenme olanağı yoktur. Yaprağından meyvesine kadar her şeyi bayağılar yiyor. Devlet bahçesi ancak şeriat suyu ile belki düzelir."
       * * *
       SADRAZAM Ragıp Paşa, onun da "mülkü" şeriatın kurtaracağından umudu yoktur.
       "Niceler eyledi kamın bu cihanı tiz ele / Feleğin devri mutabık yine bezm - i ezele / Sanma ey dil ki saadet bula bir dem hazele / Verdi hallak - ı cihan müptezeli müptezele."
       "Nice kişiler bu dünyanın zevkini ele geçirdi, ama dünya gene eski düzeninde dönüyor. Ey gönül, alçakların bir an bile mutlu olacaklarını sen sanma. Dünyayı yaratan verdi alçağı alçağa."
       * * *
       ENDERUNİ Şeyh Rasih konuşmayı şöyle bağlar:
       "Bakılur ise eğer hükm - i hüday - i ezele / Mahv - i izan eder elbette nef' giremez ele / itiraz eylemede faide yoktur zira / Tunb - i ahkamını raptetmiş esas - ı ezele / Bunda mahviyet ü tefviz gerektir ruhum / Gayri yok çare umur - ı kader - i lem yezele."
       "Tanrı'nın ezelden yargısına bakınca, akıl karışır da, bir anlam çıkaramaz. Tanrı yargılarının ipini, ezel direğine bağlamış. Ezelin alınyazısının karşısında silinmekten kendimizi ona bırakmaktan başka çare yoktur."
       Yani, cümlesi umutsuzdur, kaderlerine teslim olmuşlardır.
       * * *
       ELBETTE, 2000 yılına girerken 17. yüzyılda düşünülenler gibi düşünemeyiz.
       Ama insaf ile söyleyin şu görüntüye bakıp, zaman zaman da olsa "İşimiz Allah'a kaldı!" diye karamsarlığa düşeniniz yok mu?
       Hele şu siyaset sahnesinin, rol kesen, kifayetsiz, kabiliyetsiz, muhterislerini gördükçe, "40 yıldır yapılamayanları, 30 günde yapacağım!" diyenleri, duydukça...
       Padişah 3. Mustafa gibi "Yıkılupdur bu cihan, sanma ki bizde düzele" diye teslim olmaz mısınız?
       Ve Sayın Ecevit:
       "12 Mart'ın Başbakanı Nihat Erim'in günahı neydi?"
       --------------
       (x) 2. Cilt Gerçek Yayınları.



Yazara E-Posta: h.pulur@milliyet.com.tr