Şahin ALPAY Fotoğrafı: 3880 bayt

Popper'ci Atatürk

       AVUSTURYA asıllı İngiliz bilim ve siyaset felsefecisi Sir Karl Popper (1902 - 1994), yarın son yılına gireceğimiz 20. yüzyılın belki en büyük düşünürüydü. Bilim felsefecileri arasında tartışma, tabii ki, devam etmekle beraber, denebilir ki bugün bilim adamları topluluğu içinde en yaygın kabul gören anlayış, Popper'in eleştirel rasyonalizm felsefesidir. Eleştirel rasyonalizme göre, bilimsel teoriler ancak yanlışlıkları gösterilene kadar geçerlidir; bilimsel gözlem ve deneylerin konusu da, bilim adamlarının çeşitli yollardan geliştirdikleri teorilerin (doğrulanması değil) yanlışlığının gösterilmesi çabasıdır.
       Popper, bilimin doğruluğu kanıtlanmış teorilerin / önermelerin birikimiyle ilerlediğine dair pozitivist bilim anlayışının terkedilmesi ve yerine, biraz basite indirgersek, bilimin "deneme - yanılma - tekrar deneme" yöntemiyle ilerlediği ve ilerledikçe aslında ne kadar az bildiğimizin ortaya çıktığı anlayışını getiren bilim felsefecisidir.
       Eleştirel rasyonalizmi siyaset felsefesine de uygulayan Popper, ifade özgürlüğü ve çoğulculuk olmadan, çok sayıda kişinin katıldığı hür tartışma ortamı sağlanmadan ne bilimsel, ne de toplumsal ilerlemenin mümkün olduğunu savundu. Popper'in 1. cildinde Platon ve Hegel 'in teorilerini, 2. cildinde Karl Marx 'ın felsefi ve tarihsel öğretisini ele aldığı Açık Toplum ve Düşmanları (1945) adlı kitabı, totaliter ideolojilerin belki en yıkıcı eleştirisi, liberal demokrasinin en güçlü savunusudur.
       Popper, aynı zamanda, tüm toplumsal olayların bunlardan çıkarı olan bazı güçlü birey, grup ya da devletler tarafından tasarlandığını savunan ve Türkiye'de özellikle yaygın olan "komplo teorisi" nin bilimsel düşünceyle neden bağdaşmadığını da belki en iyi açıklayan düşünürdür (Popper üzerine toplu bilgi için bkz. Bryan Magee, Karl Popper'in Bilim Felsefesi ve Siyaset Kuramı, Remzi Kitabevi, 1982).
       Bütün totaliter ideolojilerin, özellikle Marxizm'in amansız bir eleştirisini yaptığı için Popper, her yerde olduğu gibi Türkiye'de de, milliyetçi - devletçi (yani Kadrocu - Baasçı ) ya da Marxist türden otoriter ve totaliter rejim savunucularının, çoğu zaman onun neden bahsettiğini dahi bilmedikleri halde, öfke ve nefretlerine hedef olmuştur.
       Bana göre bu gece geride bırakacağımız yılın belki en dikkate değer yayını, İTÜ jeoloji profesörü ve Türkiye Bilimler Akademisi kurucu üyesi olan Prof. Dr. A. M. Celal Şengör 'ün Hasan - Ali Yücel ve Türk Aydınlanmasının Metabilimsel Temelleri (Yükseköğretim Kurulu Matbaası, Ankara 1998) adlı kitabı. Şengör, Türk doğa bilimcileri topluluğunun en değerli üyelerinden biri. Dünyaca tanınmış bir jeolog ve sayısız uluslararası ödül sahibi olan Şengör, geçtiğimiz günlerde de kuruluşu 1807 tarihine uzanan The Geological Society of London / Londra Jeoloji Derneği 'nin 1877'de ihdas ettiği Bigsby Madalyası 'na layık görüldü.
       Şengör'e göre: "Türk Aydınlanması" nın iki büyük ismi, gerek Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, gerekse 1938 - 46 tarihleri arasında Milli Eğitim Bakanlığı yapan Hasan - Ali Yücel, her ne kadar kendilerinden sonra gelen Popper'in eserlerini tanıma fırsatını bulamamış olsalar da, onun felsefesinin özü olan eleştirel akılcı tavrı benimsemişlerdi. Nutuk 'un incelenmesinin ortaya koyacağı üzere, Atatürk her zaman önündeki sorunlara bir bilim adamı gibi yaklaşmış, problemleri tanıyıp tanımladıktan sonra önerdiği çözümleri denemiş, "tatbikattan elde edilen veriler çözüm önerisiyle çelişiyorsa, o çözümü hızla ve kesinlikle terkederek yeni bir çözüm önerisi geliştirmiş ve bu sefer onu denemeye başlamıştır. Bu, bilimden de günlük hayattan da bildiğimiz deneme - yanılma yöntemidir."
      
Önümüzde duran toplumsal ve siyasal sorunlara önerdikleri çözümler sürekli olarak başarısızlığa uğrayan "Atatürkçü" yöneticilerimize, Şengör'ün kitabını okumalarını ve Popper'in eleştirel akılcılığını benimsemelerini hararetle tavsiye ediyorum. Bütün okurlarıma sağlıklı ve başarılı yıllar dilerim.




Yazara E-Posta: salpay@superonline.com