12 Eylül'ü haber veren cinayet

Eski Başbakan Nihat Erim'in öldürülmesi Türkiye'yi askeri darbeye götüren süreci hızlandırdı

Ercüment İŞLEYEN


siy02.jpg        ESKİ başbakanlardan Nihat Erim, 19 Temmuz 1980 günü Dragos Deniz Kulübü'ne girmek için otomobilinden indi. Ağır adımlarla kapıya doğru yürürken, yanına iki kişi yaklaştı. Birden ellerindeki poşetlerde gizledikleri silahları çıkartıp ateş etmeye başladılar. Herşey birkaç saniye içinde olup bitti. Terör, artık Türkiye Cumhuriyeti'nde Başbakanlık yapmış bir isme kadar uzanmıştı.
       Erim'in vurulması, o günlerde Türkiye'nin üzerinde dolaşan umutsuzluk bulutlarını artırdı. Silahlı örgütlenmelerin gücü ve geldikleri nokta, Nihat Erim suikastıyla kanlı harflerle vurgulanmıştı.
       Katillerin kimliklerinin belirlenmesi için yapılan çalışmalar uzun süre robot resim çizme aşamasını geçemedi. Polis ressamları tarafından görgü tanıklarının ifadelerine dayanılarak çizilen robot resimler ise kimseyi tatmin etmedi. Acemi çizgiler, katillerin izinin bulunmasına yardımcı olmaktan çok uzaktı.
       Hükümet yetkililerinin, dönemin İstanbul Valisi Nevzat Ayaz ve İstanbul Emniyet Müdürü Şükrü Balcı'nın açıklamaları da birer vaatten öteye geçemiyor, cinayetle ilgili en küçük bir ipucu bile bulunamıyordu. Polis, Erim suikastından sonra çaresiz kaldı. Türkiye 12 Eylül askeri darbesine adım adım yaklaşırken, Nihat Erim'in öldürülmesi bu sürece adeta ivme kazandırdı.
       12 Eylül darbesinden kısa bir süre sonra o güne kadar cinayeti çözmekte aciz kalan İstanbul polisi, sanıkları kıskıvrak yakaladı. Operasyon bir hafta içinde sonuçlandırıldı ve eylem talimatını veren örgüt lideri Dursun Karataş'tan, tetikçiler Ahmet Karlangaç ve Sadettin Güven'e kadar tüm militanlar birer birer yakalandı.
       Erim'in öldürülme talimatını, Dev - Sol'un "Haydar", "Dayı", "İsmail" kod adlarını kullanan lideri, Orman Fakültesi öğrencisi Dursun Karataş ile Mahaller Birimi İstanbul Sorumlusu, Şişli Siyasal Bilgiler Yüksek Okulu öğrencisi Hüseyin Solgun birlikte vermişti. Sanıklar yargılandıkları Sıkıyönetim Mahkemesi'nde cinayetin gerekçesini, suikasttan sonra olay yerine bırakılan bildiriyi tekrarlayarak açıkladılar:
       "Faşist Gün Sazak'tan sonra faşist Nihat Erim'i işkencecileri, hükümeti ve devrimcilerin katlini protesto için cezalandırdık."
       Karataş, tutuklu bulunduğu Metris Cezaevi'nden firar edip yurtdışına kaçtığı için, Erim cinayetinin arkasında başka güçlerin bulunup bulunmadığı anlaşılamadı.
       Cinayetin kilit ismi, tetikçilerden biri olduğu öne sürülen Maden Fakültesi öğrencisi Ahmet Karlangaç'tı. Polis, Erim'e Dragos Deniz Kulübü önünde önce Karlangaç'ın ateş ettiğini açıklıyordu. Karlangaç'ın gözaltında bulunduğu sürede örgüt arkadaşları ile de ters düştüğü iddia ediliyordu. Gözler Karlangaç'ın ifadesine çevrilmişti.
       Ancak 17 Ekim 1980 günü İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nden gelen açıklama, cinayetin arkasındaki ellerin açığa çıkmasını bekleyenler üzerinde soğuk duş etkisi yaptı. Ahmet Karlangaç Emniyet Müdürlüğü'nde gözaltında bulunduğu sırada intihar etmişti. Üstelik yaşamına, tarihe geçecek tuhaflıktaki açıklamaya göre, "başını duvara vurarak" son vermişti.
       Cinayet zanlıları Dev - Sol ana davasında yargılandılar. Bir numaralı sanık Dursun Karataş ise firari olduğu için gıyabında hüküm giydi. Türkiye, bir başbakanını teröre kurban verdi, ancak kanlı zincirin ucunu tutanlara, eylemi gerçekleştirenler yakalandığı halde ulaşamadı.