23 Şubat 1999 Salı 
 ANA SAYFA
 SİYASET
 HABER
 EKONOMİ
 DÜNYA
 SANAT
 YAŞAM
 SPOR
 YAZARLAR
 ENTELLEKTÜEL B.
 ÇİZERLER
 İNTER EKRAN
 HAVA DURUMU
 GAZETE PAZAR
 VİTRİN
 İNTER@KTİF
 21.YÜZYIL
 PAZAR SOHBETİ
 SAĞLIK HATTI
 VERGİ HATTI
 E-POSTA
 ARŞİV
 KÜNYE
 TÜRKÇE KARAKTER
 REKLAM TARİFESİ
 YARDIM SAYFASI
 IN ENGLISH
Şükrü ELEKDAĞ Fotoğrafı: 6846 bayt
Yunanistan, ayağını denk al

       CUMHURBAŞKANI Demirel, Filipinler'e yaptığı gezi sırasında televizyona verdiği bir mülakatta, Yunanistan'ı PKK terörizminin kanlı cinayetlerinin öteden beri işbirlikçisi olduğunun artık somut biçimde ortaya çıktığını belirterek, bu ülkeyi dünyaya terörü politik amaçlarla destekleyen "yasadışı bir ülke" olarak tanıttı ve şu ifadelerle Atina'yı aklını başına almaya davet etti:
       "Terörizmle işbirliği halinde yakalanmasıyla Yunanistan, medeni ülkeler topluluğuna ait olmadığını gözler önüne sermiştir. Binaenaleyh, Yunanistan, terörizmi destekleyen ve teröristlere yataklık eden ülkeler listesine dahil edilmelidir. Böyle bir ülke ancak "yasadışı bir devlet" olarak tanımlanabilir. Yine de, Yunanistan'a bir şans daha vermek istiyoruz. Bu çerçevede Yunanlı yetkilileri bir kere daha medeni ve hukuka saygılı her ülkenin yapması gerektiği gibi uluslararası hukuk çerçevesindeki yükümlülüklerine uymaya davet ediyorum. Bununla birlikte, şayet yasadışı davranışlarını sürdümeyi tercih ederlerse uluslararası hukuktan doğan meşru müdafaaya dönük gerekli tedbirleri alma hakkımızı saklı tutuyoruz."
       Bu sözler, esasında, 1976'da Türkiye'nin, Yunanistan'a, kara sularını altı milin ötesinde genişletmesinin "casus belli" (savaş nedeni) sayılacağı yolunda verdiği ültimatomdan bu yana, Ankara tarafından Atina'ya yönelik olarak kullanılan en sert ifadeler...
       Sayın Demirel'in konuşmasında, Yunanistan'ın tutum ve davranışlarıyla bir "yasadışı devlet" gibi hareket ettiğini vurgulaması çok anlamlı... Konuşmasında bu sözcüklerin İngilizce karşılığı olarak "rogue state" ifadesini kullanmış.
       Türkçe'ye "yasadışı devlet" veya "haydut devlet" olarak tercüme ettiğimiz "rogue state", Amerika'nın uluslararası siyaset terminolojisine kazandırdığı oldukça yeni bir kavram...
       Demirel'in Yunanistan'a verdiği mesajı yorumlayabilmek için bu yeni kavramı ve sonuçlarını isabetle teşhis etmek gerekiyor.
       ABD yönetimi, terörü siyasi amaçla kullanmaları ve uluslararası hukuk kaidelerine uymamaları nedeniyle, Suriye, İran, Irak, Libya, Sudan ve Kuzey Kore'yi "rogue states" olarak adlandırıyor ve bu ülkeleri dünya barış ve güvenliği için ciddi tehdit kaynağı olarak değerlendiriyor.
       Amerikan dış politikasının öncelikli amacı uluslararası terörle mücadele olduğundan, Washington "yasadışı devletlere" ve örgütlere karşı sert yaptırımlar uyguluyor. Nitekim, Afrika'daki ABD büyükelçiliklerine yapılan bombalı saldırılara Amerika "göze göz, dişe diş" yaklaşımıyla cevap vermiş ve bu saldırıların arkasında olan Bin Ladin'i Amerikan mahkemeleri gıyaben idama mahkum etmiştir.
       ABD'nin, PKK'ya karşı savaşında Ankara'ya güçlü destek vermesinin bir nedeni de, Washington'un global çapta çok sıkı bir işbirliği ağı kurulmasını sağlayarak, Bin Ladin ve Öcalan gibi terörbaşılarına kaçacak delik bırakmamaktır. Bu nedenle, ABD, söz konusu "yasadışı devletleri" ve örgütleri himaye eden ve bunlara hoşgörü gösteren ülkelere iyi gözle bakmamaktadır.
       Demirel'in Yunanistan'a yönelik sözleri bu bilgiler ışığında değerlendirilirse, mesajın sert bir uyarıdan daha fazla ağırlığa sahip olduğu ve bir nevi ültimatom niteliği taşıdığı anlaşılır.
       Türkiye bu şekilde konuşmakta haklıdır. Çünkü, Birleşmiş Milletler'in (BM) terörle mücadele ve saldırının tarifine ilişkin kararları ve BM Yasası'nın 2/4. maddesi ışığında, Türkiye'nin toprak bütünlüğünü hedef alan bir terörist örgüte destek veren ve onu topraklarında barındıran Yunanistan, bu tutumuyla ülkemiz için bir tehdit oluşturmaktan da öteye fiilen ve hukuken saldırıda bulunmaktadır.
       Bu hukuki ve fiili durum dolayısıyla, Demirel'in Yunan hükümetine verdiği mesajın anlamı şudur:
       "Atina ayağını denk alarak PKK teröristlerini ülkesinden çıkarmalı ve teröre sağladığı her türlü desteğe son vermelidir. Aksi takdirde, Türkiye meşru müdafaa hakkı çerçevesinde Yunanistan'a karşı uygun gördüğü önlemlere başvurmakta ve sonuç alana kadar da bunları tırmandırmakta kendini serbest addedecektir."
       Uluslararası ilişkilerde, bunlar ağır ifadelerdir. Ancak, Atina'nın bilmesi gereken, Türkiye'nin son derece sabırlı, fakat bir konuda tutumunu saptadıktan ve bunu alenen ilan ettikten sonra da, gayet kararlı bir hareket hattı izlediğidir... Bu açıdan, Türkiye'nin Suriye'ye karşı uyguladığı caydırıcı politika Yunanistan'ın kulağına küpe olmalıdır...
       Esasında, Yunanistan'ın uluslararası terör örgütleriyle sıkı bir işbirliğine girerek ülkemizin toprak bütünlüğünü hedef alan ve ulusal çıkarlarımıza zarar veren eylemlere destek vermesinin başlangıcı Türkiye'nin Kıbrıs'a yaptığı askeri müdahalenin hemen sonrasına rastlar.
       Bu dönemde, Yunanistan'la Kıbrıs Rum yönetimi, Türkiye'yi içinden çökertmek ve intikam almak için ülkemize düşman terör örgütleriyle işbirliği yapma kararı aldılar ve önce Ermeni terör örgütü ASALA'ya destek vererek sözde Ermeni soykırımı iddiasının horlatılmasına yardımcı oldular... ASALA, Türkiye'nin dış temsilcilikleri üzerinde ölümcül bir tehdit oluşturdu ve 40'tan fazla Türk diplomatıyla yakınlarını ve bir o kadar da yabancıyı katletti.
       Yunanistan'ın uluslararası terörle tam içli dışlı hale gelmesi 1980'lerde Papandreu iktidarı sırasında gelişti. Bu dönemde, Güney Kıbrıs'la Yunanistan'da PKK ile ASALA için yeni eğitim kampları açıldı. Lübnan'a Apo'nun teröristlerini eğitmek için emekli Yunan subayları gönderildi ve iktidar partisi PASOK'un PKK ile işbirliği yoğunluk kazandı. Dahası, Yunanistan, Türkiye'ye zarar verebilecek tüm terör örgütlerine kapılarını açtı.
       Türkiye'nin, Yunanistan'ın bu tutumu karşısında ciddi bir tepki göstermemesi Atina'yı cesaretlendirerek, PKK teröristlerini ülkesinde barındırmaya, eğitmeye ve onlara her türlü lojistik yardımı sağlamaya yöneltti. Atina bununla da yetinmedi. PKK teröristlerini Türkiye'ye karşı sabotajlar düzenlemek için kullandı.
       Görüleceği üzere, Türkiye'nin Yunanistan'a kaşlarını çatarak "Ayağını denk al. Yoksa..." demesinin zamanı çoktan gelip geçmişti.



Yazara E-Posta: selekdag@milliyet.com.tr

© 1999 Milliyet