8 Şubat 2000 Salı 
 ANA SAYFA
 SİYASET
 HABER
 EKONOMİ
 DÜNYA
 SANAT
 YAŞAM
 SPOR
 YAZARLAR
 ENTELLEKTÜEL B.
 ÇİZERLER
 İNTER EKRAN
 HAVA DURUMU
 GAZETE PAZAR
 VİTRİN
 İNTER@KTİF
 21.YÜZYIL
 PAZAR SOHBETİ
 SAĞLIK HATTI
 E-POSTA
 ARŞİV
 KÜNYE
 TÜRKÇE KARAKTER
 REKLAM TARİFESİ
 YARDIM SAYFASI
 IN ENGLISH
Evren: Darbeyi Demirel'e iki kez haber verdim

Gazeteci Arcayürek'in anıları yeni tartışmalar yaratacak...

Haber Merkezi


hab04.jpg        "Demirel'e müdahaleyi önceden haber verdim... Hükümetten istifaya yanaşmadığı haberi geldi... Turgut Özal'ın Nakşibendi olduğunu bilmiyordum. MİT, Turgut Özal hakkında bize hiçbir bilgi vermedi."
       Türkiye'nin 7. Cumhurbaşkanı Kenan Evren'e ait bu sözler, gazeteci - yazar Cüneyt Arcayürek'in "Büyüklere Masallar - Küçüklere Gerçekler" başlıklı dizi kitaplarının Bilgi Yayınevi'nce yeni yayımlanan ikinci cildinde yer alıyor.
       Arcayürek, "Bir Giden Bir Gelen Bir Bekleyen" başlıklı kitapta, Genelkurmay Başkanı olarak 12 Eylül 1980 darbesini yöneten Evren'in Cumhurbaşkanlığı'ndan ayrılışı ile Turgut Özal'ın Köşk'e çıkış sürecini, yakın tarihteki bazı önemli olaylara geri dönüşler yaparak anlatıyor.
       Bir bölümü Arcayürek ve tartışmaların muhatapları tarafından çeşitli zamanlarda yayımlanan olayların belgesel bir çalışmayla aydınlatıldığı 488 sayfalık kitabın bazı bölümleri şöyle:

Süleymancı oylar DYP’ye

       Demirel ... (26 Mart 1989 yerel) seçim sonuçlarını inceliyordu. Üç büyük kent dışında DYP çok iyi sonuçlar yakalamıştı. Örneğin Antalya'da iki ilçe dışında her yerde kazanmışlardı.
       Süleymancıların durumu neydi?
       "Serbest bıraktılar."
       Alanya gezimizde bir gece Süleymancıların ziyaretini Demirel'e sormuştum. "Normal"di. "Eski AP Başkanı, normal ziyaret" demişti. Oysa o çevrelerde önemliydi Süleymancılar. ANAP'ın eridiğini görüyorlardı. Süleymancıların başı Kemal Kaçar gezideymiş, dönünce Demirel'le buluşacaktı. Demirel bana Alanya'da, "Bunları (Süleymancıları) biz rahat ettirdik. Bu seçimde bize oynayabilirler" demişti. Yerel seçimde Süleymancı oylarını serbest bıraktıklarına göre, ilk genel seçimde DYP'ye verebilirlerdi."

"Şah'ın kızkardeşi o...'nun biriydi"

hab041.jpg Günün önemli konularından biri Pakistan'da Butto'nun akıbeti. Sonra birden konuyu (İhsan Sabri) Çağlayangil açtı:
       "RCD toplantısı vardı, Tahran'daydık. 'Şah'ın kızkardeşi Prenses Eşref de gelecek' dediler ve geldi. Şifon bir elbise giymiş, içi görünüyor. O.....nun biriydi (Çağlayangil'in telaffuz ettiği sıfatı Milliyet kodladı). Önüne gelenle yatıyordu. O sırada Dışişleri Bakanı olarak Butto da orada. Ama kafayı çekmiş, sarhoş. Eşref'le flört etmek istiyor. Oradan çıktık otele geldik... Butto bana; 'Eyüp Han (Pakistan Devlet Başkanı) bana, Amerikalılar senin Çin'le yakın ilişkide olduğunu söyleyerek Dışişleri Bakanlığı'nda kalmanı istemiyorlar, istifa etsin diyorlar' dedi... 'Gideceğim istifa edeceğim. Arazim, param var. Cumhurbaşkanı olacağım' dedi... İstifa etti. Çalıştı çabaladı. Cumhurbaşkanlığı onu doyurmadı. Başbakan oldu. İki orgenerali emekli etti. Ziya Ül Hak korgeneral iken onu Genelkurmay Başkanı yaptı. Butto, Ziya Ül Hak için 'Bana köpek gibi sadıktır' diyordu. Ziya Ül Hak Butto'yu devirdi ve..."

Evren: Halka güven olur mu?

       Kenan Evren, 2 Nisan 1981'de "Devlet Başkanı" olarak siyaset dünyasından görüştüğü az sayıda isim arasında yer alan İhsan Sabri Çağlayangil'e anlatıyor:
       "... Bizi teşvik eden, cesaret verenler de var. 'Halk sizi tamamen destekliyor. Arzularınızı korkusuz gerçekleştirebilirsiniz' diyorlar. Ben bunlara uysam veya Kaddafi yahut Saddam gibi olsam, hemen referanduma gidip kendimizi ortaya koymak yoluna giderdik. Ama Amerikan dergisine verdiğim beyanatta da açıkladığım gibi, bu tezahürlere kapılmıyorum. Eksik olmasınlar, Allah razı olsun millet destekliyor ama, halka güven olur mu? Beğendiği stadyumda çılgınca alkışlar, kıyamet koparır. Ama aynı adam hele bir gol kaçırmayagörsün. Basar yuhayı... Bununla beraber sadece ben değil, bütün kumandanlar ve bizimle görüşenler, liderlerin eski çekişmelerinin geri gelmesini önleyecek tedbirlerin alınmasında ittifak ediyorlar."

Biz gelmesek komünistler gelecekti

       Evren Arcayürek'e anlatıyor:
       "... Müdahaleye karar vermek çok zor bir olaydı... Düşününüz biz sonra ortaya atıldık, 'Ya herru ya merru' dedik. Başarılı olmasaydık biz gidecektik, yerimize onlar gelecekti. İktidarda komünistler olacaktı... 22 Temmuz 1980'de yapılacaktı müdahale... CHP ile MSP hükümeti düşürmekte birleşmişlerdi... Hükümet sanırım 6 oy farkıyla güvenoyu aldı. Emin Paksüt bize 'Güvenoyu alan hükümeti düşürmenin içeride ve dışarıda olumlu karşılanmayacağını' söyledi. Vazgeçildi, ertelendi... 4 Ağustos şurasında bazı generalleri emekliye sevk etmiştik. Birden hatırıma geldi. 'Yahu' dedim, 'Emekli olanlardan bazıları ya planı alıp giderse...' Hemen toplayın emrini verdik. Toplandı, ancak bazı komutanları ordudan ayırmıştık. Ama ayrılan arkadaşların hiçbiri müdahaleden ve plandan bahsetmedi."

MİT, Özal’la ilgili hiç bilgi vermedi

hab042.jpg Arcayürek, "Parti izni verirken Özal'ın Nakşibendi olduğunu bilmiyor muydunuz?" sorusunu yöneltiyor. Evren'in yanıtı, "MİT, askeri müdahaleyi Başbakan Demirel'e haber vermedi" türünden eleştirileri, bu kez askerler açısından tartışma zeminine taşıyor:
       "Hayır. Ben arkadaşlarla konuştuktan ve onların tereddütlerini aldıktan sonra Özal'a 'Bak' dedim. 'Kadroda MHP ve MSP'li olmayacak.' Çünkü arkadaşlar, Özal'ın eski bir MSP'li olmasından kuşkulanıyorlardı. Özal bana, 'O partiden ağabeyim nedeniyle aday oldum, sonra ilişiğimi kestim' dedi... Vetolar yapılırken bazı kişiler hakkında bilgi MİT'ten ve Emniyet Genel Müdürlüğü'nden geliyordu, ona göre karar veriyorduk. (Durdu) Oralardan pek çok ANAP kurucusu hakkında - Özal hakkında da - hiçbir bilgi gelmedi."

Bayar’ın şok sözleri: DP hizip hareketiydi

hab043.jpg Üçüncü Cumhurbaşkanı Celal Bayar'ın kızı Nilüfer Hanım'ın, 1983'te partiler kurulurken Demirel'in babasına liderlik teklif etmediği haberleri üzerine DYP'de tartışma çıkar. Arcayürek, 5 Ağustos 1989'daki ilginç bir ayrıntıyı aktarıyor:
       Demirel, "3 Mayıs 1983 günü ben yalnız değildim" dedi. "Bayar'la konuşurken, (Münif) İslamoğlu, Sadettin Bilgiç, Hüsamettin Cindoruk, Mükerrem Sarol da vardı. Orada bulunanlar yalanlama göndermeli. Ben Bayar'a '1946'da başlayan Demokrat Parti hareketini buraya kadar getirdik. Artık sizin tekrar başımıza geçerek bu olayı sürdürmenize yardımcı olmanız gerekiyor' dedim. Celal Bayar, 'Demokrat Parti hareketi bir hizip hareketiydi' demez mi? Bir parti kurarken başımıza geçmesinde ısrar ettik. Hatta ben 'Kabul ediyor musunuz?' diye sordum. Bana, 'Kabul etmesem program ve tüzüğünüzü sorar mıyım, bunları hazırlayan arkadaşlarla konuşmayı ister miyim?' diye yanıt verdi. Ertesi günü vazgeçti."
       İsmet Sezgin'le yan yana oturuyoruz. Kulağıma eğildi. "Biz de bu adamların peşine takılıp yıllarca koştuk" dedi. "DP bir hizip hareketi, diyor bak."

"Müdahaleyi Demirel'e haber verdim"

       Kenan Evren, Demirel ile Mayıs 1998'deki görüşmesini elindeki notlardan Arcayürek'e aktarıyor:
       "12 Eylül'den evvel müdahaleye karar verdiğimizde sizin iktidarda olmamanızını çok istedik. (Güldü). Hani, 12 Mart, sonra bir ikinci. Hep Demirel'i buluyor darbeler, denmesin diye düşündük. Güvensizlik oyu alan bakanlar istifa ediyor. Ama hükümet kalıyor. Hükümet güvenoyuna gitse ve güvenoyu alamasa 'Bizim işimiz kolaylaşacaktı' dedim. Nitekim müdahaleyi Demirel'e duyumsattım. Haber yolladım, belki ulaşmadı! Sanırım Hollanda Sefareti'nde bir kabuldeydik. Mehmet Yardımcı'ya 'Bakanlar bir bir güvenoyu ile indiriliyor. Dışişleri Bakanı da düşürse hükümet güvenoyu istesin; hükümet düşerse bizim işimiz kolaylaşır' dedim. Çünkü, hükümet düşsün, ondan sonra müdahale edelim diye düşünüyorduk. ...Aramızda kalsın. Ben, Demirel hükümetinin Milli Savunma Bakanı İhsan Birincioğlu ile de Süleyman Bey'e haber gönderdim 'güvenoyu istesin, düşürecekler, istifa etsin' diye. Birincioğlu, Süleyman Bey'e gitti ve konuşup geldi. 'Yanaşmıyor' dedi. ...Süleyman Demirel tam bir politikacı. İyi yalan söylüyor."

Demirel: Hükümet darbeyi mi kolaylaştıracak!

       Arcayürek, Evren'in darbeyi haber verdiği yolundaki sözlerini de içeren sohbeti de ileteceği görüşme için 18 Mart 1990 gecesi Demirel ile buluşur:
       "Yukarı kattan indi... Demirel geldi ve baktım ki (notlarımdan yazıyorum) çok bozuktu. Hele her zamanki o sevecen hali yoktu. Yadırgamadım değil, yadırgadım. Evren Paşa'nın müdahaleyi haber verdiğiyle ilgili sözlerini içeren metni okusun diye vermek istedim. 'Siz okuyun' dedi. Böyle davranmazdı. Belki gözlüğü yanında değildi. Ama bir mazeret de söylemiyordu. Evren'in 'güvenoyu alamayıp hükümetten çekilsin, bizim işimizi de kolaylaştırsın' diye haber gönderdiğini anlatıyordum. Demirel, daha önceki ... görüşünü yineleyerek; 'Şapkasını aldı gitti, diyeceklerdi. Bu sebeple güvenoyuna başvurmadım ve tabii istifa da etmedim' dedi. Evren'i doğruluyor, ama hem insan, hem siyasetçi olarak gerekçesini söylüyordu. Demirel şöyle diyordu: Öyleyse... Bu (Evren'in) mantığa göre hükümet darbenin işini kolaylaştıracak! Ama niye? Darbeyi yapacak. Darbeden vazgeçmiyor. Darbeyi kolaylaştırmasını hükümetten istiyordu. Böyle bir çıkışa razı olamazdım!"

Kitaptan satır başları

       * Baktım Necmettin Erbakan Hoca kürsüde esiyor. "Özal ABD'nin müdürüdür, ne isterse yapar" diyor. Geldi konuşmadan sonra yanıma oturdu. "İyi de Hoca bu sözler. Turgut senin de, benim de adamımızdı" diyecektim, vazgeçtim. (Demirel)

       * Moskova'da Meclis Reisi anlattı: "Buraya De Gaulle geldi. Bizden füze rampalarını görmeyi istedi, gösterdik. Sordu: 'Bunlar nereye yönelik?' 'NATO merkezine' dedik. De Gaulle 'Ama NATO merkezi Paris'te' dedi. 'Paris bizi ilgilendirmez. NATO merkezi orada' dedik. De Gaulle döndü ülkesine. NATO'nun askeri kanadından çekildi., NATO'yu Fransa'dan çıkardı. Brüksel'e gönderdi." (Çağlayangil)

       * Özal'ın Cumhurbaşkanı olmak için siyasal hazırlıklara henüz giriştiği sırada Demirel şöyle dedi: "Özal Cumhurbaşkanlığı fırsatını kaçırmaz. Doğrusu ben de, Turgut Özal'ın durumunda ve yerinde olsam hemen kendimi seçtiririm."

       * Son tartışmayı (12 Eylül) açmakla Demirel iyi yapmadı. Hala bozuk ve kızgın Evren. Evren çok sertti. Şunu da söyleyelim, bunu da söyleyelim, diyordu karşı açıklamalar yazılırken. Yumuşatıyorduk... Demirel'i hala sevmiyor... Evren'e kalsa açıklamalarda çok sert sözler yer alabilirdi... "İhtirası bitip tükenmeyen... 12 Eylül'e gelişin tek amili" gibi sözler koymak istiyordu. (Ali Baransel)

       * "Turgut Özal'ı başımıza getirdi" diyorlar. Özal'ı biz nereden tanıyacaktık. Başbakanlık Müsteşarlığı'na, DPT Müsteşarlığı'na Süleyman Bey getirdi Özal'ı. Sonra, 1960 ihtilali olmasaydı, Süleyman Bey lider olabilir miydi? (Kenan Evren)


© 1999 Milliyet