5 Mart 2000 Pazar 
 ANA SAYFA
 SİYASET
 HABER
 EKONOMİ
 DÜNYA
 SANAT
 YAŞAM
 SPOR
 YAZARLAR
 ENTELLEKTÜEL B.
 ÇİZERLER
 İNTER EKRAN
 HAVA DURUMU
 GAZETE PAZAR
 VİTRİN
 İNTER@KTİF
 21.YÜZYIL
 PAZAR SOHBETİ
 SAĞLIK HATTI
 E-POSTA
 ARŞİV
 KÜNYE
 TÜRKÇE KARAKTER
 REKLAM TARİFESİ
 YARDIM SAYFASI
 IN ENGLISH
Gözyaşları yetmedi

Aslı Öktener İstanbul


hab0000.jpg        Ağrı Dağı'nda inişe geçtiği sırada uçuruma yuvarlanarak yaşamını yitiren Atlas Dergisi muhabiri ve AKUT üyesi İskender Iğdır'ı, sevenleri son yolculuğuna gözyaşlarıyla uğurladı. Iğdır'ı alkışlarla uğurlamak isteyenleri uyaran imam, alkış yerine dua edilmesini istedi.
       Iğdır'ın cenazesi, dün sabah saatlerinde Ataköy 5. Kısım Camii'nin morgundan alınarak önce Bakırköy Osmaniye'deki evine sonra da çalıştığı Atlas Dergisi'ne götürüldü. Dergi binasının önündeki törende konuşan mesai arkadaşı Özcan Yüksel, Iğdır'ın, temiz kalpli, sessiz, gösterişten uzak bir yaşam sürdürdüğünü belirterek, şunları söyledi:
       "İskender, 29 Ekim'de Ağrı Dağı'na çıktı. Ağrı'nın resmini yaptı. Daha sonra Ağrı'ya yine çıkmak istediğini söyledi. Bir kez daha çıktı, garip bir şekilde döndü. Ağrı Dağı'ndan fır diye geçerek aramızdan ayrıldı."
       Oğlunun Ağrı Dağı'ndaki cesedinin alınmasında büyük özveri gösteren TSK ve AKUT üyelerine teşekkür eden baba Iğdır da "Benim oğlum gitti, ama damadım (Kemal Oktar) onun AKUT'taki boşluğunu dolduracak" dedi.
       Okunan duanın ardından bir süre omuzlarda taşınan Iğdır'ın naaşı, karanfil yağmuru altında cenaze arabasına bindirildi. Iğdır'ın naaşı daha sonra konvoy eşliğinde Ataköy 5. Kısım Camii'ne getirildi.
       Burada konuşan Devlet Bakanı Fikret Ünlü, Iğdır'ın adını yaşatmak için, Iğdır Spor Salonu'na adını verdiklerini belirterek, "İskender'in ölümü dağcılık sporları açısından çok büyük bir kayıp" dedi.

hab00001.jpg

Küçük Tuğba da oradaydı

       Törene katılan, 17 Ağustos depreminde Yalova'da göçük altında kaldıktan 17 saat sonra Iğdır tarafından kurtarılan Tuğba Ekşi (12) de cenaze namazı öncesi Iğdır'ın tabutu üzerine karanfil bıraktı. Iğdır'ın ölümü nedeniyle çok üzgün olduğunu belirten Ekşi, "İskender Abi, İzmit depreminde birçok insanın hayatını kurtardı ama maalesef kendisini kurtaramadı" diye konuştu.
       Cenaze namazının ardından Iğdır'ın cenazesi Bakırköy Mezarlığı'nda toprağa verildi. Iğdır'ın cenaze törenine babası Yusuf ve annesi Güler Iğdır'ın yanı sıra, AKUT üyeleri, aralarında bakan ve milletvekillerinin bulunduğu çok sayıda seveni katıldı.


İskender'i ihmal öldürdü

       Cehennem Deresi'ndeki ölümün getirdiği tartışma:
       Ercüment İşleyen

       Ağrı Dağı zirvelerinde, 4 bin 900 metre yükseklikteki Cehennem Deresi, yumuşak karların altında gizlediği buz zemini ile AKUT üyesi genç dağcı İskender Iğdır'ı aramızdan aldı. Cehennem Deresi, 35 metre uzunluğundaki tehlikeli geçidi ile bugüne dek çok sayıda dağcının da yaşamına mal oldu.
       Iğdır'ın cenazesi gözyaşları arasında toprağa verilirken, dağcılık çevrelerinde "ihmal mi var" kuşkuları da yüksek sesle dile getirilmeye başladı. Eleştirilerin odağındaki isim, kaza geçiren dağcılık ekibinin başı Nasuh Mahruki ise şimdilik suskunluğunu koruyor.

Hafife almışlar

       Ağrı Dağı'na 1970 yılında ilk kış tırmanışını gerçekleştiren ve Türkiye Dağcılık Federasyonu kurucusu olan Bozkurt Ergör, ortada büyük bir tedbirsizlik olduğunu öne sürüyor. Ergör, Cehennem Deresi'ni şöyle tarif ediyor:
       "Ağrı Dağı'nın en çok dikkat edilmesi gereken ve en tehlikeli bölgesi. Orası cam gibi buz olur. Anladığım kadarıyla ekip kendine aşırı güvenden orasını hafife almış. Normal şartlarda buza çivi çakıp, iple kendilerini güvene alıp geçmeleri gerekirdi ve bu kaza olmazdı. Ben o bölgeyi iyi biliyorum. 1989 yılında aynı yerde ölen Dr. Halil İnişkan'ın cesedini ben bulup indirmiştim."
       Dağcılık sporuna gönül verenlerin duayenlerinden kabul edilen Ergör, kazadan teknik olarak ekip başının sorumlu tutulacağını iddia edip ekliyor:
       "Dağcılıkta, gerekli tedbirleri alıp ekibin güvenliğini sağlamak ekip başının sorumluluğundadır. Aslında burada dikkatsizlik ve tedbirsizlik sonucu ölüme sebebiyet verme suçu var. Bugüne kadar dağda 25'e yakın çocuk öldü. Yakınları mahkemeye verse hukuki sonuçlar doğar."

İlk kim düştü?

       İskender Iğdır'ın yaşamına mal olan kazada, ekip üyelerinin tümünün düşmesi akıllara "ilk kim düştü" sorusunu getiriyor. Dağcılık çevreleri ve kaza geçiren ekibin anlatımları, Cehennem Deresi geçişi sırasında, ilk düşen ve diğerlerinin de dengesini yitirmesine yol açan kişinin Prof. Dr. Kuvvet Lordoğlu olduğunu gösteriyor. Dağcılık sporunun önemli isimlerinden Mehmet Gülbiz, Lordoğlu'nun deneyimli bir isim olmadığını söyleyerek şunları anlatıyor:
       "Kendisi iyi arkadaşımdır. Ancak sporcu kimliği yoktur. Bir ekipte herkes birbirine eşit olacak diye kural yoktur. Ancak yanınızda tecrübesiz birisi varsa güvenlik önlemlerini eksiksiz uygulamanız gerekir. Önlemler tamamen yerine getirilseydi, düşenler teleferikte olduğu gibi havada kalır, ancak hayati tehlikeyle yüzyüze gelmezlerdi."

Buz vidaları yoktu

       Türkiye Dağcılık Federasyonu Başkanı Alaaddin Karaca, Ağrı Dağı'na tam 69 kez tırmanmış 30 yıllık bir dağcı. Ağrı Dağı'nda çığ, kaya düşmesi gibi tehlikelerin olmadığını, sadece yüksek irtifaya uyum ve zirvede buzul geçişi sorunu bulunduğunu belirterek, yapılması gerekenleri şöyle özetliyor:
       "Dağcılıkta kullanılan malzemeler vardır. Yeri geldiğinde kullanmaz, birbirinizle yardımlaşmaz ve dağı hafife alırsanız kazaya uğrarsınız. Bu geçitte buz vidası kullanılması gerekiyordu. Çünkü buz kazması o zeminde fazla derine saplanmaz sadece ucu girer. Çivili ayakkabılar da yetersiz kalır. Ekip başı buz vidalarını çakarak halkasına ipi geçirir ve ekibi güvenli bir şekilde ipe bağlayarak öbür tarafa ulaştırır. Öğrenebildiğimiz kadarıyla ekibin buz vidası yokmuş. Ekibin kaza sonrasında anlattıklarında çelişkiler var. İfadeler birbirini tutmuyor. Burada ekip başının görevinin ekibi sağlıklı bir şekilde doruğa götürmek ve geri getirmek olduğunu unutmamak lazım."

       AKUT'ta tartışma: Kaskları da yoktu
       AKUT üyeleri de kazadan sonra kendi aralarında yaptıkları toplantıda kazayla ilgili bulguları bir araya getirerek tartıştılar. Toplantıya katılan bazı Akut üyelerinin anlatımına göre tartışmada eleştiriler şu noktalarda toplandı:
       * Nasuh Mahruki, ekim ayında yaptığı tırmanışta da yanına ip almadı ve bu yüzden tehlike atlattı. Bu sefer de yanında ip olmaması ihmaldir.
       * Yanlarında buz vidasının olmaması büyük bir ihmal. Hiçbir faydası olmadığı halde ipe elle tutunup emniyet alınmaya çalışılmış.
       * Başlarında kask bulunmaması bir diğer hata.
       * Ekibin kendisine aşırı güveni İskender Iğdır'ın ölümüne neden oldu. Oysa aynı yerde 1989 yılında da benzer bir şekilde bir dağcı yaşamını yitirmişti. Bu dikkate alınmalıydı. Nasuh Mahruki'nin 1998 yılında yaptığı tırmanışta ekip üyesi bir Bulgar dağcı yaşamını yitirmişti.
       * Ekipte deneyimsiz olduğu belirtilen Kuvvet Lordoğlu'nun bulunması, geçiş sırasında kayıp ekibin dengesini bozması, kazanın nedenlerinden biri olarak görülebilir.



© 2000 Milliyet