8 Haziran 2000 Perşembe 
 ANA SAYFA
 SİYASET
 HABER
 EKONOMİ
 DÜNYA
 SANAT
 EĞİTİM
 YAŞAM
 SPOR
 YAZARLAR
 ENTELLEKTÜEL B.
 OKUR TEMSİLCİSİ
 ÇİZERLER
 KENT HABERLERİ
 SAĞLIK
 ÇEVRE
 MAGAZİN
 OTOMOBİL
 ASTROLOJİ
 İNTER EKRAN
 HAVA DURUMU
 VİTRİN
 TEKNOLOJİ
 İŞ YAŞAMI
 TURİZM
 PAZAR SOHBETİ
 E-POSTA
 ARŞİV
 KÜNYE
 TÜRKÇE KARAKTER
 REKLAM TARİFESİ
 YARDIM SAYFASI
Barok’un altın kızları

Barok Festivali çerçevesinde turneye çıkan kadın sanatçılar, İtalyan hacılarla, Mardinli kadınları müzik ekseninde bir araya getirdi

GÜLSEN YÜKSEL


yas02.jpg        İstanbul Barok’tan dünyaca ünlü altı kadın sanatçı, imece usulüyle düzenledikleri Anadolu turnesinde İtalyan hacılarıyla, Mardinli kadınları bir araya getirdi. Meryem Ana’ya adanmış müziklerle, Yunus’a ait ilahiler birlikte söylendi. İnançlar, kendini müziğin büyüsüne bıraktı.
       Bu yıl altıncısı düzenlenen Barok Festivali’nde 14 gün süren Anadolu turnesi sponsorsuz, devlet desteksiz gerçekleştirildi. Klavsenist Leyla Pınar, dünyaca ünlü opera solistleri, Nursel Öncül, Lynne Trepel, Işın Güyer, Asya Kafkasyalı, Şebnem Tuncay Ünal’dan oluşan altı ‘barok kadın’ her dilden dostluk ve sevgi şarkılarını seslendirdiler. Meryem Ana’ya adanmış barok müziklerden Bach’a ve Itri’ye, mevlit ilahilerinden Yunus Emre’ye uzanan, inançların dışarıda bırakıldığı dostluk festivali, imece usulüyle gerçekleştirildi. İstanbul Barok’un Tarsus’a girişi engellenirken, Kapadokya’dan, Mardin’e kadar halkın, Bachlı, Yunuslu festivale ilgisi büyüktü.

Halk destekledi

       Festivalin sanat yönetmeni ünlü klavsenist Leyla Pınar, “Parasız da büyük organizasyonlar yapılabileceğini gördük. İbreti alem bir festival gerçekleştirdik" diyor. Festivalde herkes kendi uçak parasını ödedi. Yöredeki halk dolmuş paralarını almadı. Vakıf olmadıkları için devletin vermediği desteği festivalin düzenlendiği yörelerdeki bazı oteller ve halk verdi. Kültür turizmi gerçekleştiren Karıncalar Seyahat Acentası ve City Windows Tourism ilişkileri sağladı. Bilgi Üniversitesi’nden sinema öğrencisi Ali Pınar festivali küçük kamerasıyla çekti.
       “Arkanızda bir banka ya da bir işyeri olmayınca yaptığınız değersiz bulunuyor genellikle. İstanbul Barok Haftası, İstanbul Tophanei Amire’de başladı, Kapadokya’ya kadar gitti. Anadolu insanı bizim arkamızda sponsor aramadı" diye yakınıyor Leyla Pınar.

Altı farklı bölge

       İstanbul Barok Festivali’nde 2000 yılının Hristiyanlık tarihi açısından önemi dikkate alındı. Kapadokya, Yedi Kiliseler, Demre, Tarsus, Antakya, Mardin gibi Anadolu’nun altı farklı bölgesinde konserler planlandı.
       Pınar, festivalin gerçekleşme sürecini şöyle anlatıyor: “İstanbul Barok" olarak 2000 yılını nasıl değerlendireceğimizi düşünüyorduk iki yıldan bu yana. Çünkü, barok müziklerinin repertuvarı, mitolojiyle birlikte, Hıristiyanlığın ve tek tanrılı dinlerin konularıyla ilgili birçok yapıt içeriyor. Toprakları, geçmişin büyük mirasını taşıyan bir ülkenin insanı olarak kendimizi görevli hissettik bu yıla hizmet için."

Dünya büyük bir köy

       Pınar, “Dünya bizim köyümüz oldu artık" derken, müziğin de farklı inanç ve kültürlerden gelen bu köyün insanlarını bir araya getirdiğini söylüyor. “Bugün ibadet yapılamayan mekanlarda müzikle insanlar bir araya geliyor. Bir huşu içinde oluyorsunuz inanç bitiyor ve bir sentez ortaya çııkyor. Müziğin soyut büyüsüyle değişik bir iletişimin içine giriliyor."
       Bu iletişime turne boyunca şahit olduklarını söyleyen Pınar, “Zangocu, müze bekçisi, eğitim müdürü, vali, tarladan çocuğu kucağında gelmiş köylü kadın, Amerikalı turist, İtalyan hacıları vs. hepsi birbirine başka türlü yaklaştılar. İnsanın insana art niyet beslemeden bir arada olabileceğine örnek oldular" diyor.

Müzik ayırmıyoruz

       Leyla Pınar, hiçbir müziği ve dinleyicisini küçümsemediklerini belirterek, “2000 yılına katılabilmek için uzun yılların deneyimi gerekiyor. Saplantılardan uzak olmak gerekiyor. ‘Böyle bir izleyiciye söylemem, çalmam’ diyen düşünceler var" diyor. Türk bestecilerini dünyaya tanıtan Işın Güyer’den uluslararası üne sahip diğer solistlere kadar İstanbul Barok, Mardin’de tarlada çalışan kadının da kendilerini anlayacağını düşünüyor.
       Onların bu düşüncesi sayesinde Kırklar Kilisesi, St. Pier Mağara Kilisesi’nde, Demre’de, Sarıhan Kervansarayı’nda, Anadolu’nun bozkırında, Amerikalı, Avrupalı turistler hep birlikte mevlevi ayini izlediler, herkes kendisini bozkırların ortasında çok mutlu hissetti. İnançlar, yerini müziğin soyut büyüsüne bıraktı.

Otuz yıllık usta

yas021.jpg Leyla Pınar, hayatının 30 yılını Türkiye’de yeteri kadar tanınmayan bir enstrüman olan klavsene adamış. Eğitiminin büyük kısmını Avrupa’da tamamlayan Pınar, İstanbul Devlet Konservatuvarı ile Mimar Sinan Üniversitesi Müzik Bölümü’nde hocalık yaptı. 1995’te 20’nci yılını tamamlayan İstanbul Barok’un kurucusu. Türk bestecilerinin eserlerine de reperpertuvarında yer veren Pınar, “Geleneksel müzikler hiçbir şekilde başka toplumların müziği olamazlar. Sadece birbirlerine renk katabilirler. Bizim bestecilerimizin eserlerini ve bizim ruhumuza ait rengi de ortaya koyarsak bu müzik dünyası için ayrı bir zenginliktir" diyor.
       1985’te İngiliz Hükümeti’nin davetlisi olarak Londra’ya çağrılan Pınar, şu anda Brüksel’de yaşıyor. “Elinizdeki enstrüman dünyayla diyalog kurmak için bir araçtır" diyen Pınar, Avrupa’ya kendi diliyle seslenen bir klavsen ustası bir kültür elçisi.

© 2000 Milliyet