20 Haziran 2000 Salı 
 ANA SAYFA
 SİYASET
 HABER
 EKONOMİ
 DÜNYA
 SANAT
 EĞİTİM
 YAŞAM
 SPOR
 YAZARLAR
 ENTELLEKTÜEL B.
 OKUR TEMSİLCİSİ
 ÇİZERLER
 SAĞLIK
 MAGAZİN
 OTOMOBİL
 ASTROLOJİ
 İNTER EKRAN
 HAVA DURUMU
 VİTRİN
 TEKNOLOJİ
 İŞ YAŞAMI
 TURİZM
 PAZAR SOHBETİ
 E-POSTA
 ARŞİV
 KÜNYE
 TÜRKÇE KARAKTER
 REKLAM TARİFESİ
 YARDIM SAYFASI
Meral TAMER Fotoğrafı: 7727 bayt
Dünya Göz Hastanesi’nde hipermetrop muayene!

       Yıllardır gözlük takan ve rutin kontrollerini aksatmayan okurumuz Hasene Aysuran, geçenlerde göz kapaklarında ağrı hissetmeye başlayınca Dünya Göz Hastanesi’ne başvurdu.
       Aysuran’ı muayene eden doktor, ağrıların nedenini gözlük numarasının tamamen değişmesine bağladı. Oysa okurumuz 6 ay önce aynı hastanede başka bir doktora muayene olmuştu. Bu kadar kısa sürede göz numarasında fazla bir artış olacağına pek ihtimal veremese de doktorun verdiği reçeteyi yaptırdı tabii.
       Yeni camları 52 milyon liraya maloldu. Ancak takar takmaz inanılmaz derecede rahatsız oldu. O gözlüklerle etrafını görebilmesi mümkün değildi. Yine eski gözlüklerine dönmek zorunda kalırken, yeni reçeteyi yazan göz doktoruna giderek şikayetini bildirmeyi de ihmal etmedi. Ancak doktordan “Bu camları ben size denettim, siz de tamam dediniz. Alışırsınız." şeklinde tuhaf bir yanıt aldı. Oysa okurumuzun muayene sırasında denediği camlarla sağladığı görüş kalitesi mükemmeldi.
       Bu çelişkinin nedeni, Aysuran başka bir doktora daha muayene olunca aydınlanıverdi. Okurumuz bir profesörün muayenehanesine gitti, 25 milyon lira muayene ücreti ödedi. Ve sonuçta göz numarasının yükselmediği, sadece kendisine hipermetrop yerine miyop cam verildiği anlaşıldı. Dünya Göz Hastanesi’nin doktoru reçeteyi yanlış yazmış, sonra da hatasını kabul etmek yerine inkârı seçmişti!
       Arkadaşımız İlkay Özcan’ın sorunu Dünya Göz Hastanesi’nin halkla ilişkiler müdürü Özlem Bilgin’e iletmesinin ardından okurumuzun gözleri bir kez daha muayene edildi ve gözlük numarasının hastaneye ilk başvurduğu tarihtekine yakın olduğu anlaşıldı. Bu durumda yeni gözlükleri Dünya Göz Hastanesi yaptırdı.
       Okurumuz sonuçta hakkına sahip çıkmış oldu, ancak profesöre ödediği 25 milyon lira muayene ücreti, git - geller nedeniyle yol paraları, harcadığı zaman ve derdini anlatıncaya kadar çektiği sıkıntı da yanına kâr kaldı!

Dövize endeksli sigorta 9 yılda kuşa döndü

       İstanbullu okurumuz Caner Yurtsever’in babası, 1991’te Emek Hayat’a dövize endeksli hayat sigortası yaptırdı. Aradan 9 yıl geçti.
       Başlangıçta ölüm teminatı 9 bin marktı. Bugün bu teminat 8 bin marka indi. 9 yıl boyunca yatırdığı primlerin toplamı 2100 mark. Bugün sigortadan ayrılsa kendisine ödenecek olan para ise sadece 830 mark.
       Anlayacağınız, dövizle ödeme yaptıkları için kendilerini enflasyona karşı koruduklarını sanırlarken, yatırdıkları para reel olarak değer kaybına uğramış.
       Kendilerine yapılan tek açıklama, babalarının yaşının 55’ten 64’e yükseldiği için ölüm teminatının düşürüldüğü olmuş. Bu işe akıl sır erdiremedikleri için de konuyu köşemize iletmişler.
       Arkadaşımız İlkay Özcan’ın sorularını yanıtlayan Emek Hayat Sigorta’nın müşteri hizmetleri yönetmeni Nihal Öztürk, bu tablonun poliçenin zamanla yatırım amaçlı olmaktan çıkıp, vefat ağırlıklı poliçeye dönüşmesinden kaynaklandığını söyledi. Öztürk şu bilgiyi verdi:
       “3 yıl önce yürürlüğe giren yönetmeliğe göre risk primleri kişilerin gerçek yaşı ölçü alınarak hesaplanmaya başlandı. Önceden Caner Yurtsever’in babasının yatırdığı yıllık 240 markın 130 markı vefat tazminatına gidiyordu. Yönetmelikten sonra vefat tazminatı olarak 227 mark kesilmeye başladı. Bu durumda yatırım için ayrılan para topu topu 13 marka düştü. Onun da getirisi ancak 830 mark etti. Üstelik ödenen yıllık prim başlangıçtaki 9 bin markı karşılamadığı için teminat 8 bin marka indirildi."
       Emek Hayat yetkililerine göre “50 yaşından sonra hayat sigortası yaptıran biri için ödenen prim son derece düşük" ki bu saptama doğru. Ancak okurumuzun poliçesinin değişen yapısıyla ilgili olarak bugüne kadar kendisine bilgi verilmemesi de düşündürücü.

Fahri müfettiş sizi de yakalar

       Belki farkında değilsiniz ama, aslında trafikte sizi izleyen gizli bir göz var; fahri müfettişler. İstanbul’da görev yapan 982 fahri trafik müfettişi, 1997’nin Eylül’ünden beri 64 bin 210 sürücüye ceza kesti. Cezalarda ilk sıraları kırmızı ışıkta geçmek, trafik levhalarına uymamak ve yasak yere park etmek alıyor.
       Geçtiğimiz günlerde İstanbul Emniyet Müdürü Hasan Özdemir ve trafikten sorumlu Emniyet Müdür Yardımcısı Baki Özer’in de hazır bulunduğu bir toplantıda fahri müfettişlerin sorunları masaya yatırıldı.
       Toplantıyı izleyen arkadaşımız İlkay Özcan’ın aktardığına göre İstanbul’daki fahri müfettişlerin bir numaralı sorunu kamuoyunun gönüllülük esasına dayalı bu sivil denetim sistemi hakkında yeteri kadar bilgi sahibi olmayışı. Diyorlar ki, “Sürücüler, yaptıkları hataları sürekli izleyen ve rapor eden birilerinin (trafik polisleri dışında) varlığından iyice haberdar olsa, kural ihlal etmekten daha çok kaçınırlar. O zaman bizim de caydırıcı bir fonksiyonumuz olur."
       Fahri müfettişler diğer sıkıntılarını ise şöyle sıraladılar:
  • “Trafik polislerinden yeterli ilgiyi göremiyoruz. Kimi polis memurları ceza ihbar tutunağını teslim almak istemiyor. Bazen tutanak bile bulamıyoruz.
  • Kesilen cezaların ilgili kişilere ulaştırılıp ulaştırılmadığı hakkında bir fikrimiz yok. Bu konuda bize bilgi verilsin.



    Yazara E-Posta: mtamer@milliyet.com.tr

  • © 2000 Milliyet