1 Temmuz 2000 Cumartesi 
 ANA SAYFA
 SİYASET
 HABER
 EKONOMİ
 DÜNYA
 SANAT
   SİNEMA
   KİTAP
   MÜZİK
 EĞİTİM
 YAŞAM
 SPOR
 YAZARLAR
 ENTELLEKTÜEL B.
 OKUR TEMSİLCİSİ
 ÇİZERLER
 SAĞLIK
 MAGAZİN
 OTOMOBİL
 ASTROLOJİ
 İNTER EKRAN
 HAVA DURUMU
 VİTRİN
 TEKNOLOJİ
 İŞ YAŞAMI
 TURİZM
 PAZAR SOHBETİ
 E-POSTA
 ARŞİV
 KÜNYE
 TÜRKÇE KARAKTER
 REKLAM TARİFESİ
 YARDIM SAYFASI
Geveze kurbağalar, geyik ve bir kedi...

Web’de Kültür Sanat / AVNİYE TANSUĞ


       Çok eski zamanlardan birinde Olympos dağının doruklarında Tanrı Jüpiter yaşarmış... Dağın eteklerinde kocaman bir göl varmış. Bu gölün sakinleri de geveze kurbağalarmış. Geveze kurbağalar neşe içinde, istediklerini istedikleri zaman yaşarlarmış - veya yazarlarmış!- . Bir süre sonra kurbağalar sıkılmış veeee..." diye devam ediyor www.masalci.com adresindeki öykü... Bu masalcı sitesine pekiyi! Sonra, Ezop’un “Aslan, Tilki ve Geyik" masalı. TRT’de:
       www.trt.net.tr. Tilki, “Aslan yerine seni geçirecek, gel" diye geyiği kandırıp, onu aslana bir güzel yediriyor. Beynini de kendisi yiyor. Aslan “Nerede şu beyin" deyince, “Yoktu ki zaten, sizin yerinize geçeceğine inananın beyni olur mu?" diyor.
       “Masalcıöyı, aslında Ezop’u ararken buldum. Ezop’un sebebi, Yetkin İşcen’di... Bilim teknik, düzgün Türkçe deyince akla ilk gelen isimlerden İşcen, geçen hafta arayıp, bozuk örnekleri kaydetmek için defter yetiştiremediğinden söz etmişti. Ben de, dille ilgili ortak dertlerimizi paylaşalım ve Ezop ile başlayalım demiştim...
       Ezop masallarının tam metni şu adreste: http://classics.mit.edu/Aesop/fab.html. Bunlar İngilizce. (Bizde de edebi metinler, hem de ilk yazıldıkları gibi, net’e taşınıyor yavaş yavaş. Ahmet Altan’ın “Sudaki İzöi ile başlayan http://neckobay.tripod.com/ adresindeki “Yasaksız Yayınlaröa bir bakınız!..) .
       Masal kaynaklarında, Akif Pirinçci’nin kedi polisiyesi “Felidae" hakkında kitap, film ve müzikleri için yapılmış sayfalara da sıkça rastlanıyor. Bir tanesini Hannover’den kedi ve leoparsever bir genç, David Benjamin Mehrmann yapmış: http://www.lionking.org/~jammet/animation/felidae/. Bunu buraya koymamın nedeni basit. “Internet fetişizmi" diye de adlandırılan, o “beter" gidişata karşı, bu yeni iletişim ortamının, doğru kullanım örneklerinden biri bu. Elin oğlu, okuyor, yazıyor, izliyor, merak ediyor, sonra bulduklarını dünya ile paylaşıyor, bilgilerini çoğullaştırıyor... Tıpkı bizim 16 yaşındaki Devrim Bali gibi: http://www.geocities.com/menemenli_2000/DEVRIMBALI.html. Devrim’in sayfası David Benjamin’inki kadar sofistike değil henüz, ama olacak. Çünkü “bizden birileri" de, bu konudaki açığı kapatmaya çalışıyor. Mesela, eski gazeteci, dostumuz Hakkı Öcal. Öcal, hanidir “Anadolu’nun bağrındaki" gençleri bu konuda eğitmek için, bıkmadan, üşenmeden, ta Washington’dan, sorulara cevap veriyor, yol gösteriyor. Neyse ki, www.ocal.net sitesini açmış da, belki kendine biraz daha fazla zaman kalacak...
       “3. Manifesto" ve “Sınır Sendromu"...
       Haldun Dostoğlu, geçen perşembe, Cumhuriyet’te, Türkiye’den Bülent Şangar’ın davet edildiği “Uluslararası Liyubliyana Çağdaş Sanatlar 3. Bienaliöni yazdı. Slovenyalılar, Bienal için özel bir site yapmışlar: http://www.manifesta.org/. Slovenya Kültür Bakanlığı sitesinde, “kahve" temasıyla sanki yepyeni bir anlatım tarzı denenmiş;
       http://www.gov.si/mk/. Ancak, Bienal programının teori faslında 7-8 Temmuz’da bir sempozyum var ki, kimbilir ne ilginç şeyler tartışılacak. “Borderline Syndrome" = “UluslararasıSiyasalSınır/larSendromu".
       Caz Festivali’nin 7. Yaşını Kutlarken, İKSV’ye bir mesaj!
       Sevgili dostlar, lütfen, gelecek yıllarda, festivallere konuk olacak sanatçılarla ilgili broşürlerin içine ve Web sitenize onlarla ilgili Web adreslerini de koyun. Böylece bazıları, önceden -mesela minimalist müzik için örnekler dinleyip, bu yıl olduğu gibi, salonu terketmeye, ya da “-Makiniiisssseeeeees" der gibi, “çok uzattınız, kesin artık" alkışlarıyla, sanatçılar konseri bitirmeden protestolara kalkışmazlar. Tamam, anladık, her sanatsal etkinlik aynı mükemmellikte olmayabilir, ama, söz kesmek ne kadar ayıpsa, sanatçının ve dinleyicinin dikkatini böyle dağıtmak da, en az o kadar ayıp. Sonuncunun hangi konserde yaşandığını yazarak, delil bırakmaya gerek yok şimdi. Hele Sevin Okyay ile Haşmet Babaoğlu, durup durup, konuyu yeterince açık ederlerken! Aslında söyleyecek başka şeyler de var. Parça bitmeden militanca patlatılıveren alkışlar, saçlara takılan ve en az onbeş santim yüksekliğiyle arkada oturanların görüşünü engelleyen tüylü tokalar vesaire meseleleri gibi.
       İstanbul dışındaki cazseverler için birkaç adres ile bitireyim. Caz Festivali sitesi: www.istfest.org/jazz.htm. Kimi merak ediyorsanız, onu soracağınız arama motoru: www.google.com ! Açılışı, 5 Temmuz’da, İstiklal Caddesi’nde grubu ile hem yürüyüp hem çalarak yapacak James Andrews ve topluluğu hakkında bilgi: http://www.pbs.org/riverofsong/artists/e4-treme.html ve Buena Vista Social Club: www.buenavistasocialclub.com/ resmi sitesi...
       Haftaya!

© 2000 Milliyet