5 Ekim 2000 Perşembe 
 ANA SAYFA
 SİYASET
 HABER
 EKONOMİ
 DÜNYA
 SANAT
 EĞİTİM
 YAŞAM
 SPOR



 YAZARLAR
 ENTELLEKTÜEL B.
 OKUR TEMSİLCİSİ
 ÇİZERLER
 SAĞLIK
 MAGAZİN
 OTOMOBİL
 ASTROLOJİ
 İNTER EKRAN
 HAVA DURUMU
 VİTRİN
 TEKNOLOJİ
 İŞ YAŞAMI
 PAZAR SOHBETİ
 MİLLİYET 50. YIL
 E-POSTA
 ARŞİV
 KÜNYE
 TÜRKÇE KARAKTER
 REKLAM TARİFESİ
 YARDIM SAYFASI
Eritre'de son Türk

Disiplinli ve bilgili. Fedakar ve mütevazı. Gözüpek ve kararlı. Futbolumuzun Suarez Yılmaz’ı, Atalarımızın at koşturduğu Afrika topraklarında, şimdi mutlu bir futbol adamı

ERCAN GÜVEN


spo00.jpg        Eritre ile aynı yarıkürenin aynı meridyeninde olduğumuzun bir FİFA projesiyle farkına vardık bir yıl önce....
       Gözü Avrupa'da, kulağı Amerika'daki bizler, Afrika'nın sadece aç insanlar, vahşi hayvanlar ve ucuz futbolculardan ibaret olmadığını, orada bizlerin düzeyine gelebilmek için can atan meridyen komşularımızın da bulunduğunu hatırladık... Başta futbol federasyonu, kolları sıvadık.
       Projenin adı "meridyen", konusu "yardım", kardeş ülkemiz Eritre'ydi. Önce haritalarda yerini aradık.
       1991'den sonra basılanlarda Kızıldeniz kıyılarında bulduk onları. Halbuki biz oraları Etiopya sanırdık...
       Şimdi bize bir "fedakar" gerekiyordu... Bilgili ama mütevazı... Disiplinli ve kararlı... Hem gözünü budaktan sakınmayan, hem de zorlukların üstesinden gelmeyi yaşam tarzı yapan... En önemlisi de para değil, bilgilerini insanlığa aktarmak peşinde koşan...
       Eşkal, Yılmaz Yücetürk'ü tarif ediyordu.
       Hani şu, gençliğinde futbol oynarken "Suarez" lakabını almış, ardından sporun ilmini yapmış, yeşil sahasından metodlarına kadar futbol adına portfeyümüzde ne varsa, birçoğunun altında "Planlama Kurulu Başkanı" olarak imzası bulunan ve yıllar önce Fenerbahçe'ye teknik direktör olarak "hayatının hatasını" yapan Yılmaz Yücetürk...

Temel inşa etti

       Tereddütsüz gitti oraya Yılmaz Hoca. İyi ki de gitmiş...
       Atalarımız topraklarını fethetmişti Eritreliler'in... Yücetürk kalpleriyle yetinmiş...
       Türkler, Kızıldeniz kıyısında Massawa gibi bir liman kurmuşlardı. Yücetürk, futbolun temelini inşaa etmiş...
       "Karşılığında ne mi alıyorum" diyor Yücetürk, "Türkiye'deki ikinci lig takımının antrenöründen az para. Ama trilyonlarla ölçülemeyecek bir sevgi ve mesleki tatmin."
       Hoca, her işte olduğu gibi boş konuşmuyor. Zaten doğuştan ağırbaşlı, saygılı, sevecen, güleryüzlü Eritre insanı Yücetürk'e adeta tapıyor. Kendi dillerini konuşan ve geleneksel giysileri "kıden habesa"yı gururla giyip aralarında dolaşan bu beyaz adam, bir Afrikalı'nın çok zor rastlayacağı gibi, sadece onların yararına çalışıyor ve hiçbir sömürü amacı taşımıyor.
       Eritreliler buna hem şaşıyor, hem de Yılmaz Hocayı baştacı ediyor...

Cebinden prim veriyor

       Başkent Assmara'nın en lüksleri arasında yer alan evinden çıkınca ilk işi para bozdurmak oluyor. Çünkü Liberetion Caddesi'ndeki sevimli kafede, hocayı Eritreli "fakir" dostları bekliyor. Daha yolda, 13 tanesi bir Dolar eden "Nakfa"lar havada uçuşuyor. Yılmaz hoca Dolar bazındaki maaşıyla Eritre'nin belki de en zenginleri arasında ama, onun parada Dolar'da gözü yok. Kazandığının büyük kısmını, bir türlü savaştan kurtulamayan bu sevimli insanlara dağıtıyor. Hatta Nijerya Milli Takımı karşısında iyi futbol oynayıp berabere kalan Milli Takım futbolcularına cebinden 1000'er Nakfa pirim bile veriyor.
       Doğrusu, Türk Futbol Federasyonu'ndan Acıbadem Hastanesi'ne kadar bir sürü kuruluş ve insan da, bu insani davada Yılmaz Yücetürk'ün arkasında.
       Eritre'de Türk olduğunuzu söyleyince, insanların bir tek boynunuza sarılmadığı kalıyor. Onlar şimdilik bütün Türkleri, Yılmaz Yücetürk gibi yetenekli, becerikli, prensip sahibi ve iyi niyetli sanıyor. "Bir Türk dünyaya bedel" sözüyle makara geçenler, gidip Eritre'deki Türk imajını ve Yücetürk'in yaptıkları görsünler...

Herkes asker

       Yılmaz hoca Eritre'ye ilk kez geçen yıl gelmiş. Aradan 6 ay geçmeden Etiopya askerleri Eritre sınırından içeri girmiş. 30 yıllık bir savaş ve 100 bin Eritre yurttaşı canına malolan 9 yıllık özgürlük bir kez daha tehlikeye girmiş.
       Yeni savaşla 3,5 milyonluk Eritre topyekun askere gidince Yılmaz hocaya da Türkiye'ye dönmek kalmış. Allah'tan Birleşmiş Milletler Bosna'daki kadar ağır kanlı davranmamış ve üç ay önce ateşkes sağlanmış.
       Ortalama ömür 46 yıl olsa da, yeni doğan her 1000 çocuktan 135'i bir yaşını göremese de yaşamlarını "sızlanmadan" sürdürüyorlar. Hatta medeniyetin önemli kurallarından biri saydıkları futbola kısıtlı imkanlarından pay ayırabiliyorlar.
       "Meridyen projesi çerçevesindeki katkılarınız için teşekkürler. Ama biz size alıştık. Gelin milli takımın başına geçin" demişler Yücetürk'e...
       Hocanın parayla arası iyi değil ya, her kuruşa ihtiyacı olan bu insanlara maaşı ağır gelir diye tereddüt etmiş. Neyse ki, Türk Futbol Federasyonu masrafının yarısını karşılayacağını açıklayınca işin başına geçmiş.
       Evet, Eritre'de para kıymetli... İşçinin aylığı 30 Dolar...

Türkiye özlemi

       Ama Yücetürk'ün birikiminden yararlanmak için fedekarlık ediyorlar.
       Tabi hoca da karşılığını veriyor. Daha şimdiden 100'den fazla antrenör yetiştirmiş Yılmaz Yücetürk. 5 büyük seminer düzenlemiş. A ve Genç Milli Takıma çeki düzen vermiş. Şu günlerde de kız Milli Takımı kurmak için çabalıyor. Çünkü kızıyla erkeği ile bu fakir ama mutlu insanların büyük bir spor potansiyeline sahip olduğuna inanıyor.
       Yılmaz hocanın tek sorunu sevgili eşi ve gurur duyduğu yetiştin iki oğlu. Bu yüzden bir an önce görevini tamamlayıp dönmeyi düşünüyor. Evsahiplerine gelince: Tigrinye dilindeki Türkçe anlamıyla aynı olan tek kelime "git" sözcüğünü, Allah ömür verdikçe Yılmaz hocaya söylemeye niyetleri yok... Hatta şaka ile karışık "Ben Türkiye'ye gidince Eritre'nin fahri konsolosu olacağım" diyen Yücetürk'ü eski gerilla federasyon başkanı anında düzeltiyor:
       "Burada kal, Türkiye'nin fahri konsolosu ol"...

'F.BAHÇE hayatımın hatası'

       Yücetürk'ün Türkiye ile ilgili ilk sorusu teknik direktörlüğünü yaptığı F.Bahçe. Onun yüzünden 45 yaşından sonra sigara tiryakisi olmuş.

       Yılmaz Yücetürk'ün Türkiye ilgili ilk sorusu Fenerbahçe'nin durumu oluyor. Futbola genç takımında başladığı, Tahsin Kaya'nın başkanlığı döneminde "hayatının hatası" olarak nitelediği teknik direktörlük yaptığı ve en kötüsü de onun yüzünden 45 yaşından sonra sigara tiryakisi olduğu Fenerbahçe'yi çok merak ediyor.
       Yücetürk'ün Fenerbahçe hocalığını "hata" olarak değerlendirmesi ise kızgınlık ya da pişmanlıktan kaynaklanmıyor. Henüz doktorasını tamamlamaya çalıştığı bir dönemde Stankoviç'in ardından görevi kabul etmesini "çok erken" olarak niteliyor. Yücetürk'e göre Fenerbahçe öylesine dev bir takım ve camia ki, oradaki insanların kesinkes kariyerinin zirvesinde olmaları gerekiyor.
       Yücetürk'ün yaşamı da bir roman gibi. Ankara'da sürdürdüğü başarılı bir futbol devrinden sonra aile işlerinin başına geçiyor. Çok para kazanıyor ama aklından futbol çıkmıyor. Birkaç yıl sonra dayanamıyor ve 1974 Dünya Kupası'nı izlemek ve bu kez futbola başka bir kapıdan girmek için Almanya'ya gidiyor. Ünlü spor üniversitesi Köln'de öğrenime başlama yaşı ise 35.
       İleri yaşına rağmen 20 yaşındaki sınıf arkadaşlarını fiziksel sınavlarda da geçerek okuldan üstün derece ile mezun oluyor. Doktora sırasında Anavatan'dan onu çağırıyorlar ve Türk sporunda yapılacak kabuk değişiminin planlamasına soyunuyor. Ardından, kısa süren Fenerbahçe çalıştıcılığı ve diğer takımlar.
       Yücetürk, her konuda olduğu gibi çalıştıcılığında da alışılmış kalıpları aşıyor. Örneğin Erzurumspor'dan ayrıldığında aldığı parayı iade ederek herkesi hayretlere düşürüyor.
       Eritre'deki görevini ise, kendisini "artık paradan başka bir şey düşünmeyen Türkiye'den uzaklaştırdığı" için çok seviyor.
       Dönüşte Türkiye'de ne yapacağına "Öncelikle Federasyona verilmiş bir sözüm var. Ama tüm tekliflere açığım" diye yanıt veriyor.

Notlar

       Milli gelir 200 dolar
       KİŞİ başına milli geliri 200 dolar civarında olan Eritre'de futbol, bısıkletle birlikte en savilen spor. Başarılı oldukları branşlar arasında atletizm de bulunuyor. Futbol ligi deplasman giderleri için paraları olmadığından 10 takımla oynanıyor. Ayrıca 5 de bölge şampiyonu çıkıyor. Ama bu şampiyonlar yine maddi sorunlar nedeniyle play off oynayamıyorlar.

En pahalı futbolcular

       ÜST düzey yöneticilerin 100 dolar civarı maaş aldığı Eritre'de milli takıma giren futbolcuya 85 dolar maaş bağlanıyor. İki ünlü futbolcudan Abraha'nın yıllık kazancı 2, gol kralı İgnakacho'nun ise 3 bin dolar. Bu iki futbolcudan birini transfer etmek isteyen takımların, ki bu hemen hemen imkansız görülüyor, en azından 20 bin doları gözden çıkarmaları gerekiyor.

Bir yılda 112 hoca

       ERİTRE futbolu son 10 yılda 10 tane antrenörle yaşamını sürdürmüş. Yücetürk'ün önce Meridyen Projesi ile göreve gelmesi, ardından milli takımın başına geçirilmesi ile bir yıl içinde 112 antrenör görev yapabilecek düzeye yükselmiş. Geçen ay Nijerya gibi bir futbol deviyle berabere kalmalarına karşın, A ve 17 yaş milli takımı Afrika ve Dünya kupalarından elendi.

Kız takımı umut veriyor

       GENÇ Milli Futbol Takımı'na Yılmaz Yücetürk'ün gayretleriyle kavuşan Eritre Futbol Federasyonu, kısa süre öncesine kadar kendileri için bir fantezi olan kız milli takımının altyapısını gururla izliyor. Yücetürk, Mekete adındaki kız futbol takımını, kuracağı milli takımın çıkış noktası olarak görüyor ve dolu olan zamanından kız milli takımına da süre ayırıyor.

Yardım için çabalıyor

       YILMAZ hoca, Eritre'de insanların içtenliklerine tanık olunca, yardım için her olanağı zorlamaya başlamış. Türk Federasyonu'nun dışında F.Bahçe'den de antrenman malzemesi almış. Arkadaşı Mehmet Ali Aydınlar'ın Acıbadem Hastanesi'nden gönderdiği yüklü miktarda sağlık gereçleri için "Aman bunu yazmayı unutmayın. Belki örnek olur başkaları da bağışta bulunur" diyor.

© 2000 Milliyet