16 Ekim 2000 Pazartesi 
 ANA SAYFA
 SİYASET
 HABER
 EKONOMİ
 DÜNYA
 SANAT
 EĞİTİM
 YAŞAM
 SPOR
 YAZARLAR
 ENTELLEKTÜEL B.
 OKUR TEMSİLCİSİ
 ÇİZERLER
 SAĞLIK
 MAGAZİN
 OTOMOBİL
 ASTROLOJİ
 İNTER EKRAN
 HAVA DURUMU
 VİTRİN
 TEKNOLOJİ
 İŞ YAŞAMI
 PAZAR SOHBETİ
 MİLLİYET 50. YIL
 E-POSTA
 ARŞİV
 KÜNYE
 TÜRKÇE KARAKTER
 REKLAM TARİFESİ
 YARDIM SAYFASI
Şükrü ELEKDAĞ Fotoğrafı: 6846 bayt
Soykırımı iddiasını çürüten belgeler

       Ermeni tarihçiler ve onların sempatizanları, Birinci Dünya Savaşı sırasında Osmanlı İmparatorluğu'nu yöneten İttihat ve Terakki hükümetinin Ermeni milletini yok etmeyi planladığını, Ermeni "tehcirinin" de (zorunlu göç) bu imha planı için uygun bir senaryo olarak düzenlediğini iddia ederler.
       Ermeni radikaller uzunca bir süre bu iddialarını, 1920 yılında Aram Andonyan adında bir Ermeni'ye "Naim Bey'in anıları: Ermeni Tehcir ve Katliamına İlişkin Resmi Türk Belgeleri" adıyla yazdırdıkları düzmece bir kitaba dayandırmıştır. Bu kitaba göre, Naim Bey adında bir Osmanlı memuru "Ermeni katliamını" kanıtlayan şifre telgrafları Andonyan'a vermiştir. Bu telgraflarla, güya, zamanın İçişleri Bakanı Talat Paşa, Halep Valisi'ne Ermenilerin imhası talimatını vermektedir.
       Türk Tarih Kurumu'nun (TTK) sağladığı imkanlarla çalışan iki araştırmacı, Şinasi Orel ve Süreyya Yuca, Andonyan'ın kitabında yer alan ve "resmi" olduğu iddia edilen "belgeleri" ele alarak incelemiş ve herbirinin sahteliğini kanıtlamışlardır. (Ermenilerce Talat Paşa'ya Atfedilen Telgrafların Gerçek Yüzü, TTK, Ankara, 1983)
       Bu sahtekarlığın ortaya çıkarılmasından sonra, Ermeni tarihçiler Andonyan'ın kitabından fazla söz etmez olmuşlardır. Ancak yine de, yüz binlerce Anadolu Ermenisinin, o zamanki Osmanlı yönetiminin talimatıyla, Teşkilat - ı Mahsusa'nın (özel örgüt) oluşturduğu cinayet timleriyle "tehcir" sırasında katlettirildiği iddiasından vazgeçmemişlerdir.
      
Ne var ki, bu iddialarını ispat için hiçbir somut kanıt gösteremiyorlar. Üzerlerine gidilince de, "talimatlar sözlüydü", veya "bu konudaki kanıtlar Osmanlılar tarafından imha edilmiştir" gibi bahaneler uyduruyorlar.

Talat Paşa'nın talimatları

       Oysa, Osmanlı dönemine ait arşiv belgeleri, Osmanlı yönetiminin, Ermeni halkın göç yolunda korunması için gerekli önlemlerin alınmasına önem verdiğini kanıtlamaktadır.
       Nitekim, Talat Paşa'nın, Erzurum, Diyarbakır, Elazığ ve Bitlis valilerine göndermiş olduğu 14 Haziran 1915 tarihli talimatta, göçe tabi tutulan Ermeni halkın hayatlarının korunması, firar edenlerle bunlara saldıranların cezalandırılmaları, yol güzergahındaki aşiretler ile köylerin muhtemel saldırılarına karşı her türlü önmelin alınması ve Ermeni ahaliyi öldürmeye ve onların mallarını gasbetmeye teşebbüs edenlerin şiddetle cezalanladırılmaları emredilmektedir. (BELGE :1)
      
O dönemde Osmanlı İmparatorluğu hem bir dünya savaşını, hem de bir iç savaşı aynı anda yaşamaktadır. Ermeni katliamları, Müslüman ahalinin misillemelerine yol açmıştır.
       Bu konuda Bab - ı Ali'ye gelen bilgiler üzerine, Talat Paşa'nın Diyarbakır Valiliği'ne gönderdiği 12 Temmuz 1915 tarihli talimat, Osmanlı yönetiminin Ermeni ve Hıristiyan halkının hayatlarının korunmasına verdiği önemi göstermektedir. (BELGE: 2)
       Bu şifre telgrafla Talat Paşa, Mardin'de Ermeni ve Hıristiyan halktan iki bin kişinin katledildiği ve civar vilayetlerdeki Müslüman ahalinin ayaklanarak Hıristiyanların katline girişecekleri yolunda haberler alındığını belirterek bunların tahkikini istemekte ve bölgedeki tüm Hıristiyanların hayatını tehdit edecek olaylara derhal son verilmesi talimatını vermektedir.

Soykırımı değil... İç savaş

       Osmanlı devletinin ölüm kalım savaşı verdiği bir sırada, Ermeniler cephede ve cephe gerisinde düşmanla tam bir işbirliği içindeydi. Rus ordusu Osmanlı ve Rus Ermenilerinden kurulmuş gönüllü alaylar öncülüğünde doğudan Osmanlı topraklarına girerken, Osmanlı ordusundaki Ermeniler de silahlarıyla firar ederek, ya Rus ordusuna katıldılar ya da çeteler kurdular. Bu ortamda, yıllardır kiliselerde ve okullarda saklamış oldukları silahları çıkararak silahlanan Ermeni ahali, erkekleri cephede olduğundan savunmasız kalan Türk köylerine saldırarak katliama başladı...
       Bunlar yetmiyormuş gibi, Ermeni çeteler Osmanlı kuvvetlerini arkadan vuruyor, birliklerin harekatını engelliyor, ikmal yollarını kesiyor, yaralı konvoylarını pusuya düşürüyor, köprü ve yolları imha ediyordu.
       Bu sırada Van isyanı patlak verdi. Ermeni halkı şehirdeki Türk ve diğer Müslüman ahaliyi katletti ve Van'ı Rus ordusuna teslim etti. Bunun üzerine, Rus Çarı II. Nikola, 21 Nisan 1915'te gönderdiği bir telgrafla Van'daki Ermeni komitesine "Rusya'ya yaptıkları hizmetler" nedeniyle teşekkür etti.
       Osmanlı hükümeti bu durumda, İstanbul'da Ermeni Patriği'ni ve ileri gelenlerini uyararak, Müslümanların katliamının durdurulmaması ve düşmanla işbirliğine son verilmemesi halinde gerekli önlemlerin alınacağını bildirdi.
       Bu uyarı fayda etmeyince, hükümet, 24 Nisan 1915 tarihinde, vilayetlere ve mutasarrıflıklara gizli bir tamim yolladı. Bu tamimde, Ermeni komite merkezlerinin kapatılması, evraklarına el konulması ve komite elebaşılarının tutuklanması istenmekteydi. Bu tamim uyarınca 2345 kişi tutuklandı. Ermenilerin her yıl "soykırımı günü" olarak andıkları 24 Nisan bu tutuklamalar nedeniyledir.
       Anadolu'da devam eden Ermeni isyanları ve Ermeni çetelerin faaliyetleri, Türk ordusunun savaş gücü üzerinde son derece olumsuz etkiler yapıyordu. Bu durumda, Başkumandan Vekili Enver Paşa, isyancıların ve onlara destek veren halkın acilen bölge dışında iskana tabi tutulmalarını talep etmek zorunda kaldı.
       İşte "tehcir" kararı bu koşullarda alındı... Görüleceği üzere, dünyaya "soykırımı" olarak kabul ettirilmeye çalışılan olayın bu kavramla uzaktan yakından ilişkisi yok... Zira, Osmanlı hükümetinin Ermeni milletini yok etmek gibi bir kararı veya niyeti yoktu... Talat Paşa'nın talimatları bunu açıkça ortaya koyuyor.


Yazara E-Posta: selekdag@milliyet.com.tr

© 2000 Milliyet