11 Kasım 2000 Cumartesi 
 ANA SAYFA
 SİYASET
 HABER
 EKONOMİ
 DÜNYA
 SANAT
 EĞİTİM
 YAŞAM
 SPOR
 YAZARLAR
 ENTELLEKTÜEL B.
 OKUR TEMSİLCİSİ
 ÇİZERLER
 SAĞLIK
 MAGAZİN
 OTOMOBİL
 ASTROLOJİ
 İNTER EKRAN
 HAVA DURUMU
 VİTRİN
 TEKNOLOJİ
 İŞ YAŞAMI
 PAZAR SOHBETİ
 MİLLİYET 50. YIL
 E-POSTA
 ARŞİV
 KÜNYE
 TÜRKÇE KARAKTER
 REKLAM TARİFESİ
 YARDIM SAYFASI
Bulut mu olsam...

Web’de Kültür Sanat / AVNİYE TANSUĞ


       Denizin üstünde ala bulut
       yüzünde gümüş gemi
       içinde sarı balık
       dibinde mavi yosun
       kıyıda bir çıplak adam
       durmuş düşünür.

       Bulut mu olsam,
       gemi mi yoksa?
       Balık mı olsam,
       yosun mu yoksa?..
       Ne o, ne o, ne o.
       Deniz olunmalı, oğlum,
       bulutuyla, gemisiyle, balığıyla, yosunuyla...

       Günlük abuk sabukluklardan yıldığınız bazı anlarda nerede olmayı düşlersiniz? Ben hep bir deniz kıyısı düşlerim. Geçen gün yine böyle bunaldığım bir anda, bir e-posta geldi. “Hoşluk olsun diye" yazılmış “Konu" hanesine! Ekinde bir “exe" dosyası. Hani şu kendi kendine açılan dosyalardan biri. Hemen tıkladım üstüne. Gözlerime inanamadım. Onu gönderen yakınımın içine doğmuş gibi, görüntüde tam düşlediğim gibi bir deniz manzarası, uzakta bir adacık... “Hay allah" derken, o da nesi? Denizin içinden yukarıdaki dizeler çıkıp uçuşmaya başlamaz mı? Bulutlar, sarı balık, yosunlar, gemi... şiirdeki her öge. “Nâzım Hikmet" imzası ve final! “Nazim.exe" adlı bu dosya anlaşılan bugünlerde bir hayli el değiştiriyor. “Flash" tekniği ile hazırlanan dosya kapanırken görülen küçük bir e-posta adresinden, bu işi yapanın “H. Yüksel" olduğu anlaşılıyor.
       Bu yazı bitene kadar “H.Yükselöe gönderdiğim sorulara cevap gelirse, onun kim olduğunu da anlayabileceğiz. Yoksa, bir başka sefere. Esasen, biz hâlâ “Nâzım’a vatandaşlık" meselesini tartışaduralım, o şiiri ile yaşamaya devam ediyor, hâlâ sorunlarımızla uğraşıyor. Havanın nasıl bu kadar sıcak olabildiğine şaştığımız şu 2000 Kasım’ından tam 42 yıl önce, Varşova’da yazdığı şu şiire bakar mısınız?

       Ağ Sayfaları
       Nâzım ile ilgili olarak Internet üzerinde arama yapıldığında hemen her dilden binlerce kaynak olduğu görülür. Denememiş olanlar için bir öneri: “www.google.com" u çağırın, gelsin. Arama kutucuğunun içine “Nazim Hikmet" yazın. Sonra seçin seçebilirseniz gelen adresleri... İşte Sinan Köksoy ve Aykut Hakverdi sizi bu güçlükten kurtaracak bir çalışma yapmışlar: “Nâzım Hikmet Ağ Sayfaları"
       Adres: http://nazimhikmet.fisek.com.tr . Ana Sayfa, Yaşamı, Şiirler, Kitapları, Kaynaklar ve bir de “soru işareti" ile simgelenen alt bölümlerden oluşan bu sitede Nâzım ile ilgili aradığınız herşeyi derli toplu bulabilirsiniz. “Kaynaklar"ın altında Nâzım Hikmet sanal tebrik kartları da var... Denemek için bir tane kendime gönderdim. Sistem gayet hızlı ve düzgün.

       “Uzak Ülke ve Epigraf"
       “Nâzım Hikmet Ağ Sayfalarıönın ana sayfasındaki soru işareti tıklandığında site hakkında bilgiler karşınıza çıkıyor. İşte tam o sayfanın sağ üst köşesine sanki rastgele konmuş gibi duran, yine “düş gibi bir yer" resmi var. Bu ekip fazla sözü sevmiyor anlaşılan! Onu tıkladığınızda bir başka mekâna, bir başka zamana; “Uzak Ülkeöye gidiyorsunuz: http://uzakulke.fisek.com.tr/ . Uzak Ülke’de sizi sürprizler bekliyor. “Epigraf:Türkçe Edebiyat Arşivi", “Mizan Dergisi" gibi. “Yazarlar" ve “Eserler" başlıkları altında alfabetik bir arşiv olan “Epigraf"ı bir fizikçi; Emre Sururi Taşçı hazırlamış. Fizikle edebiyat bir arada, nasıl mı? Emre Sururi (‘77 doğumlu) alçakgönüllülükle, bunun üyesi olduğu “hitnet.bbs.tr" iletişim ağının üyeleri ile “kaynak paylaşırken ortaya çıktığını" söylüyor. Emre Sururi düzyazı ile uğraşıyor ama en çok şiir seviyor. Bu çok yönlü genç insanın ve diğerlerinin Uzak Ülke’den yola çıkıp ürettikleri işlere bakın, seveceksiniz...

       STRONSİUM 90
       Acayipleşti havalar,
       bir güneş, bir yağmur, bir kar.
       Atom bombası denemelerinden diyorlar.
       Stronsium 90 yağıyormuş
       ota, süte, ete,
       umuda, hürriyete,
       kapısını çaldığımız büyük hasrete.
       Kendi kendimizle yarışmadayız, gülüm.
       Ya ölü yıldızlara hayatı götüreceğiz,
       ya dünyamıza inecek ölüm...

© 2000 Milliyet