TOTALİTER örgütler ya da totaliter tarikatlar gibi "sık dokulu", yani bireyin kişiliğini yok eden yapılanmalardan bir örnek... Adı: Halkın Tapınağı... Kurucusu: Tim Jones... İdeolojisi: Hz. İsa ile Lenin'i birleştirerek daha ileri bir 'adalet' peşinde koşan bir mistisizm...
1978 yılında Amerika'da kurulmuş sapık bir tarikat... Tim Jones'un sorunlu kişiliği onu 'olağandışı' yapıyordu.
Bu konuda kitap yazmış olan gazeteci M. Kilduff'tan dinleyelim: "Jones, Hz. İsa ve Lenin'den üstün olduğunu söylüyordu. İlahi gücü olduğunu iddia ediyordu. Hastaları iyi edebilir, insanın aklından geçenleri okuyabilirdi. Tarihte bir yer almak saplantısı bir çılgınlık haline dönmüştü. Bazen günlerce hiç uyumaz, aleyhine hazırlanan komploları anlatırdı."
* * *
ÇOK sayıda insan onun "insanüstü" bir varlık olduğuna inanmıştı! "Neden bu kadar çoklar?" Dostoyevski'nin bu sorusunun cevabı, Halkın Tapınağı tarikatının üyelerinin ağzından dinleyelim: "Bize ulaşılacak yeni bir dünya verdi... Bize bir amaç duygusu vermişti... Uğrunda ölünebilecek bir dava bulmuştuk. Onun için babamı öldürebilirdim... vs." Bu sapık tarikatın şefi Tim Jones, konuşmalarında fakirlere yardımdan, merhametten, sevgi ve dayanışmadan bahsediyordu. Karizmatik, hatta manyetizma gücüne sahip tuhaf kişiği sayesinde çok etkili de oluyordu.
Sıradan insanlar için hayat birden "amaçlı" ya da "anlamlı" oluvermişti! Uğrunda ölünebilecek bir amaç ya da anlam!
Ve bir gün Tim Jones "hayatın anlamı" uğruna "ölüm" emri verdi. Guyana'daki çiftlikte, müridler önce bebeklere ve çocuklara siyanür içirdiler, sonra kendileri!
Hepsi ölmüş, "tarihe geçmişlerdi." Çok kolay terörist de olabilirlerdi aynı "ölümü kutsama" psikolojisi ile...
Bu konuda gazeteci Kilduff'un "Halkın Tapınağı" adlı kitabında geniş bilgi vardır. (Altın Kitaplar, İstanbul 1979)
* * * EVET insanı ölüme itmek bir "şartlandırma tekniği"dir!
Derin bir ezilmişlik duygusuna sahip öfkeli insanlar ya da kendini hayata bağlayacak aile sevgisi, sosyal çevre, iş, toplumsal saygınlık gibi bağları olmayan kişiler de kolayca şartlandırılabilir.
Büyük toplumsal kriz ve kültürel şok dönemlerinde politik radikalizmin ve militarizmin artması bundandır...
Bazen sorunsuz insanlar da kapılırlar, hayatlarında bir "anlam" bulmak için!
Bizde bu tür sorunların daha derin ve devamlı olmasının sebebi, hem sosyal ekonomik gelişmedeki gecikmemizdir hem başka sebepler vardır: Çocuklarımızı fazla elbebek gülbebek yetiştirmek onların kişiliğinin gelişmesini geciktirir! Dayak ve baskı çocuğu şiddete, totaliter davranışlara iter... "Doktrinci" eğitim sistemimiz ideolojik bağnazlığa uygun bir düşünme biçimi yaratır. Halbuki okullarda "doğru"lar öğretilirken bazı konuların "tartışmalı" olduğu da öğretilmelidir.
Ekonomik ve toplumsal kalkınma devletin birinci amacı olmalı, insanlarımız en azından iktisaden ezilmiş duygusunu atarak hayatta yaşanmaya değer bir yer edinebilmelidir.