22 Aralık 2000 Cuma




BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SANAT  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  TEKNOLOJİ  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  ENTELLEKTÜEL B.  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
 
 




'Şüphe'siz inanmak!

     Meslektaşımız, dün Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk'e soruyor:
     - Devlet, Bartın Cezaevi'ndeki mahkumlara "Kendinizi yakın" şeklindeki telefon talimatının Bayrampaşa Cezaevi'ndeki bir mahkumdan geldiğini açıkladı. Oysa yapılan aramada Bartın Cezaevi'nde cep telefonu bulunmadı. Bu konudaki görüşünüzü alabilir miyim?
     Bakan Türk'ün soruya yanıtı aynen şöyle oluyor:
     - Bana, devlete karşı şüpheci ifadeler taşıyan sorular sormayınız!
      ***
     
Bir başka haber... İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi F tipi cezaevleri ve ölüm oruçlarına ilişkin haberlerle ilgili yayın yasağı kararını uygulamaya koydu. İstanbul DGM, Radikal ve Sabah gazeteleri hakkında inceleme kararı aldı. Savcılık ayrıca Star gazetesi hakkında da suç duyurusunda bulundu.
     Bu gazeteler ne yapmış?
     Şöyle bir göz gezdirince anlıyorsunuz ki bunlar da şüpheci ifadeler taşıyan sorular sormuş... Daha doğrusu haberleri yanyana verince kendiliğinden şüpheci ifadeler doğuyor. Mesela Sadettin Tantan ölüm orucunda kimsenin olmadığını söylerken Adalet Bakanı "Eylem hayati aşamadaydı, müdahale şarttı" diyor. Adalet Bakanı 187 kişinin ölüm orucunda 634 kişinin açlık grevinde olduğunu söylüyor.
     Çelişkiler diğer demeçlerde de kendini gösteriyor.
     Açık yürekle ortaya koyalım... Yukarda adı geçen - geçmeyen gazetelerin hiçbiri ölüm oruçlarını desteklemiyor. Hiçbiri yasadışı örgütlerden yana tavır almıyor. Ama gazeteler elbette hükümetten tutarlılık bekliyor. Neden?.. Çelişkilerin hükümeti zayıf ve haksız duruma düşüreceğini hükümetten önce medya düşünüyor da ondan...
     
Büyük ikramiye
     Yılbaşında büyük ikramiye 3 trilyonmuş... Yani 4,5 milyon dolar...
     60 milyon insan şimdi bu 4,5 milyon doların peşine düşecek.
     Bir kişi kazanacak...
     Bu arada size bir sır verelim...
     Bu yılın büyük ikramiye çekilişi çoktan yapıldı. Büyük ikramiye Etibank’ın sahibi Bilgin ailesi ile Bank Kapital’in sahibi Ceylan ailesine çıktı.
     Etibank sahibine 438 milyon dolar, Bank Kapital’e 167 milyon dolar verdi.
     Bir önceki yılın çekilişinde de büyük ikramiyeyi Egebank, Esbank, Yaşarbank, Sümerbank, Yurtbank’ın sahipleri kazanmıştı.
     Daha önceki yıl da Bank Ekspres ile İnterbank patronları..
     Milli Piyango’nun çekilişi devede kulak..
     Esas çekiliş Mevduat Sigorta Fonu’na bağlı bankalar arasında yapılıyor... Büyük ikramiyeyi her yıl birkaç banka patronu kazanıyor. Vatandaş paşa paşa ödüyor. Esas heyecan orada...
     
Kanadoğlu kimdir?
     Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı görevini 21 Ocak'ta devredecek olan Vural Savaş, yeniden görevlendirilmemesine tepki gösterirken halefi Sabih Kanadoğlu hakkında kuşku uyandıracak ifadeler kullandı.
     Peki Kanadoğlu gerçekten de "Atatürkçü" yönü tartışmalı bir kişi midir?
     Kendisinin düşünsel kimliğini anlamaya olanak verecek ilginç bir metin, 23.9.1999'da Cumhuriyet'te yayımlandı. Kanadoğlu bu yazıda Yargıtay Başkanı Sami Selçuk'un tartışmalara yol açan 2000 Adli Yıl açılış konuşmasını değerlendirmiş...
     "Yargıtay Başkanı'nın (yasa emri olarak) Adli Yıl açış konuşmasını yapmadan önce konuşma metnini Yargıtay Başkanlar Kurulu'na getirmesi, Kurul'un düşüncesini alması gerekirdi" diye söze girip devam ediyor. Özetleyerek aktaralım:
     "Bu, konuşmanın kişisel değil, Yargıtay tüzel kişiliği adına yapılması gereğinin doğal sonucudur. Zorunlu olmasına rağmen alınmayan düşüncelerimi kamuoyuna açıklamayı görev sayıyorum:
     Konuşmada tarihsel gerçekler saptırılmış, çekirdek fikirler alıntılarla örülmüş, soyut ve felsefi kavramlarla örtülmüş, edebi bir söylemle bezenmiştir. (..) Din - devlet ilişkisine ait bölümde Türkiye'nin toplumsal, siyasal, tarihsel gelişimi gözetilmeden yapılan değerlendirmeler gerçeğe uygun düşmemiştir. Laiklik demokrasinin olmazsa olmaz koşuludur.
     "Laikçi" deyiminin hukuksal değerinin bulunmadığı ve değişik amaçtaki çevrelerin laikliği küçültmek için kullandıkları politik bir söylem olduğu açıkken, konuşmada Türkiye Cumhuriyeti'nin dini yönlendirme açısından "laikçi" olduğunu vurgulamak ayrı bir talihsizlik olmuştur. (..) Kurtuluş Savaşı'nda din sömürüsünden çok çeken Atatürk ve arkadaşlarının o dönemde dini denetim altında tutmaları anlaşılır ve gerçekçi bir tutum olarak değerlendirilirken cumhuriyet döneminde bu sömürünün ulaştığı boyutlar (Şeyh Sait isyanı, Menemen ve Sivas olayları) ve bugün dahi rejimi tehdit ettiği olgusu gözardı edilmiştir. (..) Demokrasilerde demokrasiyi yok etme özgürlüğü yoktur..."
     
     LAFORİZMA
     Vergi vermekten kaçan otoparkçı düğününü Paris’te yaptı... Bazılarının otopark sorunu yok bu ülkede!
Cihan Demirci

Altmışıncı yaş
     Geçenlerde 60 yaşına basan bir yakınımız şöyle yakınıyordu:
     - Yahu birkaç yıl öncesine kadar kime yaşımı söylesem "Aaa, hiç göstermiyorsun!" diye iltifat ederdi. Ama birkaç yıldır artık kimseden duymuyorum bunu...
     Sonra ekledi:
     - Ama yine de bir yolunu buldum...
     - Ne gibi?
     
- Tanımayanlar yaşımı sorduğunda "70" diyorum, o zaman yine "Aaa, hiç göstermiyorsun!" diyorlar...
     
Güncel
     Ekonomimiz 2001 yılını şimdiden kaybetmiş.
     Oldu olacak direkt 2002’ye girelim bari!
     ***
     Mumcu, Üçok ve Aksoy gibi faili meçhullerin sanıklarının yargılandığı Umut davasından yine sonuç çıkmamış.
     Katledilen aydın olunca nedense cinayetin ardındaki karanlık çözülemiyor bir türlü.
     ***
     Trafik kazalarında yine rekor kırmışız.
     Yakında Guinness, Türkiye için özel baskı yapacak böyle giderse...
Derya Derin

m.asik@milliyet.com.tr




 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
Halkın Tapınağı

Melih AŞIK
'Şüphe'siz inanmak!

Fikret BİLA
Tıbbi müdahale tartışması

Hasan CEMAL
Komplo: Düğmeye kim bastı?..

Güneri CIVAOĞLU
"Atari" değil "insani"

Yalçın DOĞAN
Yönetimin sonbaharı

Yalım ERALP
AGSK

Abbas GÜÇLÜ
Önce insan

Nail GÜRELİ
Bankacı kadınlar

Doğan HEPER
TTB yönetimi istifa etmeli...

Sami KOHEN
Neden anlamıyorlar?

Meliha OKUR
'Evimizin içini temizleyeceğiz...'

Hasan PULUR
Ne gam!

Derya SAZAK
İkinci Bush dönemi

Umur TALU
Pekiyi ama neden?

Meral TAMER
Balalayka Sunal'la ölüp, yeniden doğmuş

Tamer HEPER
Yasalar uygulanmalı

Güngör URAS
Kadir Gecesi

Serpil YILMAZ
Laila’ya gidip mozzarella ısmarlamaya benzemiyor

© 2000 Milliyet