22 Aralık 2000 Cuma




BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SANAT  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  TEKNOLOJİ  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  ENTELLEKTÜEL B.  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
 
 




Laila’ya gidip mozzarella ısmarlamaya benzemiyor

Çiller’in kürsüdeki konuşması yalı haberi ile kesilirken, Meclis sıralarında da gazetemizde çıkan ‘Laila’da yemek’ haberinin kupürü duruyordu

     Gözlerin cezaevlerine kilitlendiği saatlerde TBMM’de yaşanan kavgaya, DYP Genel Başkanı Tansu Çiller’in "Köyden gelmedim. Tabii yalıda oturacağım" sözlerinin yer aldığı röportajımın neden olacağı akla gelmezdi.
     Meclis’teki kapışmayı görüştüğüm milletvekilleri, gazetemizde yayınlanan bu haber kupürünün bir süredir, MHP milletvekilleri tarafından Meclis sıralarına taşındığını söylüyorlar. O saate kadar DYP’li milletvekilleri, MHP’li meslektaşlarına bir yanıt (!) verme gereği duymuyor. Ne zaman Çiller kürsüye çıkıyor ve o anda ortaya çıkan kupür ortalığı karıştırmaya yetiyor.
     Çiller kürsüdeyken, gazeteyi pankart gibi taşıyan DSP İçel Milletvekili Akif Serin’den gelişmeleri öğrenmek istiyorum. Öncelikle bilmek istediğim bu kupür olayı planlı bir davranış mı, ardından bir hesap sorma gelecek mi?
     Serin olayı şöyle anlatıyor:
     "Sayın Çiller kürsüden, Sayın Başbakan’a (Eline tutuşturulan kağıttan konuşuyor. Şimdi de kaçıyor) diye seslenince, sinirlendim. Bir Başbakan’a bu şekilde bağıramazdı. Kendisi acaba Sayın Başbakan konuşurken oturup dinliyor muydu? Sayın Çiller’in adeti konuşmasını yapıp, gitmektir. Önümde duran gazete kupürünün fotokopisini çekmeleri için Meclis görevlisini beklediğim sırada, Sayın Çiller’in "Kaçıyorlar" demesi üzerine, ortaya çıkardım."
     
     Zengin kentli
     Tepkilerin bu boyutta olacağını beklemiş miydi?
     "Beklemedim. Çünkü gazetede yazan kendi sözleriydi. Sözleriyle ilgili açıklama yapmasını beklerdim."
     Çiller röportajdaki sözlerine açıklamayı yine gazetemize yapmıştı. Hala bu haberle ilgili açıklama bekleyen vekiller varsa, onlara Çiller’in gazetemize yolladığı açıklamadan bir özet vereyim:
     "Malvarlığım ile ilgili sorular gelince, ‘ben bilmem hangi köyden gelmedim, yalıda oturmam normal’ dedim. Siz lafın giriş, gelişme, sonuç bölümlerini tam yansıtmamışsınız."
     Buradaki vurgu: Kentli zengin bir ailenin kızıyım. Biz öyle bilmedik. Biz kendisini bir memur kızı olarak tanıdık. Boğaziçi Üniversitesi ekonomi profesörü alt yazısı geçtik. Keşke bilime hizmet edenler bugün yalılarda oturacak kadar para kazanabilseler. Eşi Özer Çiller’in iş kariyerindeki en parlak ünvan da banka genel müdürlüğü. Genel müdürü olduğu banka da battı.
     Bir bankanın genel müdürü, bankası batınca başına ne işler geliyor biliyorsunuz.
     En taze örnek Egebank’ın hapisteki Genel Müdürü Esat Erkuş’un banka Fon’a devredilince, Alsit Sitesi ve Kemer Country’deki villalarını apar topar satmak zorunda kalması. Çünkü patronu Murat Demirel, verdiği 3 milyon dolar transfer parasını geri istedi. İş bununla da bitmedi Erkuş bu transfer parası yüzünden patronu ile aynı deliğe tıkıldı.
     
     Banka batırmak
     Bir banka müdürü bankasının batışında dümen tuttuğu için bedel öder. Bugün geldiğimiz hukuki ve ahlaki süreç budur.
     Ne var ki, İstanbul Bankası battığı zaman tablo böyle değildi. Bankanın sahibi Has ailesi, genel müdürlerini masum kabul etmiş, bedel ödetmemiş. Belki de o tarihte bankayı denetleyen murakıp Ufuk Söylemez’in (DYP kurmayı) ‘olumlu’ raporuna çok güvenmişlerdi.
     İşte o nedenle Özer Çiller bankacılık deneyimini noktalarken, biz onu dönemin Güneş gazetesindeki mutluluk yazıları ile tanıdık. En popüler işi Seven Eleven idi, onu da devretmişti. Yalnız gayrimenkul yatırımları konusunda yetenekleri tartışmasız. Amerika’dan, Antalya’ya uzanan yatırımlarla ailesinin ömür boyu geçimini garantilediği gibi podyumlara da katkısı oluyor. Fena mı oğullarının manken kız arkadaşını Amerika’daki imkanları ile okutup, magazin dünyamızın entelektüel seviyesine katkıda bulundular.
     Çiller’in ‘Bilmem hangi köyden gelmedim’ sözü doğrudur.
     Çiller, zenginlerin arasından gelmiştir. Öğretim üyesi olduğu dönemlerde ulusal ve uluslararası kuruluşlara verdiği danışmanlık hizmetleri ile elitler arasında zaten güçlü bir yer elde edinmişti. Pankart haline gelen röportajı yaptığım sırada bunu vurgulayarak, "Bundan 10 yıl önceki yalı komşum diye Nevzat Ak ile beni gündeme getiriyorsunuz. (Nevzat Ak arazi yağmacılığından tutuklu bulunuyor) Oysa bize TÜSİAD Başkanları da, Şarık Ağabey de (Şarık Tara) gelip giderdi" diyor ya...
     
     Kamu vicdanı
     Oysa siyasi muhalifi Süleyman Demirel’in adamı olarak mücadele ettiği insanlar arasında gördüğünü söylediği Nevzat Ak’ı, yalnızca yalı komşusu olduğu için yazmamıştım. Kendisi DYP Genel Başkanı olduğu dönemde Ak da DYP Merkez Karar Kurul Üyesi atanmıştı. Ak’ın o tarihlerde siyasetten beklentisinin ne olduğunu da bilmeyen var mı?
     Demirel’in kayınbiraderi Ali Şener ile işbirliğini açıklayan Ak, 1990’lı yılların başında, yani Çiller ile aynı partide mücadele ettiği yıllarda başladı tapuları istiflemeye.
     Çiller şeffaf lider olduğu konusunda; yıllar geçse de, mahkemelerden aklansa da, ANAP Lideri Mesut Yılmaz malvarlığı dedikodularını yutsa da, halkı ve halkın temsilcilerini ikna edemedi. Meclis’teki kupür kavgası da budur.
     Kamu vicdanında aklanmayı talep etmek, Laila gidip mozzarella ısmarlamaya benzemiyor.
     
DSP Milletvekili Serin hesap - kitap işini iyi biliyor
     TBMM’deki ‘kupür kahramanı’ DSP İçel Milletvekili Akif Serin. Serin, dikkatimizi Meclis kavgalarında çeken bir milletvekili değil. Kendisini nüfus sayımındaki itirazlarından tanıyoruz. Son sayımda, Devlet İstatistik Enstitüsü’nün nüfusumuzu 7 milyon fazla gösterdiği iddiasını belgelemişti. Bu konudaki ısrarı, mesleğinden geliyordu. Serin istatikçi. Milletvekili olmadan önce İçel’de yazılım firması bulunuyordu. Nüfus sayımında belediyelerin bütçeden daha fazla pay almak için yöre halkının fazla gösterilmesi için siyasi bir baskı kurdukları anlatılıyordu. Serin de bu durumun Türkiye’yi AB ile müzakerelerde güç durumda bırakacığını anlatıyordu. Nasıl mı?
     Bir kere kişi başına düşen milli gelir rakamı bizi dünya liginde alt sıralara indiriyor. Bu sayıma göre kişi başına düşen milli gelir 2900 dolardan, 2600 dolara geriliyor. Nüfus artış hızı, kişi başına düşen doktor, elektrik tüketimi, öğretmen gibi gelişmişlik göstergeleri de Türkiye’nin yerini geri kalmış ülkelere doğru itiyor.
     Serin, DİE’yi baştan aşağı eleştiriyor. Bilimsel çalışmadığını söylüyor, siyasete gömüldüğünü iddia ediyor. Bu durumda insan haklı bir endişeye kapılıyor:
     Üretimden gelirini arttıramayan yöneticiler, kelle ticaretini seçiyorsa...
     
     syilmaz@milliyet.com.tr
     



 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
Halkın Tapınağı

Melih AŞIK
'Şüphe'siz inanmak!

Fikret BİLA
Tıbbi müdahale tartışması

Hasan CEMAL
Komplo: Düğmeye kim bastı?..

Güneri CIVAOĞLU
"Atari" değil "insani"

Yalçın DOĞAN
Yönetimin sonbaharı

Yalım ERALP
AGSK

Abbas GÜÇLÜ
Önce insan

Nail GÜRELİ
Bankacı kadınlar

Doğan HEPER
TTB yönetimi istifa etmeli...

Sami KOHEN
Neden anlamıyorlar?

Meliha OKUR
'Evimizin içini temizleyeceğiz...'

Hasan PULUR
Ne gam!

Derya SAZAK
İkinci Bush dönemi

Umur TALU
Pekiyi ama neden?

Meral TAMER
Balalayka Sunal'la ölüp, yeniden doğmuş

Tamer HEPER
Yasalar uygulanmalı

Güngör URAS
Kadir Gecesi

Serpil YILMAZ
Laila’ya gidip mozzarella ısmarlamaya benzemiyor

© 2000 Milliyet