04 Ocak 2001 Perşembe




BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SANAT  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  TEKNOLOJİ  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  ENTELLEKTÜEL B.  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
 
 




Aslında bir hiçim

Zamanın ve mekânın sonsuzluğu içinde bir hiç olduğunu söylüyor Emre Kongar. Bir hiç olduğumuzu... Onun ‘sonsuz’ varlığında, hiçlik ve kızlarına yazdığı mektuplar üzerine...

     BİR KAHVE İÇİMİ / FİLİZ AYGÜNDÜZ

     Kızlarıma Mektuplar, bir "hesaplaşmalar" kitabı...
     Kitapta iki tane hesaplaşma var. İlki, benim baba olarak kendimle hesaplaşmam. Diğeri de feodaliteden kentsel, endüstriyel topluma geçişte feodal toplum kalıntılarıyla, yani erkek egemen ve yaşlı egemendeğerlerle hesaplaşma... Bir baba olarak kızlarıma bir şeyler söylerken, arka planda feodaliteden çağdaş topluma geçen bir Türkiye’nin yaşadığı sıkıntıları da anlatmak istedim.
•  Kızlarınız, Elif ile Ebru yurtdışına gitmeselerdi bu kitap gene olur muydu?
Böyle bir kitap olmazdı. Çünkü buradaki görüşlerim birçok kitabımda zaten var. Mektupları tetikleyen, kızların yurtdışında doktora için evden ayrılması oldu.

Dünya da bir "hiç"!
     •  Sonsuzlukta birey olarak hiç ama ikizlerin babası olarak bir evren kadar zengin olduğunuzdan söz ediyorsunuz. Toplumbilimci olarak nereye koyuyorsunuz kendinizi?
Zamanın ve mekânın sonsuzluğunda, bırakın beni dünyanın bile bir hiç olduğuna inanıyorum. Dolayısıyla kendimi hiç önemsemiyorum. Soyutlama çerçevesinde baktığımda ben kendimin bir hiç olduğunu zaten biliyorum. Dahası, dünyayı bir evren, bugünü de bir sonsuz zaman kabul etsek, benim bırakın dünya üzerinde, bırakın Türkiye üzerinde kendi ailem üzerinde bile etkilerimin fevkalede az, son derece marjinal olduğunu da biliyorum.
•  Sizden hiç etkilenmedi mi Türkiye?
Benden insanlar etkileniyor belki. Ama Türkiye’nin nereden gelip nereye gittiğine ve benim yaşam çizgime bakarsanız, tamamen ayrı yerlerde olduğumuzu, benim zamanın ve mekânın sonsuzluğundaki sıfır kadar etki yaptığımı görürsünüz.
•  Bu rahatsız etmiyor mu sizi?
Hayır. Yaşamım boyunca bütün gücümle, her türlü niteliğimle önce etrafımdaki somut insanlara mutluluk vermeye, ondan sonra da soyut anlamda ülkeme ve dünya insanlığına hizmet etmeye kendimi adadım. Bu çabalarımın hiç olması beni rahatsız etmiyor. Çünkü, bu zaten zamanın ve mekânın sonsuzluğunda bütün bir insanoğlunun da hiçliği bilinciyle yapılan bir iş.

Kimse beni zedeleyemez!
     •  ‘Yaşamın keyfini çıkarmak insanın kendi kendine yeterek öğrenebileceği bir sanattır’ diyorsunuz. Toplum olarak bu sanattaki ustalık derecemiz?
Çok acemiyiz. Ama bu sanatı öğrenmeye ve icra etmeye çalışanları engellemekte, kendi seviyesizliğimizi, sığlığımızı, bu seviyesizliği ve sığlığı aşanlara acımasızca empoze etmekte çok başarılıyız.
•  Yaşama keyfi anlamında nasıl eğittiniz kendinizi?
Bu annemle babamın beni bu konuda eğitmelerinin bir sonucu. Temelde, kendinle barışık olmak, başkalarına da onları mutlu edecek şekilde davranmaya ve yaşamdan keyif almaya yol açıyor.
•  İnsanların çoğu kendisiyle barışık değilken, hayatta onca tatsızlık varken...
Bütün bunların bir zaman ve mekân sonsuzluğu içinde bir hiç olduğunu bilmek ve hiçliğin içinde hissedilen varlıkla, istenilen idealizm adına bütün bunlara karşı savaşmak, çaba sarfetmek... Egom toplumsal olarak sıfır, kendi içimde sonsuz. Yani kimse beni dışarıdan zedeleyemez. Çünkü ben zaten hiç olduğumu biliyorum. Ama kimse benim olumlu çabalarımı da yok edemez. Var olduğum sürece mutlu olmak için kendi ilkelerim çerçevesinde elimden gelen her şeyi yaparım. Böyle düşününce hiç kimse keyfinizi bozamıyor.



 SANAT


Aslında bir hiçim
Ajanda


 SAYFA BAŞI 





© 2000 Milliyet