
|


Aziz Nesin’in kitapları
Bir gün Aziz Nesin’e sormuştum: "Şu kadar kitap yazdınız. Sadece o kitapları okumak için en az ne kadar zaman gereklidir, hiç hesapladınız mı?"
Gülmüştü Aziz Nesin.
Yeni yayımlanan kitabına, "Okuduğum Kitaplar"a bakıyorum da, şaşkınlığım daha da artıyor.
İnanılmaz derecede üretken olacaksın, kim bilir kaç ömre yetecek sayıda kitap yazacaksın... Bunun yanı sıra dünyanın kitabını okuyacaksın. Üstelik okuduğun kitapların her biri için sayfalar dolusu ayrıntılı notlar tutacaksın...
Kimi yazarlar vardır, okumazlar. Özellikle Amerikan edebiyatında "Ben okur değilim, yazarım" diyen nice önemli yazar vardır. Yaşamın kendisiyle beslenirler. (Elbette sadece okuduklarıyla beslenen yazarlar da vardır.)
Aziz Nesin’in kaynağı yaşamın kendisiydi. Ama bu kaynağı sürekli okuyarak zenginleştiriyordu.
***
"Okuduğum Kitaplar" bunun kanıtı. Şiirden ekonomiye, romandan, öyküden tarihe kadar neredeyse her dalda yazılmış kitaplarla ilgilenmiş Aziz Nesin. Hepsini satır satır okumadan edememiş. Balzac’ın "Tılsımlı Deri"si için düştüğü notta, "Rahatlıkla atlana atlana okunabilir bu roman. Çünkü gevezeliklerle dolu. Hem de masa başı uydurması gevezelikler... Ama ben okumadan geçemem ki...Kötü bir huy işte." diyor.
Aziz Nesin’in kitabını okumak için kötü huylu olmak gerekmiyor. Yaklaşık 400 sayfalık bir yapıt. Ama içinde gevezelik yok. Okurken sözü edilen yazarlardan çok, Aziz Nesin’i daha iyi tanıma olanağını buluyorsunuz. Onları anlatırken kendini anlatıyor çünkü. Görüşlerine katılsanız da, katılmasanız da, yeni ayrıntılar keşfediyorsunuz.
***
Ayrıntılara bayılırım ben. Aziz Nesin’in de aynı düşüncede olduğunu görünce sevindim. Cemil Meriç için yazdığı yazıda şöyle diyor: "Öyle zengin ayrıntılar ki, öyle gerçekçi gözlemi saptamışlar ki, ayrıntılarda kalsa bile yararlı..."
Aziz Nesin’in kitabı da zengin ayrıntılarla, gerçekçi gözlem ve saptamalarıyla donanmış. Eleştiri yazılarına özel bir hüküm yoktur; yine de kitabı onun öykülerini okur gibi büyük bir hazla okudum.
İbrahim Hilmi Çığıraçan, Nihat Ziyalan, Kenan Evren, Muzaffer İlhan Erdost üstüne yazdıkları özellikle ilgimi çekti. (Muzaffer
için yargılarına katılmasam da... Muzaffer’i "has şair" olarak görmüşümdür hep.) "Amarcord"a ilişkin notları ise beni yirmi yıl öncesine götürdü. Atilla Dorsay’la uzun tartışmalarını hatırladım.
"Okuduğum Kitaplar"ı da başucuma koyacağım. Zaman zaman onu karıştıracağım, içinden gelişigüzel birkaç sayfa okuyacağım. Her keresinde yeni tatlar bulacağımı biliyorum.
BİR DAKİKA ARA Bugün madem Aziz Nesin’den söz ettik, "Bir Dakika Ara"yı da ona ayıralım. Bu olayı kendisinden dinlemiştim.
Hangi yıl, bilmiyorum. Aziz Nesin Moskova’ya gitmiş. Çevirmen olarak, Türkoloji’yi yeni bitirmiş Vera adlı bir genç kızı vermişler yanına.
"Ne kadar şanslıyım," demiş Vera, "Mezun olur olmaz sizin
gibi ünlü bir yazara çevirmenlik yapıyorum. Üstelik iki gün sonra Yaşar Kemal geliyor. Onun çevirmeni olarak da görevlendirdiler beni.
Türkçemi ilerleteceğim."
"Boşuna sevinme," demiş
Aziz Nesin. "Yaşar, Türkçe bilmez."
"Türkçe bilmez mi?"
"Bilmez."
İki gün sonra Yaşar Kemal’i karşılamış Vera.
Yaşar Kemal, "Merhaba, bacım" demiş. Sarılmış Vera’nın boynuna, yanaklarından öpmüş. Şakır şakır konuşmaya başlamış.
Vera şaşırmış.
"Ne kadar güzel Türkçe konuşuyorsunuz!"
Şaşırma sırası Yaşar Kemal’e gelmiş:
"Anlamadım..."
"Sizin Türkçe bilmediğinizi söylemişlerdi de..."
Yaşar Kemal gülmüş.
"Haa... Demek Aziz, Moskova’da!"
PAZAR


Reklam mı, ne reklamı?
KİM NE OKUYOR?..
Anahtar kaynaklar
Elvis buraya!
Tekno DİNOLAR
Konumuz, dükkânlar
Sandviç saltanatı
Temiz parmak operasyonu
‘Belge olsun diye fotoğraf çekmem’
Sanat BORSASI
KİM NEREDE NE YEDİ ?
Piyale Madra’nın İstanbul’u...
Yalanın kiri sabunla çıkmaz
Conspiracy Theory
Kalabalıklar krallardan zalimdir!
Piyano endüstrisi, iş başına!
Yeni albümleri şapka çıkartıyor
Sibel Kutman "Doluca" ve "Sarafin" adını "cilaladı"
Aşkın sonu selamet
İngilizin pub kültürü
Dil Tarih Coğrafya Fakültesi’nin hüzünlü yıldönümü
Aziz Nesin’in kitapları
Cazcı Jasmine
SAYFA BAŞI

|
|

|