13 Şubat 2001 Salı


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SANAT  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  ENTELLEKTÜEL B.  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  İSTANBUL  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
 
 




Ombudsmanımızın yeri doldurulamaz

     Dünya Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Osman S. Arolat, "Nezih Demirkent'in ölümüyle basında bir dönem kapandı" diyordu önceki gece NTV'de.
     Muhabirlikle başlayıp gazete patronluğuyla süren, ancak 71 yaşına rağmen gazetecilik ruhunu hiç kaybetmeyen sevgili Nezih Bey, tüm basın çalışanlarının ombudsmanıydı. Medyayı mercek altına aldığı Salı Yazıları'nı dört gözle beklerdik. Kayda değer bir konuyu gündeme getirdiğimizde "Nezih Bey'den aferin alacak mıyız?" diye heyecanla açardık Salı Yazıları'nı. Hata yaptığımızda ayna gibi yüzümüze vurulurdu aynı sütunlarda...
     O tüm medyanın ombudsmanıydı. Medyadaki çarpıklıkları tüm açıklığıyla gözler önüne serer, eleştirilerini esirgemez, şimşekleri üzerine çekmekten korkmaz, çoğumuzun düşünüp de söyleyemediklerine tercüman olurdu.
     Bir gün işten ayrılmak durumunda kalacak olsam, bilirdim ki Nezih Bey'in ve Dünya'nın kapıları bana ardına kadar açık. Her gördüğünde "İstediğin zaman gel" derdi. Bu güvenceyi sadece bana değil, genç - yaşlı ayırt etmeksizin mesleğini seven tüm gazetecilere gönülden verirdi.
     Benim bildiğim kadarıyla Dünya Gazetesi'nde her işin objektif bir ücreti vardı. Köşe yazarsan yazı başına şu kadar, işe yeni başlayan muhabirsen şu kadar, 5 yıl deneyimliysen şu kadar, servis şefiysen şu kadar...
     Gazeteciliğe başlamak isteyen Dünya'da kolaylıkla iş bulur, bir süre sonra yaptığı haberlerle göz dolduranlar ise daha iyi maaşlarla diğer gazetelerde meslek yaşantılarına devam ederlerdi. Bu arada azla yetinmeyi tercih edip Kürkçü Dükkanı'na geri dönenler de olurdu tabii.
     Sadece ekonomi basınının değil, Türk basınının ulu çınarı devrildi. Ardında yeri doldurulamayacak derin bir boşluk bıraktı.
     Arolat'ın şahsında tüm Dünya çalışanlarına başsağlığı dilerim.
     Hepimizin başı sağolsun.
     Sevgili Nezih Bey'in toprağı bol olsun.
     
"Para kazanmak isteyen gazeteci olmasın"
     "Tekrar dünyaya gelecek olsam, herhalde başka bir iş yapardım. Zaten gazetecilik, giderek anlamını yitirmeye başladı..."
     Duayenimiz Nezih Demirkent, Medya Medya kitabının arka kapağında böyle diyor. Ama onu tanıyanların buna inanması mümkün değil. O, 10 kez de dünyaya gelse, gazetecilikten başka iş yapamazdı.
     Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nail Güreli, Nezih Bey'in ani ölümünün ardından önceki gün televizyonda anlatıyordu. 3 yıldır Anadolu'nun değişik illerinde yerel gazeteciler için düzenledikleri 18 eğitim seminerinden sadece birine katılamamış. "Yaşım - işim" falan demeden 17 kez taa oralara gidip, mesleğimizin ilkelerini genç gazetecilere anlatmış.
     Dünya Gazetesi'nde maaşlar mütevaziydi, ama tensikat pek olmazdı. Demirkent, "Gazetecilik yapmak istiyorlarsa gelsinler, para kazanmak istiyorlarsa başka iş yapsınlar" derdi.
     
Nezih Bey'in kanatları
     Dünya Gazetesi sahibi Nezih Demirkent'in tiryakisi olduğum Salı Yazıları'nı okumak yerine cenazesine gideceğim bugün.
     Ölüm haberini aldığımdan beri aklıma geldikçe gözlerimden yaşlar boşalıyor. Onunla ne zaman tanıştığımızı anımsamıyorum. Ancak ilk 2 ödülümü Nezih Bey'in önerisi, teşviki ve hatta takibiyle aldığımı unutmam mümkün değil.
     Cumhuriyet Gazetesi'nde çalışırken beni arayarak yazdığım birkaç yazının dikkatini çektiğini söylemiş ve o yazılardan biriyle Gazeteciler Cemiyeti'nin yarışmasına katılmamı istemişti. Biraz utanıp sıkılarak dediğini yapmış ve çok değerli bir ödülün sahibi olmuştum.
     Kısa bir süre sonra bu kez Türk Sanayici ve İşadamları Derneği TÜSİAD'ın gazetecilik araştırma ödülü için başvurmamı istedi. Yol gösterdi. Hatta o dönemde bir işveren kuruluşunun açtığı yarışmaya girmekte gösterdiğim tereddüt üzerine beni ikna etti. Sonuçta o ödülü de aldım. Sayesinde hiç aklımda yokken 2 ödüllü gazeteci olup çıkmıştım.
     Daha sonraki yıllarda Nezih Bey'in beni izlediğini her fark edişimde şaşırmışımdır. Onun aslında sadece beni değil, pek çok gazeteciyi, hatta hepimizi sabırla sürekli izleyen ve gerektiğinde belli uyarıları yapma sorumluluğunu duyan bir ağabeyimiz olduğunu ise epey sonra fark etmişimdir.
     Nezih Bey, o devasa cüssesiyle hepimizi sarıp - sarmalar, kol - kanat gererdi. Çetin Altan "İnsan kendini tanımaz" der. Altan'ın bu teşhisinin doğruluğunu, Nezih Bey sayesinde farkettim.
     Gazetecilerin reklama çıkmaması için yazdığım yazılardan Demirel'le olan davama Salı Yazıları'nda hakkımda yazdıklarını okudukça, o ana dek bende hiç olmadığını sandığım çarpıcı bazı özelliklerimin ayırımına vardım. Ve hayretler içinde kaldım.
     Nezih Bey'le nadir görüşürdük. Ama yazılarımı okuyarak koyduğu teşhisler dört dörtlüktü.
     Onu çok özleyeceğim.
     Meslek adına iyi bir şey yaparsam kimden aferin alacağım şimdi ben?
     
     mtamer@milliyet.com.tr
     



 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
Türkeş'in mirası

Şahin ALPAY
Hafife almalı

Melih AŞIK
Yürüyen parti

Fikret BİLA
‘Savas riskini düsünerek o karara varmıstık’

Berrin Cankat
Neslişah Sultan’ı tam üç kere kıskandım

Hasan CEMAL
Demiralp ve Erçel'den haklı uyarılar...

Güneri CIVAOĞLU
Tıpta 2.milat

Serdar DEVRİM
Başlığı dip notta olan yazı (*)

Yalçın DOĞAN
"Acı serüvenin" ortasındayız

Abbas GÜÇLÜ
Mastırın yoksa...

Doğan HEPER
Taviz varsa ya hep, ya hiç

Sami KOHEN
Atina'nın sorumluluğu...

Meliha OKUR
Bu savaş başka savaş...

Derya SAZAK
BJK nereye?

Umur TALU
Devrilirken birer birer

Meral TAMER
Ombudsmanımızın yeri doldurulamaz

Tamer HEPER
Ortaklık devam eder (2)

Güngör URAS
Ayağınızı (yorganınıza göre değil) IMF mektubuna göre uzatınız

© 2001 Milliyet