04 Mayıs 2001 Cuma


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
 
 




‘Hanımefendi olmak lazım’

Çağla Şıkel: "Daha önce bazı şeylerin dozunu kaçırdım. Oysa olgun davranmak gerek. İdeal olanı Beyazıt’la yakaladım. Ona doyamıyorum."

     Ayşegül Sönmez

     Hem çok güzel hem de çok konuşuyor. Ve ne çok konuştuğunun ne de çok güzel olduğunun farkında. 22 yaşında "feci iyi yakaladığına" inandığı yeni ilişkisinden çok memnun. Cüzdanında iki gazete kupürü. Birinci kupürdeki fotoğrafta Çağla kafasında Türkiye güzeli tacı, gülümsüyor. İkinci kupürdeki fotoğraf onu ve Beyaz’ı gösteriyor. Küçük karede Beyaz, Çağla’yı öpüyor. Çağla yine gülümsüyor. Medyatik çiftlerin aşkları böyle. Beyaz’ı "Ona doyamıyorum" diyecek kadar çok seven Çağla gazetelere neredeyse her gün haber olan aşkını, yine bu haberlerin kupürleriyle çantasında saklıyor, belki de böyle yaparak korumaya çalışıyor.
     
Konservatuarda bale eğitimi alırken bir yandan da model olma düşleri kuruyor muydunuz?
     Hep balerin olacağım, diyordum. Saçım bale topuzu, ayağımda tozluklar, mayolarım; pembe pembe dolaşıyordum. Başka bir hayatım yoktu ve başka bir hayatı da düşlemezdim. Selin (Toktay) bizim bir alt sınıftaydı. Yeni fotomodelliğe başlamıştı. Bir gün kaşları yarım gelmişti. Hiç unutmam, "Ne kötüsün, nasıl yaparsın!" falan olmuştum. Fotoğraflarını getiriyordu mesela, hiç böyle özenerek bakmıyordum. Balerinlik diye tutturmuştum ama işte lise son sınıfa doğru boyum 1.80’e ulaşmaya başlayınca hareketlerim ağırlaşmaya başladı. Herkes fıldır fıldır, tıkır tıkır bale yaparken ben kollarımı bacaklarımı toparlayamaz oldum. Çok hırslı bir insanım. Yaptığım işin en iyisini yapmak isterim. Balede en iyisi olamayacağımı anladım. Bıraktım.
     
Mankenlik ve başka neler yapmayı planlıyorsunuz? Haber spikerliği mi oyunculuk mu?
     Henüz mankenliği bırakmayı düşünmüyorum. Mankenliği kısa süreli bir meslek olarak seçmedim. En az bir on sene yapmak isterim. O yüzden de kendime bakmam gerekiyor. Oyunculuğa gelince... Çok teklif geldi. Önce kabul etmek istemedim. Çünkü ben manken-oyuncu-fotomedel Çağla Şıkel olmak istemedim. Mankensen mankensin çünkü. Ben bu işi yapıyorum ve bu işte iyiyim. Ama öyle bir teklif geldi ki dönülmez. Dönemedim. Erler Film’le anlaştım. Çok profesyonel bir ekiple Zehirli Çiçek’te 22 bölüm çektim.
     
Kendinizi seyredince ne hissettiniz?
     Çok güldüm. Kendimle dalga geçtim. Niye böyle yapmışım falan oldum. İğrenç yapmışım dedim. Ama son bölümde tüm bunlar minimuma inmişti. Kameraya yeni ısınmıştım.
     
öNe teklif gelirse gelsin, ben Çağla Şıkel bunu asla yapmam" dediğiniz bir konu var mı?
     Asla şarkıcı olamam herhalde. Yapamam. Piyano ve solfej eğitimi almış olmama rağmen yapmam. Benim ilerde yapmak istediğim küçük dans okulu açmak. Ve orada koreograflık yapmak. Uğurkan Erez "Ben bırakmak istiyorum, seni yetiştirebilirim" diyor. Ben de "Bayıla bayıla gelirim" diyorum. Koreografiye yatkın olduğumu düşünüyorum.
     
Madonna mı Jennifer Lopez mi daha iyi dansçı?
     Jennifer Lopez. Kızın tümünü çok beğeniyorum. O teninin parlaklığını seviyorum. Kadın çok güzel dans ediyor. Latin ya, o sıcaklık var yani kızda. Ben çok severim tüm Latin danslarını.
     
Sizin de tipiniz melez. Nerelisiniz?
     Babam Karslı. Azeri kökenliyim. Annem Adanalı.
     
Eski sevgiliniz Bozok’la (Gören) ayrılma nedeniniz neydi?
     Çok güzel başlamıştı, acayip böyle aşık aşık. Her günümüz beraber geçiyordu. Emel’in klibinde tanıştık. 20 yaşındaydım. Çok küçüktüm. Benim ilk ilişkimdi. İki buçuk senenin sonunda aramızdaki sevgi, saygı ve şefkat dökülmeye başladı.
     
Sevgiliden çok arkadaş gibi mi oldunuz?
     Fazla iç içe olduk. Arkadaş olduk. Kötü bir ilişki olmaya başlayınca bu altı-yedi ay üşenmede kaldı. Hiç ayrılmayacakmışım gibi geliyordu bana. İçimdeki sevgi bitse de.
     
"Tamam, bitti" demenizi sağlayan neydi?
     Benim biraz çocuk olmamdan kaynaklanan şeylerden dolayı... Çok büyük hatalarım oldu. Ama onun da oldu. Saygının ne kadar önemli olduğunu bu ilişki bittiğinde anladım.
     
Bir ilişkinin nasıl olması gerektiğini mi öğrendiniz?
     Beyaz’la ilişkime başladığım anda anladım. Ya, ilişkiler çok fazla hassasiyet gerektiriyor. İnce düşünce, karşındakine cidden çok büyük bir saygı duyman gerekiyor. Mesela, ben kız arkadaşımla konuştuğum gibi erkek arkadaşımla konuşmamalıyım. Biraz olgun olmak lazım. Hanımefendi gibi. Ama Bozok acayip çılgın biriydi.
     
Siz?
     Ben de öyleydim.
     
Artık değil misiniz?
     Çılgınlıklar yaşandı ve bitti. Bozok’la içtik de, sabaha kadar da eğlendik. Bilmem ne de yaptık. Dozunu da kaçırdık. Her türlü şeyin tadını çıkardım. Bir süre sonra bunların boş olduğunu, o kadar vıcık vıcık olmaması gerektiğini öğrenince "Ne oluyor?" falan oldu Bozok.
     
Sonra hemen Beyaz’la mı birlikte olmaya başladınız?
     Üç ay sonra... Psikolojik olarak adapte olmaya çalıyorsun. Üzülüyorsun, kayıp gibi iki buçuk senenin her gününü geçirdiğim bir insan gidiyor. Birbirimizi özlemeden, sabahın köründen akşama kadar her gün birlikteydik.
     
Bu da mı bir hata?
     Hata tabii. Birbirine doymaman lazım.
     
Beyaz da çok yoğun çalıştığı için ideal olanı yakalamış mı oldunuz?
     Feci yakaladık! Üçüncü aya giriyoruz. Hâlâ çok özlüyorum. Dün gördüm, ondan önceki gün gördüm. Birlikte zamanlarımız o kadar çok az ki... Yetmemesi çok güzel. Ne görmeye, ne başka şeye... doyamayacağız.
     
Nasıl sevgili oldunuz?
     Birkaç yerde karşılaşmıştık ama benim o zaman sevgilim vardı. Ben sevgilim varken başka kimseyi görmem. Onun programına da katılmıştım. O zaman bana ilgisi olduğunu şimdi söyledi. Ankara’da, Başkent Moda Günleri’nde onun da programı vardı benim de. Orada bütün gün beraberdik.
     
Nasıl "o gözle baktınız" Beyazıt’a?
     Masada oturuyoruz. Sürekli imza ve fotoğraf dağıtıyor falan. Ağzına bir lokma atamıyor. Deniz Pulaş dedi ki: "İki dakika izin iste, sen de iki lokma bir şey ye." Beyazıt "Belki de bir daha hiç göremeyecekler. Niye onları bu zevkten mahrum edeyim?" dedi. Ben o anda yıkıldım. Bu sözlerinden acayip etkilendim. Çok dokunaklıydı. Çünkü böyle bir yaşam tarzı olan bir insanın bu kadar alçakgönüllü, mütevazı olması binde sıfır bir ihtimal. Ben kendini beğenmişliğe, snobluğa gelemem. O yüzden ondan ilk kez orada çok etkilendim.
     
Peki iki medyatik insan bir arada olmak çok zor değil mi?
     Zor ama çok güzel çünkü Ateş Hattı’nda olsun, sokakta olsun, insanlar Beyazıt’ı gördüğü zaman suratlarında bir tebessüm oluyor. Kimse dönüp de kötü kötü bakmıyor. Bağdat Caddesi tipleri bile gelip bize "Allah ayırmasın, kim bilir bu kadar güzel ve yakışıklı iki insanın çocukları nasıl olur?" diye soruyorlar. Beyazıt’a birinin ters baktığını görmedim. Bu mutluluk veriyor insana. Ama sokakta rahat rahat dolaşmıyorsun. Bu da kötü tarafı.
     
Bozok’la da, Yunan tanrısı ve tanrıçası gibi bir çifttiniz. Şimdi Beyaz’la da. Herkes söylüyormuş. Enteresan değil mi ideal bir güzelliğin parçası olmak?
      Acaba nasıl görünüyoruz, diye hiç düşünmedim. Kendimi dışardan göremediğim için insanların tepkileri beni bazen şaşırtıyor. Çok yakıştırıyorlar, çok beğeniyorlar. Ama Bozok’la yakışmak yetmedi.
     



 CUMARTESİ


İnerken yükselenler
Bu şarkılar kimin için?
İstanbul’da Londra geceleri
Siz "laylon" acınıza bakın
İş Sanat’ta modern bale
Firar ederse...
Kediler sıcakta serinler
ARANIYOR..
‘Hanımefendi olmak lazım’
Polis kayıtlarından
Koktu bu eller artık!
Bu yazıyı tatil sapıkları okumasın
Hayatlarımızı "mal"laştırmayın


 SAYFA BAŞI 





© 2001 Milliyet