04 Mayıs 2001 Cuma


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
 
 




‘Bugünkü Türkçe bana yabancı’

Küçükken dansöz olmak isteyen, müzik prodüktörü Arif Mardin’le evlenen Latife Mardin’in sanat hayatı bir başka alanda ilerledi. Mardin’in ikinci kitabı "Doğu Doğudur" mayıs ayında çıkıyor

     AYŞEGÜL SÖNMEZ

     Latife Mardin, "Doğu Doğudur" adlı bir roman yazdı. Fonda Kırım Savaşı; Osmanlı, Rus, İngiliz ve Fransız ilişkilerinin anlatıldığı roman, yazar Rudyard Kipling’in şu sözleriyle son buluyor: "Doğu Doğu’dur, Batı da Batı. Bu ikili hiç birleşmeyecek." Kitap mayıs başında Oğlak Yayınları’ndan çıkıyor. Latife Mardin ailesindeki Osmanlı kadınlarını, Doğulu yanını ve "ikinci memleketi" en Batı’yı, Amerika’yı anlattı.
     
Romanı neden İngilizce yazdınız?
     Dili anlaşamayacak bir hale getirmek, yok saflaştırmak falan bunun bir kıymeti yok. Dil bizi hayvanlardan ayıran şey. İngilizce’ye bakın, her taraftan kelime almış. Türkçe’de emir verir gibi bu kelimeyi kullan, bunu kullanma, bu eski denmesine kızıyorum. Bugünün icat edilmiş Türkçe’si bana yabancı geliyor. İngilizce yazmamın sebebi bu.
     
Kitap Amerika’da da çıkacak mı?
     Çok zor. Çok koşturmanız lazım. Bir piyes yazdım. Adı "The A Word". A kelimesi. Kürtajla ilgiliydi. Off - Broadway’de oynandı. Bayağı da olumlu tepki aldı. Ama kitabı yayınlatmak için çok uğraşmanız, bir ajans tutmanız lazım.
     
Yardım edecek çevreniz yok mu?
     Var ama... Mesela oğlum müzik alemine girmek istedi. Hemen her kapı açıldı. Fakat aynı zamanda da "O yapmamıştır, Arif yapmıştır", "O yazmamıştır, Arif yazmıştır" dedi herkes. Bunlar çok kötü. Kendini ispatlayıncaya kadar her şey çok zor. Benim en iyi arkadaşım Elia Kazan’ın karısı Francis. Yardımlaşıyoruz birbirimizle. O da Türkiye hakkında bir kitap yazdı.
     
Eşiniz yazdıklarınızı okuyor mu?
     Hem okur hem de beğenir. Takdir etmezse bile söylemeye korkar. Ben onu eleştiririm, o beni pek eleştirmez. Korkar benden. Ama Arif o kadar başarılı olmuş ki, kolay tenkit ediliyor. Başarısız olunca o zaman tenkit etmek daha zor.
     
Siz de müziğe meraklı mısınız?
     Beş yıl piyano dersi aldım. Hiçbir türlü beceremedim. Ben dansöz olmak isterdim. Step yapar, modern dans ederdim. Halide Edip’in üvey ağabeyi Sait Edip bana ders verirdi.
     
Birer Osmanlı kadını olan anneniz ve anneannenizin hayatlarından söz eder misiniz biraz?
     Annem iki kültür arasında kalmış bir kadındı. Çok sofu bir aileden geliyor. Resmen peçe taktırıyorlar. Babamla, evlendiği zaman tanışıyor. Uzaktan bir kere görmüş. Babam da sofu bir aileden. Annem böyle bir eve gidiyor. Sonra bu birdenbire değişiyor. Dans öğreneceksin, baloya gideceksin, başını açacaksın başlıyor. Bu kadın da haliyle bir şeyler geçiriyor. Ama şikayet yok. Mesela anneannemle de dershaneye gittiğimizi hatırlıyorum. Yaşlı yaşlı hanımlar yeni Türkçe öğrenmeye giderlerdi. Beni de götürürdü. Anneannem başını hiç açmadı. Hep topuzluydu. Başına siyah bir şey bağlardı. Saç gözükmezdi.
     
Amerika nasıl?
     Bir alem. "Siz güzelsiniz" diyorlar, "Ohh, taciz!" diye hemen mahkemeye veriyorlar. Ya da 500 bin dolarlık dava açıyor. Neymiş efendim, McDonalds’ın sıcak kahvesi üstüne dökülmüş. Böyle neler var daha... Herkese her hakkı tanıyorlar. Tuhaf bir mantık.
     
Orada günleriniz nasıl geçiryor?
     Yemek pişirmek, evi ayarlamak, hizmetçi bulmak. Vakit buldukça da kitap yazmak. Devamlı okuyorum. Hep elimde bir kitap var ve oradan da ilham geliyor. Artık hemen hemen hiç roman okumuyorum. Tarih kitapları okuyorum.
     
Latife Mardin kimdir?
     İstanbul doğumlu Latife Mardin, Ali İpar’ın "Salgın" filminde ve "Bir Şehir Hakkında Hikaye" adlı belgeselinde yönetmen asistanlığı yaptı. Daha sonra Birleşmiş Milletler’e bağlı Uluslararası İşçi ve İşverenler Organizasyonu’nun bir kolu olan Çalışanlar Enstitüsü’nde çevirmenlik yaptı. New York’a geldikten sonra BM‘de altı yıl sekreter olarak çalıştı. "Doğu Doğudur" dışında 1985’te yayımlanan "Of Emeralds and Kings" adlı bir kitabı ve "The A Word" adlı bir tiyatro piyesi var.
     
Deneysel aşk mektupları
     Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Sanatlar Bölümü, "Aşk Mektupları" konulu sergiye ev sahipliği yapıyor. Bölüm öğrencilerinin yazdığı gerçek aşk mektuplarından yola çıkarak yapılan tipografik işlerden oluşan sergi, 11 Mayıs tarihine dek görülebilir.
     
Grafist 5 yaşında
     Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Bölümü’nün düzenlediği, Türkiye’nin tek süreli tasarım etkinliği "Grafist", 7-11 Mayıs tarihleri arasında düzenleniyor.
     
İzleyicilerin tiyatrosu
     Yüzyıl Işıl Lisesi öğrencileri, Gonca Baştuğ yönetiminde "Spontantine Tiyatro"nun bir örneğini sunmaya hazırlanıyorlar. 5 Mayıs tarihinde gerçekleştirilecek olan gösteri, doğaçlamaya dayalı bir çalışma.
     
Doğançay okullarda
     Burhan Doğançay Retrospektif Sergisi kapsamında gerçekleştirilen gezici sergi, İstanbul’daki ilköğretim okulları ve üniversitelerde öğrencilerle buluşuyor. Gezici sergi, sanat turunu 23 Mayıs’ta Yakacık’ta noktalayacak.
     



 PAZAR


Bedensel engelliler sahnede
KİM NE OKUYOR?..
‘Özgür’ sinema yazıları
‘Bugünkü Türkçe bana yabancı’
İmaj tazelediler
Amerika’dan önce danışmana
Tek yumrukla BOKS tarihine geçti
‘Bu şehirden vazgeçemem’
Pandeli yaşında 75
19 Mayıs’ı iyi müzikle kutlayın!
Pera’nın en Zarifi
Hapır hupur
Boğaz’a karşı brunch
KİM NEREDE NE YEDİ?
Tribeca’dan sürprizler
Sanat ve sohbet iç içe...
‘Çıplaklar kampı niye olmasın?’
Yüzüm Batı’ya fazla dönük
DVD / Selim BOY
Türkiye’de devrimi Japonlar yapacak!
İstanbul Müzik Festivali’ne kuşbakışı
Göreme’de Kapadokya Lodge
Aşkın kulakları
Dublin’e giderseniz biranız Guinness olsun
Birinci Roma’dan Üçüncü Roma’ya
Hadi bir de nargile içelim
"Tarih Boyunca Yemek Kültürü"
Büyülü kitaplar arasında


 SAYFA BAŞI 





© 2001 Milliyet