25 Mayıs 2001 Cuma


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
 
 




Ufak at da...

Bir grup Fransız bilim adamının yayımladığı bir kitap, birçok yerleşik düşünceyi alaşağı etti. Çünkü kitaba göre, ne ıspanakta sandığımız kadar demir var ne de kırmızı, boğaları kızdırıyor

     MEHMET KENAN KAYA

     Temel Reis bir sahtekar. Utanmaz bir yalancı pehlivan. İksir satıcısı bir şarlatan. Kurşundan bir yumruğu var, ama bu istisnai gücü yıllar yılı bizi inandırmak istediği gibi ıspanağın erdemlerinden gelmiyor. Onun gibi olmak isteyenlerin de, içinde bulunan ıspanak yapraklarındansa teneke konserve kutusunu yemeleri daha akıllıca olur."
     Yukarıdaki satırlar, geçen hafta yayımlanan ve (bir grup Fransız bilim adamı tarafından yazılan) Jean-François Bouvet imzalı bir kitaba ait. Ve anlaşıldığı üzre, çocukluğumuzun biricik kahramanı Temel Reis’i yerden yere vurarak, içinde en fazla demir barındıran (!) sebzemiz ıspanağı aşağılıyor. Tabii, "elin Fransızlar’ı konuşsun dursun, bize ne..." demek hakkımız ama, korkarım! Bouvet ve arkadaşları doğru söylüyor... Çünkü, sözgelimi 100 gr. taze ıspanakta yalnızca 3 mg. demir var ve pişirilince geriye o da kalmıyor.
     Ama aforizmalar ıspanakla sınırlı da değil. Öyle ki bizim kutsal kelam gibi inandığımız "tütün sağlığa zararlıdır" ‘sure’sine de karşı çıkıyor Bouvet ve arkadaşları. Ya da şöyle söylemeli: En azından itirazları var. Çünkü bu malumatfüruş yazarlara göre, sigara tiryakilerinin bronş kanseri, Parkinson ya da Alzheimer hastalıklarına yakalanma riski, içmeyenlere göre yarı yarıya az. Üstelik sigara, beyin hücrelerini öldürmek bir yana, dikkat artırıyor ve kısa vadede belleği güçlendiriyor.
     Peki bu bilim adamlarının kitabı yazmaktaki amaçları ne diye sorarsanız, yanıt şu: Bugüne kadar üzerinde hiç düşünmediğimiz ama "duya duya sonunda inandığımız" birtakım yerleşik, basmakalıp düşünceleri sorgulamak. Ya da kendi deyişleriyle "çağdaş bilim kültürünün yalancı gerçeklik balonlarından bazılarına iğne batırmak". Kitapta 30 yerleşik inanca dair yazılmış 30 makale var. Yanda da sabredemeyen okur için birkaç örnek. Eğer hazırsanız, işte size birkaç modern zaman yutturmacası...
     
     Yutturmaca mı?
•   "Kırmızı, boğaları kızdırır": Boğa için kırmızının özel bir anlamı yok. Çünkü onu asıl kışkırtan renkler değil, arenadaki sesler ve matadorun hareketleri...
•   "Yeşil bitkilerle uyumaktan kaçınmalıyız": Evet, yeşil bitkiler geceleri odadaki oksijeni soluyorlar ama bir memeliyle aynı ağırlığa sahip olsalar bile memelilerden daha az solunum yapıyorlar. Üstelik kauçuk gibi bazı bitkiler, gündüz kullanmak için geceleri karbon gazı depoluyor.
•   "Beş duyu vardır": Oysa serbest duyuyu, kulaktaki denge duyusunu ve acıyı unutuyoruz. Yani altıncı duyuyu hesaba bile katmadan en az sekiz duyumuz var.
•   "Hastane mikroplardan arınmış bir dünyadır": Öyle mi dersiniz, sözgelimi Fransa’da her yıl hastanelerden enfeksiyon kapan hasta sayısı 600.000... Enfeksiyonlar da, Hepatit C, kolibasili gibi "banal bakteriler"...
•   "Deri soluk alır": Ne yazık ki öyle değil. Çünkü yeni öldürülmüş bir hayvanın derisi yüzüldüğünde, derideki canlı hücreler çabucak ölüyor.     
     
     Ispanaktaki Demir ve Diğer Yerleşik Düşünceler Üzerine, Hazırlayan: Jean-François Bouvet, Çev: Esra Altuk, YKY, 2001.
     



 PAZAR


Film pahalı, fragman çekelim
KİM NE OKUYOR?..
Versace’nin eşyaları 8 trilyon
Cannes’da YSL farkı
Ufak at da...
‘Yorucu bir masal şehri’
Festivalin yıldızı Sting
Bahçede kebap keyfi
Yorgun Herakles argın ‘Bürokrates’
SANAT REHBERİ
‘Bütün Türkçe şarkıları biliyorum’
Kızla oğlan mutlu günlerinde...
DVD / Selim BOY
Reha, Nilüfer’i seviyo!
Eleştirmenlerin işi zor
Berberlikten ölümsüzlüğe
İsviçre otelinin Fransız lokantasında bir cuma gecesi macerası
Gerçek mi yoksa efsane mi?
Rusya ve Almanya
Globalleşenlere hayır, markalılara evet
"Kaç kere umutsuzluğun yolunu tuttum"
Bronx’lu bir çift


 SAYFA BAŞI 





© 2001 Milliyet