30 Mayıs 2001 Çarşamba


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
 
 




İstanbul Valiliği'nin araştırması, Gaziosmanpaşa'nın da Sultanbeyli'den geri kalmadığını gösteriyor
PATLAMAYA HAZIR BOMBA: Gaziosmanpaşa

800 BİN nüfuslu ilçe, İstanbul'dan izole edilmiş bir kasabadan farksız. Gaziosmanpaşa’da yaşayanlar Beyoğlu'nu Mecidiyeköy'ü televizyondan tanıyor. İSTANBUL’A uyum sağlayamadıkları için bir yere ait olma isteklerini cemaatlere sığınarak gideriyorlar. İlçede görülen en yaygın suç türü ise hırsızlık...

     İHSAN YILMAZ İstanbul

     İstanbul Valiliği'nin araştırması, ilçedeki çarpıklıkları tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor. Gaziosmanpaşalı kendisini kente ait hissetmiyor, birçoğu ilçe dışına çıkmıyor. Prof. Dr. Kenan Mortan başkanlığındaki 12 kişilik uzman ekibin İstanbul Valiliği için hazırladığı "Çevre Stratejik Planı"nın, "İstanbul'un Sosyolojik Yapı Analizi İçin Bir Çerçeve" başlıklı bölümünde, Gaziosmanpaşa'yla ilgili yapılan saptamalar şöyle:
     
VEREMDEN ÖLÜYORLAR
     İlçede su havzalarındaki kirlenme, bebek ölümü oranlarındaki yükseklik, taş - kömür ocakları, çimento imalathaneleriyle sağlık sorunları giderek ağırlaşıyor.
     Yoksulluk hastalığı olarak bilinen veremin en yüksek görüldüğü yer Gaziosmanpaşa. Aynı şekilde sarılık hastalığına da bölgede sıkça rastlanıyor. Bütün bu ölçümlere ve dört özel hastanesine rağmen yaklaşık 800 bin nüfuslu ilçede devlet hastanesi yok.
     
HER TÜRLÜ SOYGUN VAR
     Hırsızlık suçlarında önemli artış görülüyor. Gasp, soygun, ev ve araba soygunu, oto hırsızlığı, yan kesicilik, kapkaç olaylarında belirgin bir artış söz konusu. Benzer olarak intihar oranında da artış var. Uyuşturucu kullanımı ise oldukça düşük.
     İlçe içi mekânlarda insanların ortak bağ kurabileceği yerlerin azlığı (park, bahçe, oyun alanları, meydanlar, sinemalar, eğlence yerleri vb) ilçe sakinlerinin yaşadıkları yeri İstanbul içinde izole bir kasaba gibi algılamasına neden oluyor. Yaşam alanları böyle kısıtlandığı için bu insanların kente uyum sağlama olasılığı giderek yok oluyor.
     
YİNE ARAZİ MAFYASI
     İlçe sakinlerinin sadece yüzde 50'si kendi konutunun sahibi. Konut mülkiyetinin konutu kullanana ait olmaması durumu, ayrıca yeni gecekondu statüsünün artık 3 - 4 katlı binalardan müteşekkil olması, arsa - arazi spekülasyonunda örgütlü satışların önemli bir göstergesi. Spekülatörler yasadışı yollara başvurarak arsalardan maksimum fayda sağlıyor.
     
Varoşun en büyük mağduru çocuklar
     Doç. Dr. Neşe Özgen’in Sultanbeyli ve Gaziosmanpaşa’da yaptığı incelemelerin sonucuna göre bu bölgelerde özellikle çocuklar ciddi sorunlar yaşıyor. Hem salgın hastalık riskiyle iç içe yaşıyorlar, hem aileleri tarafından çalıştırılıyorlar, hem de şehre uyum zorluğu çekip büyük bunalımlar yaşıyorlar.
     
İstanbul'u bilmiyorlar
     İlçede yaşayanların büyük bölümü, özellikle kadınlar, çocuklar ve bölgede çalışan genç erkekler İstanbul'un diğer mekânlarını pek fazla tanımıyor. İstanbul'u medyanın sunduğu şekilde tanıyorlar. Yani sanal bir İstanbul yaşıyorlar. İlçedekilerin çoğu Beyoğlu, Şişli, Mecidiyeköy'e hayatlarında bir kere bile gitmemiş.
     
     Yüzde 31.4’ü Karadeniz’den
     Nüfusu hızla yükselen ilçede, en fazla yüzde 31.4'le Karadenizliler ve yüzde 20.7'yle Doğu Anadolu'dan gelenler yaşıyor. Ailelerin yüzde 10.4'ü memur, yüzde 48.8'i işçi, yüzde 11'i emekli, yüzde 29.8'i serbest çalışıyor. İlçede 575 dernek faaliyet gösteriyor. Bunlardan 65’i okul koruma, 150'si cami yaptırma derneği, 80’i de spor kulübü.
     
Yoksul ve onurlu genç mazide kaldı
     Sultanbeyli ve Gaziosmanpaşa örneğinden yola çıkarak 2020'de İstanbul'da nasıl bir insan profili olacağını yorumlayan tablo özetle şöyle:
     ÇATIŞMA ÇIKABİLİR: İstanbul'daki zenginlerin kendilerine adacıklar kurması gibi; göç edenler de kendilerine izole adacıklar kuruyor. Ancak bu parçalanma her iki tarafın da birbirini düşman olarak göreceği tehlikeli bir yapıya gitmektedir.
     CEMAATE SIĞINIYORLAR: Kente kabul edilmediğini gören yoksul grup için bir yere bağlanmanın tek yolu, cemaat gibi himayeci birliklere sığınmaktır.
     ONUR SAVAŞI BİTTİ: "Yoksul ama onurlu" kategorisi artık kalmadı. Bu elbette her varlıklı olanın onurlu ve yoksulların da onursuz olduğu anlamına gelmez.
     
Mafya bitmeden sorunlar bitmez
     Öncelikle, kentin yeni geleni entegre edebilmesinin yolları aranmalıdır. Bunun için en acil önlem, arazi mafyası ve bağlantı kanallarını ortadan kaldırmaktır.
     İstanbul için özel yetki ve statü istekleri sorunun çözümü değildir. Var olan yetkilerin kullanılmasıyla sorun çözülebilir.
     Bu insanların gerekli kamu yatırımlarından cezalandırmak amacıyla yoksun bırakılması, yabancılaşmayı artırır.
     Göç edenlerin kendilerini "İstanbulluyum" diye tanımlayabilmesi ancak himayeciliğin dışında diğer birlikleşme biçimlerine geçebilmesi ile mümkündür.
     



 GÜNCEL


PATLAMAYA HAZIR BOMBA: Gaziosmanpaşa
Baskın var, rehine var TERÖR YOK!
Erzurum korktu
Orhan Olcay’a çiçekli veda...
Yılmaz: ‘Organ nakli peygamber mucizesi’
Beyaz Enerji davası KÖRDÜĞÜM OLDU
Kiralık anne günah mı?
‘BİRİNCİ PERDE’ tahliye ile kapandı
Fatih’ten bozkurt selamı
Uzaylılar var mı?
SATIRBAŞI


 SAYFA BAŞI 





© 2001 Milliyet