‘Birbirimizi unutmayalım da ne olursa olsun’ diye başladılar ölüm orucuna. Ama ikisi de ‘Wernicke Korsakoff’ hastalığına yakalandı. Şimdi biri 8, diğeri 6 yaşına geri döndü..
GÖKÇER TAHİNCİOĞLU - MESUT HASAN BENLİ Ankara
Malatya Cezaevi’nde 1996’da evlenen Ali Ekber Doğan ve Havva Doğan, 230 gün sürdürdükleri ölüm orucunun ardından bir ay önce hafızanın silinmesi olarak tanımlanan ve tedavisi bulunmayan Wernicke Korsakoff hastalığına yakalandılar. Bu tarihten itibaren 28 yaşındaki Ali Ekber kendisini 8, 25 yaşındaki Havva da 6 yaşında hissetmeye başladı.
"Birbirimizi unutmayalım da ne olursa olsun" diye biten mektuplarla başladıkları ölüm orucu, korktukları biçimde sona erdi. Hastalıklarından dolayı tahliye edilen Ali Ekber ve Havva’yla akrabalarının onları birleştirdikleri evde buluştuk.
Maden’de cezaevi yok ki?
Ali Ekber ve Havva’nın kaldığı evin kapısında akrabaları karşılıyor bizi. Konuşmaya başlarken, uzun boylu, saçları dökülmüş, ürkek gözlerle bakan bir genç yaklaşıyor. Akrabaları, "Ali Ekber, bak gazeteciler geldi" diye tanıtıyor bizleri. Elazığ’ın Maden ilçesinde büyüyen Ali Ekber, "Hatırlıyor musun cezaevini?" sorumuza "Bizim orada cezaevi yok ki" yanıtını veriyor. O sırada Havva giriyor salona. Ali Ekber’e göre daha neşeli, daha çocuk.
İçeri girer girmez, "Benim, babam güzel mi?" diye soruyor dayısını kastederek. Yıllar önce ölen anne ve babasını hatırlamıyor. Kendi sorusunu yanıtlıyor gülerek; "Güzel ama ağzı çok büyük."
"Kaç yaşındasın?" diye soruyoruz. Soruyu tekrar ettikten sonra yanıt veriyor; "Bilmiyorum ki. Ben okula gideceğim. Dedem bana siyah önlük alacak. "
230 gün süren açlık grevini sorduğumuzda ise elindeki küçük arabayla oynamaya devam ederek yanıtlıyor; "Biraz önce acıktım ama yemek yedim."
O’nun saçları düşmüş
Ali Ekber’den, Havva’yla aynı koltukta oturmasını istiyoruz. "Ben onu ilk burada gördüm ama hep ayağıma vuruyor. Ayağıma karışmayacaksa, yanıma otursun" diyor. Havva karışıyor söze: "Ben O’nu tanımıyordum, burada gördüm. Ama hep yatıyor, biraz kalksın. Yatmaktan saçları düşmüş. Ondan basıyorum ayağına."
En çok golü ben attım
Ali Ekber’in bacağı, hastanede yatağa zincirlendiğinden, iltihap bağlamış. Şişlikler yeni inmiş. Ayağının neden bu kadar çok ağrıdığını sorduğumuzda, "Top oynadım. Bizim Maden’de en çok golü ben attım. Diğer takımdakiler, Kadirgiller de benim ayağıma vurdular" diye yanıt veriyor.
Kalan yaşamları köyde geçecek
Bu dramatik söyleşiyi ağlayarak dinleyen akrabaları bundan böyle Havva ile Ali Ekber’i ayırmayacaklarını söylüyorlar. Akrabalara göre Adalet Bakanlığı, bu insanları bırakarak iyilik yapmadı tam aksine bu insanları başından attı. "Hiçbir aile bu insanlara nasıl davranacağını bilemiyor" diyen akrabaları şöyle konuşuyor: "Çocuk deseniz çocuk değil, eskisi gibi hiç değiller. Biz ne olursa olsun onları ayırmayacağız. Tunceli’de, Ali Ekber’in anne babasının yanında, bir köy evinde yaşayacaklar."