02 Ağustos 2001 Perşembe


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  SERİ İLAN  
 
 




Bir böceğin içinde yaşıyor

Ünlü heykeltıraş Mehmet Aksoy, kendisi için kent dışında bokböceği formunda kolonsuz, kirişsiz, betonsuz, tuğlasız bir atölye-ev tasarladı

     TUBA AKYOL

     Heykeltıraş Mehmet Aksoy, Polonezköy’ün birkaç kilometre uzağında bulunan Cumhuriyet köyünde, Scarabedai yani bokböceği formunda bir ev atölye planı çizip inşa ettirdi. İç içe geçmiş, iki yarım silindirden oluşan binanın ne kolonu var, ne de kirişi... Binada beton ve tuğla da kullanılmamış. Özel bir sac ve camdan müteşekkil binanın nispeten yüksek bölümü ev, daha alçak bölümü ise atölye işlevi görüyor. Ancak "alçak bölüm" tanımı sizi yanıltmasın, tavan yüksekliği tam 7,5 metre. İkinci boğumda bulunan evin yüksekliği ise 9 metre, yani sıradan bir apartman dairesinin tavan yüksekliğinin yaklaşık üç katı.
     Türkiye’nin en başarılı heykeltıraşlarından biri kabul edilen Mehmet Aksoy bir heykeltıraş olarak içinde taşıdığı mekan ve form duygusunu yaşadığı eve de aktarmış. Mehmet Aksoy’un evinin dekorasyonu da tıpkı binanın kendisi gibi farklı. Evin içine de ağaçlar diken Aksoy mutfak masasını, yatağı, şömineyi bile heykel gibi tasarlamış; eve ve bahçeye kendi heykellerini serpiştirmiş. Havuzu, bahçesi, ferah iç mekanları ile bu dev böcek-ev için "Burada daha az beyin hücrem ölüyor" diyor Aksoy. Ve pek yakında evini bir partiyle dostlarına açmayı planlıyor.
     Estetik kaygılarına uygun bir mekanda yaşamak Aksoy’un heykel çalışmalarını da olumlu yönde etkilemiş. Aksoy, İş Kuleleri’nde geçen ay açılışı yapılan "Kibele Çeşmesi"nin ardından yine İş Kuleleri için 25 metrelik dev bir "Zafer Anıtı" tasarlıyor.
     
Böcek-ev yapmak aklınıza nasıl geldi?
     Scarabedai, yani bokböceği Mısır’da kutsal kabul ediliyor. Tanrısal yaratıcılık, güç ve üretkenlik anlamına geliyor. Scarabedai dışkıları top yapıp toprağa gömüyor, bunlarla besleniyor ve sonra doğaya yararlı şeyler üretiyor. Bu yüzden Mısır’da bu böcek bereket sembolüdür. Eski Mısır’da Scarabedai’nin oluşturduğu top "dünya", bunu yapan böcek "kutsal güneş" olarak algılanıyormuş. Ben de küçükken bokböceği ile oynamayı çok severdim. Metalik yeşil gibi bir rengi vardır bu böceğin, hoşuma giderdi. Ama babam çok kızardı bokböceği ile oynamama. Dayak bile yedim.
     
Artık içinde yaşıyorsunuz...
     Öyle oldu. Babam göremedi ama dev bir bokböceği inşa ettik. Arsayı 10 yıl önce almıştım. İki yıl önce inşaata başladık. O günden beri buradayım.
     
Sizi heykellerinizle tanıyoruz, mimar yönünüzü bilmiyorduk. Kendi evinizin mimarı olmaya nasıl karar verdiniz?
     Mekan ve form duygusu olmayan bir heykeltıraş, heykeltıraş olamaz zaten. Bu iki duygu heykelde çok önemli. Yani bende mimarlık duygusu var. Ve eğer mekan duygunuz varsa, o kadar da gerekmiyor mimarlık okumuş olmak. Ben piyasadaki pek çok mimar gibi olmak istemezdim zaten. Binalara bakın; çoğu ticari, çok fonksiyona dönük, estetik kaygısına, doğayla bütünleşme duygusuna sahip değil.
     
Kolon yok, kiriş yok. Nasıl ayakta duruyor bu bina? Depremde yıkılır mı?
     Yıkılmaz. Genel bir bilgim var heykeltıraşlıktan gelen. Heykellerim nasıl ayakta duruyorsa, bu ev de öyle duruyor. Her heykeltıraş biraz da mimardır. Ama tabii teknik hesapların hepsi bir mimari büronun elinden geçti. Malzeme olarak incecik bir saç kullandık. Belli bir kırılma şekli olduğu için muazzam dirençli bir malzeme.
     
Sac ve cam cephe, iç mekanların aşırı ısınmasına neden olmuyor mu?
     Sac izole edildi. Camlar da çift katlı; güneş ışığının yüzde 25’ini falan geri yansıtıyor. Yoksa hamam gibi olur. Kış için de kalorifer yapılacak. Ve şömine... Şömineyi ben yaptım. Atölyede duruyor, daha yerleştirmedik ama denedik, çalışıyor.
     
     Kalabalık yok, stres yok
Cumhuriyet köyünde yaşayanlar ne düşünüyor ev hakkında? Sizin uzaylı olduğunuz dedikodusu yayılmadı mı hâlâ?
     Yavaş yavaş beni kabul etmeye başladılar. Gazetelerde falan çıktık ya, itibarımız arttı. Ben ilk geldiğimde "Bakın ben buraya yerleşeceğim. Aslında siz beni tanımıyorsunuz ama ben meşhur biriyim falan" demiştim onlara. İnanmadılar tabii, "Tamam, sen gel hele" dediler. Milliyet’te de çıkınca tamamen ikna olurlar herhalde.
     
Ne kadar para harcadınız bu ev için?
     Önce hesaplıyordum. 100 milyardan sonra bıraktım. Satacak mıyım ki maliyetinin ne kadar olduğunu bileyim? Yavaş yavaş yapıyoruz, ne gerekiyorsa da ödüyoruz. Malzemeyi kendim alıyorum, ustayı kendim buluyorum, hatta pek çok işi ustalara bile bırakmadan ben yapıyorum.
     
Kentten uzak yaşamak zor değil mi?
     Şehirdeki gereksiz streslerden, dertlerden kurtulmuş, arınmış oluyorsunuz burada. Daha az hücreniz ölüyor. Kalabalık yok, trafik ve stres yok ama kente de yakın. Zaten yakında alışverişi de internetten yaparız. Sipariş ederiz, eve getirirler.
     
Bu yaşam tarzı heykellerinizi nasıl etkiledi?
     Biraz yavaşladı tabii. Enerjimin büyük bölümü bu eve gidiyor. Ama olumlu etkiledi diyebilirim. Şimdi İş Kuleleri için bir Zafer Anıtı yapıyorum. Zafer Anıtı derken, barışın zaferi, her şeye rağmen Türkiye’nin sahip olduğu potansiyelin anıtı gibi olacak. Ben biraz binadan koparmak istiyorum bu heykeli; tüm kente, milyonlara mal olacak 25 metrelik dev bir heykel tasarladım. Önümüzdeki hafta görüşmeler var. Her şey yolunda gider, bürokratik bir engel çıkmazsa, onu bitireceğim.
     



 PAZAR


"Bir Japon ya da Çinli transfer etmeliyiz"
‘Şöhret hayatımı değiştirmedi’
Bir böceğin içinde yaşıyor
Borsa ve seks
Her devrik cümle şiir olur mu?
Nuh’un Gemisi acaba Sinop’ta mı?
Dondurulmuş fotoğraflar müzesi
Aleko’nun (ve Kemal Derviş’in) Yeri
Çetin Ceneviz
Beyaz şaraplarımızın kralı
"Tedirginlik bir gün sürdü"
İki önemli kitap
Bodrum bu, yaz yaz bitmez
... Bitmeyen aşkın tarifi (2)
Taşa gömülen sanat
Türkler göç edince ne oluyor?
Seattle People, Cenova’ya taşındı
"Gencölen" bir şairin kitabı
Bir yeraltı - yerüstü yıldızı daha kaydı


 SAYFA BAŞI 





© 2001 Milliyet