Bayındırlık Bakanlığı tarafından seçilip kalıcı konut yapmak için bölgeye gelen bazı müteahhitler iflas edince, Düzce esnafına 4-5 trilyon lira borç takıp ortadan kaybolmuş
Dün sabah Adapazarı'ndan yola çıktıktan 40 dakika sonra Düzce'deydik. İki kentin arası sadece 84 km. Ama Milliyet'in TIR'ına bizimle dertleşmeye gelen 2 kent halkı birbirinden öylesine farklı ki... Aslında Adapazarlılar da Düzceliler de devlete kırgın ve tepkili. Deprem yardımlarının gerçek ihtiyaç sahipleri yerine, torpillilere aktarıldığı inancı, buralarda çok güçlü. Ancak Adapazarlıların yılgın ve travmatik ruh hallerinin aksine Düzce'de dinamik, pes etmeye niyeti olmayan insanlar çıktı karşımıza.
Düzce hep göç alan bir kentmiş. Hatırı sayılır bir Kafkas nüfus var. İnşaatlarda boya işi yapan Hikmet Negüç de bunlardan biri. Bizleri bulmuşken, horoz döğüşünün kumar değil de at yarışı gibi bahis sayılmasından tutun da, küçük çaplı ihalelerde iskonto oranını yüzde 55'e kadar düşürüp sonra da işi yarım bırakan müteahhit bozuntularına, kentte her an yıkılma tehlikesi taşıyan binaların orta hasarlı diye onarılıp kiraya verilmesinden, Düzce'nin neden afet bölgesi ilan edilmediğine ve hatta fındık üreticisinin sorunlarına kadar anlatıyor da anlatıyor.
Aselsan Düzce Bayii Seyfi Murat Yılmaz da çoğu Düzceli gibi, depremin yarattığı zenginleri içine sindiremiyor. Ankara'da Halk Bankası genel müdürünün deprem mağduru her esnafa 5 milyar lira kredi verildiğini açıklamasına rağmen, Düzce'deki Halk Bankası şubesi müdürünü kafaya alanın ihtiyacı olmasa da bu krediden yararlandığını, ihtiyaç sahiplerinin ise hava aldığını belirtiyor.
Köşeyi dönen dönene...
Bu arada verdiği somut bir örnek de var: Deprem öncesine kadar 80 model araba sahibi olan bir beyaz eşya bayisinin depremde işyeri yıkıldığı halde şimdi beyaz eşya bayiliğine ek olarak bir lokantası ve 2001 model gıcır gıcır da bir arabası olmuş.
Doğrama ustası Osman Aydoğan "Adamı olan köşeyi döndü. Halk Bankası kredilerini misliyle aldı" diye giriyor araya. Anlayacağınız Türkiye'de 90 sonrasındaki diz boyu yolsuzluklar, deprem bölgesinde de aynıyla vaki. Düzce Sanayi ve Ticaret Odası Başkanı Şaban Yılmaz'dan, kalıcı konut yapımı için seçilen müteahhitlerin de Düzce esnafını fena halde dolandırdıklarını öğreniyoruz. Tabii bu müteahhitlerin seçimi MHP'li Bayındırlık Bakanlığı tarafından yapılmış. 3’üncü hatta 5’inci taşeron olarak bir öncesine komisyon verip fiyat kıran müteahhit bozuntuları, işleri ağızlarına - yüzlerine bulaştırmışlar. Doğudan getirdikleri 80 milyon lira maaşlı işçilerle bu işlerin altından kalkamayıp iflas edince esnafa da borç takmışlar.
Transit geçişler kurtarıyor
Camcısından boyacısına, nalburundan betoncusuna hatta marketlerden lokantalara "4 - 5 trilyon dolandırıldık" diyor Yılmaz. Anlayacağınız bir kısım esnafa da öldürücü darbeyi, ne deprem ne ekonomik kriz belki de deprem müteahhitleri vurmuş. Haa, bu arada küçük bir not: Düzce Sanayi Odası başkanının kendi işyeri de bir süre önce kepenk indirmiş.
Düzce'yi ayakta tutan unsurlardan biri şehirlerarası otobüslere verilen hizmet. Transit durak yerleri ve lokantalarda çalışan Düzceli sayısının 4 bin olduğunu duyunca bayağı şaşırdık. Kent çapında 10 bin işçiden, 6 - 7 bininin işsiz olduğunu düşünürseniz hiç de azımsanmayacak bir rakam. Düzce asıl büyük depremini 17 Ağustos'ta değil 12 Kasım'da yaşamış. 17 Ağustos'taki depremde yorgun düşen binalar, 12 Kasım depreminde yıkılmış. Kaderin cilvesine bakın ki Düzce, tam da 12 Kasım'da, depremden 8 - 10 saat önce il olmuş. Ama il olmanın gereklerinden çoğu bugüne kadar yerine getirilmemiş.