04 Aralık 2001 Salı


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
 
 




Casus romanlarının casus yazarı

Bu hafta gösterime giren "Panama Terzisi" adlı film, edebiyat tarihinin en önemli casus romanları yazarı ve eski casus John Le Carré’nin kitabından sinemaya uyarlandı

     Mefaret Aktaş

     Çok uzun zaman önce o bir casustu. Ruslar hâlâ Sovyetken ve Almanya bir türlü paylaşılamadığından Berlin Duvarı yükselmek üzereyken David Cornwell adında genç bir İngiliz ülkesine bir casus olarak hizmet etmek istediğine karar verdi. Ve bir anda kendisini Soğuk Savaş oyunlarının tam ortasında buldu.
     O genç İngiliz, casus romanları edebiyatının en usta ismi sayılan John Le Carré’ydi. Türkiye’de de gösterime giren "Panama Terzisi"nin yanı sıra "Soğuktan Gelen Casus", "Smiley’nin Dönüşü" ve "Son Casus" gibi ünlü romanların yazarı olan, casus olduğu iddialarını yıllarca yalanladıktan sonra bir gün kabul eden Le Carré...
     
     21 yaşında casus oldu!
     19 Ekim 1931’de David John Moore Cornwell adıyla Dorset, İngiltere’de doğan Le Carré’nin babası milyon dolarlık soygun ve dolandırıcılık işlerine karışmış bir suçluydu. Annesini ise 5 yaşından 21 yaşına dek hiç göremedi. Önce İsviçre’ye giderek Bern Üniversitesi’nde bir yıl Alman edebiyatı eğitimi aldı. Ardından Oxford’da, Lincoln College’da modern diller bölümünde Almanca okudu. Kendisi İngiliz uluslararası istihbarat teşkilatı MI6’teki casusluk kariyerinin Bern’de okurken başladığını söylüyor. O dönemde yalnızca paket taşımak gibi "hafif" görevler alıyordu. Bern’in ardından askerliğini yapmak üzere Avusturya’ya gitti. Ve romanlarını yazmak için gerekli malzemeyi orada topladı. Görevi gereği göçmen kamplarını gezdiğinden, kamplarda bulduğu, İngiltere için casusluk yapmaya meyilli göçmenleri alıp, casusluk için ülkelerine gönderiyordu. O zaman daha 21 yaşındaydı Cornwell. 1956-1958 tarihleri arasında Bonn’daki İngiliz Konsolosluğu’nun yabancılar servisinde çalıştı. Geri döndüğünde bir süre Eton Koleji’nde hocalık yaptı. Ardından kendisini bir kez daha Soğuk Savaş dönemi entrikalarının içine daldı.
     
     Yeni bir casus tipi yarattı
     İlk romanı "Call For the Dead"i 1961’de yazdı. Hemen ardından bu romanı "işverenlerine" okuttu. Onlar bir itirazları olmadığını ama kelebekler hakkında bile yazsa kendisine bir takma ad bulması gerektiğini söylediler. O da "John Le Carré" adını buldu. Okurları onun ünlü kahramanı ajan George Smiley ile daha bu ilk romanda tanıştılar. Le Carré yazmaya başladığında casus romanlarında devir Ian Fleming’in devriydi. Fleming’in kadın avcısı, hızlı yaşayan, lüks seven, otomobil ve bin bir çeşit alet-edavat düşkünü ünlü James Bond’u gibi sayısız roman kahramanı vardı o dönemde. Ama Le Carré bu edebiyatın tarihine geçen üçüncü ve en ünlü romanı "Soğuktan Gelen Casusöla yepyeni ve alternatif bir casus tipi yarattı. Londra’da bir havaalanının barında birkaç dakika gördüğü ilginç bir adamdan esinlenerek hayat verdiği İngiliz ajan Leamas yalnız bir adamdı. Fakir ve kendi halindeki kütüphaneci bir kızla aşk yaşıyordu.
     Türün ustalarından Graham Greene "Soğuktan Gelen Casus" için "Hayatımda okuduğum en iyi casusluk romanı" yorumunu yaptı ve roman ayrıca Somerset Maugham Ödülü kazandı.
     
     Thatcher’ı reddetti
     Le Carré’nin "Soğuktan Gelen Casus" ve "Panama Terzisi" gibi pek çok romanı film yapıldı. En ünlüsü ise 1989’da yazdığı "The Russian House"dan 1991’de sinemaya aktarılan aynı adlı bu filmde Sean Connery ve Michelle Pfeiffer başroldeydi.
     Casusluk, eğitmenlik ve yoğun yazarlık kariyeri süresince beş İngiliz başbakanı için de çevirmenlik yapan Le Carré 1954’te evlendi. 1960’lar boyunca Yunan adalarında inzivada yaşadı. İngiltere’ye döndükten sonra 1972’de Jane adındaki ikinci karısıyla evlendi. Üçü ilk evliliğinden olmak üzere dört çocuğu ve 10 torunu var. İngiltere’de yaşayan Le Carré, Margaret Thatcher’ın iktidarı döneminde teklif ettiği onur madalyasını reddetti.
     
     Rüşdi ile kanlı bıçaklı...
     Sovyetler Birliği’nin düşüşü ve Almanya’nın birleşmesiyle okuyucunun casusluk romanlarına olan ilgisi azaldı. Ama Le Carre 1997’de yeniden medyanın gözdesi oldu. Çünkü "Şeytan Ayetleri" kitabıyla tanınan Salman Rüşdi’yle büyük bir edebi çatışmaya girdi. Le Carré, New York Times Book Review’a verdiği bir röportajda, kendisine yakıştırılan Yahudi düşmanı etiketinden rahatsız olduğuna değinirken, Rüşdi’nin "Şeytan Ayetleri"nde İslamın aşağılamasından hoşlanmadığını söyledi. 1989’dan beri İran hükümetinin hakkında çıkardığı ölüm fetvasıyla yaşayan Rüşdi bu sözlere İngiliz The Guardian’da yazdığı bir yazıyla cevap verdi. Ve Le Carré’yi köktendinci sempatizanı olmakla suçladı. Carré aynı gazetedeki yazısıyla bu suçlamayı reddetti. Ama cevap yazısında Rüşdi’yi asla bir masum olarak görmediğini, çünkü büyük dinlerin böylesine özgürce aşağılanamayacağını söyledi.
     Son dönemde "malzeme yokluğundan" olsa gerek, casusluk romanlarından uzaklaşan Le Carré artık gizemli karakterlerle, uyuşturucu kaçakçıları ve mafyayla ilgili romanlar yazmaya başladı. 2000 tarihli son romanı "The Constant Gardener" da Londra, Almanya ve Kenya’da geçiyor ve ilaç ticareti dünyasında dönen dolapları anlatıyor mesela.
     İngiliz hükümetinin bir casusu olduğunu ilk günden beri reddeden yazar, gizli mesleğini ilk kez BBC’nin 2000 yapımı belgeseli "The Secret Centeröda açıkladı. Ama yine de işiyle ilgili en ufak bir ayrıntı bile vermedi.
     
Pierce Brosnan yine casus!
     İngiliz yönetmen John Boorman’ın, John Le Carré’nin romanından uyarladığı "Panama Terzisi"nde başrollerde Pierce Brosnan, Geoffrey Rush ve Jamie Lee Curtis var. Filmde Brosnan’ın canlandırdığı MI6 ajanı Andy Osnard, ülkesi İngiltere’de neden olduğu bir skandalın ardından Panama’ya gönderiliyor. Kurnaz, işgüzar ve zeki ajan orada karısı Panama Kanalı’nın yönetiminde söz sahibi olan terzi Harry Pendel’e şantaj yapmaya başlıyor. Bu şantaj ve Pendel’in Osnard’a verdiği yanlış bilgilerle olaylar o kadar büyüyor ki sonunda Panama’da bir askeri darbe oluyor!
     
     Film ve dizi yapılan romanları
•   Call for the Dead, 1961. (1967’de "Deadly Affair" adıyla sinema filmi çekildi.)
•  The Spy Who Came in from the Cold / Soğuktan Gelen Casus, 1963. (1965-Sinema filmi.)
•  The Looking-Glass War, 1965. (1970-TV filmi.)
•  Tinker, Tailor, Soldier, Spy, 1974. (1980-TV dizisi.)
•  Smiley’s People / Smiley’nin Dönüşü, 1980. (1982- TV dizisi.)
•  The Little Drummer Girl, 1983. (1984-Sinema filmi.)
•  A Perfect Spy / Son Casus, 1986. (1987-TV dizisi.)
•  The Russia House, 1989. (1990-Sinema filmi.)
•  The Tailor of Panama / Panama Terzisi, 1996. (2000-Sinema filmi.)
•  (Le Carre, gerçek adıyla -David Cornwell- "The Little Drummer Girlöde de rol almıştır.)     
     



 PAZAR


‘Güzel oluşum benim edebiyat dışı avantajım’
Casus romanlarının casus yazarı
Audrey Tautou’nun muhteşem kaderi
Bu deniz feneri 17 yıldır aşkla yanıyor
Osmanlı müzik arşivi toplandı
1000 metrekarelik Cumhuriyet tarihi
Güllacın 120 yıllık durağı
İyi oynayan seyahat kazansın
İzmitli Barbara
Taze şarap başka güzeldir
DVD / Selim BOY
Nazım’ı anlamayanlara hitaben
Aynı vitrin aynı tat
Sevdanın hüzün gözleri
Dudaklara özel servis
Türk-Ermeni buluşması
Bütün masallar mutlu sonla bitmez
Perihan Mağden için gecikmiş bir yazı
Klonlardan korka korka...


 SAYFA BAŞI 





© 2001 Milliyet