
|


Ecevit’teki Saddam Hüseyin ve Irak değişimi...
Değerli meslektaşım Derya Sazak'ın yeni çıkan ilginç kitabını okuyorum: 11 Eylül Gölgesinde Saddam, Körfez Savaşı Dosyası...
Bülent Ecevit - Derya Sazak ikilisi, 1990'ların başında Körfez Savaşı'nın hemen öncesiyle sonrasında üst üste yaptıkları Saddam Hüseyin röportajlarıyla büyük bir gazetecilik başarısının altına imza atmışlardı. Yalnız Türk basınını değil, ilk röportajlarıyla dünya basınını atlatmışlardı.
Kitabının bir yerinde Ecevit'le ilgili olarak şu notu düşmüş Derya:
"Afganistan'dan sonra ABD harekatında 'ikinci aşamada hedef' Irak mı olacaktı? On yıl sonra aynı yere geldik.
Ecevit o tarihte Osmanlı devleti dağılırken bin bir entrikayla Türk yönetimine karşı oluşturulmuş 'çöl üstünde cetvelle çizilmiş' yapay devletlerin çıkarına Körfez'e asker göndermeye şiddetle karşı çıkıyor, 'Arabistan çöllerine asker yollamayı göze almak bize mi düşer?' diyordu.
On yıl Ecevit başbakan olarak, Türkiye'nin binlerce kilometre uzaklıktaki Afganistan'a, Silahlı Kuvvetler'den 90 kişilik seçme birliği yollama kararına imza atacağını o tarihte aklının köşesinden geçirmezdi.
Tarihin bir oyunu işte.
Körfez krizinde, 'Batılı devletler adına bekçilik yapmak bize düşmez' derken, Usame bin Ladin'le ilgili kanıt soran gazetecilere Başbakanlık merdivenlerinde, 'Amerika'nın elindeki kanıtlar bizim için yeterlidir' diyecekti."
Derya'nın bu satırlarında bir düş kırıklığının gölgesi de var.
Evet, Ecevit değişti.
1990'ların Ecevit'i değil.
Ama dünya da değişti.
Ayrıca, siyaset adamları açısından iktidar - muhalefet farkı göz ardı edilemez. Muhalefetten sonra iktidar gözlüğü takıldığı zaman birçok şey daha farklı görülmeye başlanır. Yönetim sorumluluğu politikacılarda genellikle değişime neden olur.
Bu durum, Ecevit'in de başından geçti. 1980'lerin, 1990'ların siyaset sahnesinde bir dışlanmışlığı yaşayan DSP lideri, Avrupa'yla Amerika'ya ters düşen Üçüncü Dünyacı bir söylem ve marjinalliğe kaçan bir tutum izledi.
Özellikle Irak konusunda bazen Saddamcılık'la dahi suçlandığı oldu Ecevit'in. Türkiye'nin yıllardır Irak'a karşı Amerika'yla askeri bir ortaklık içinde bulunduğu ve şimdilerde ismi Kuzeyden Keşif olan Çekiç Güç'le ilgili olarak bir zamanlar çok aykırı görüşler seslendirdi.
Ancak Ecevit'in bu konulara ilişkin tutumu 1990'ların sonunda, uzun muhalefet yıllarından sonra yeniden siyasal iktidara ortak olmaya başladığında usul usul değişti. Özellikle askerden aldığı bazı brifinglerle bazı görüşlerinde değişim meydana geldi.
11 Eylül sonrasında ve gelecek hafta yapacağı Washington ziyareti öncesinde ise özellikle Saddam Hüseyin'e bakışındaki değişiklik daha da belirginleşti. Bu yakınlara kadar arada bir kendini belli eden Saddam Hüseyin savunucusu üsluptan kendini sıyırdı.
Evet, Ecevit değişti.
İktidar sorumluluğu ve 11 Eylül koşulları DSP liderini hem iç hem dış politika alanında değiştirdi. On yıl öncesinin Ecevit'i değil artık.
Bugün doğru yerde duruyor.
Ancak, Ecevit dün olduğu gibi bugün de bazı haklı kaygılarını korumaya devam ediyor.
Saddam'ın bundan böyle sahneden çekip gidebileceğini belirtirken, Irak'ın toprak bütünlüğü üzerindeki duyarlığını sürdürüyor. Kuzey Irak'ta Kürt devleti ihtimaline kesin karşı duruyor. Türkmenlerle ilgili olarak Ankara'nın hassasiyetini vurguluyor. Bu nedenlerle Irak'a yönelik bir Amerikan askeri harekatına taraftar olmadığını belirtiyor.
Ama ya ABD kararlıysa...
Türkiye'ye rağmen yola çıkarsa...
Ne olacak o zaman?..
Bu soruyla ilgili olarak da bir zihniyet değişiminin izleri Ecevit'le Ankara'da kendini belli ediyor ama bu bir başka yazı konusu...
h.cemal@milliyet.com.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|