
|


Lüzumsuz havaalanlarındaki kara delikler
Siyasetçiye oy, müteahhite kaynak aktarmak için yaptırılan bazı havaalanları, gereksiz uçuşlarla THY'yi de zarara soktu
Günlerdir bankacılık sistemimizdeki 50 milyar dolarlık (şimdilik) kara deliğin ortak sorumlularını ucundan kenarından yazmaya çalışıyorum. İçi şöyle ya da böyle boşaltılmış bankalara devlet kesesinden akıtılmakta olan kaynaklar yine çarçur edilmesin, yarın - öbür gün dümenin başına her kademede geçebilecek sütü bozuklar, boşluklardan yararlanıp yeni kara delikler açmasın diye...
Havacılık sektörünü yakından izleyen bir uzman aradı: "Bankalardan başka hangi kara delik var diye düşünüyorsan hatırlatayım, havaalanları" dedi. Açıkçası bankacılık dışındaki kara delikler üzerine bugünlerde hiç kafa yormamıştım. Ama neden olmasın?
Örneğin sırf Süleyman Demirel'in memleketi diye havacılık faaliyeti açısından kuş uçmaz kervan geçmez denebilecek Isparta'ya, üstelik de uluslararası standartlarda, en pahalısından yapılan havaalanı! Baba - oğul Şevket - Murat Demirel ikilisinin Amca Cumhurbaşkanı iken kurdukları torpilli Rose Air bile işe yaramadı.
Ya Bülent Ecevit'in seçim bölgesi Zonguldak'ın Çaycuma ilçesine yapılan havaalanına ne demeli? Yapıldığından bu yana tek bir uçuş olmuş. O da Başbakan Ecevit açılış için gittiğinde... Zaten havaalanının yapıldığı yer, askerlerin tatbikat bölgesi. Ayrıca o güzergahta uçmak isteyen müşteri de yok.
80'li yılların ortalarında, dönemin Ulaştırma Bakanı Prof. Ekrem Pakdemirli'nin memleketi Manisa ile başlatılan "Her ile bir havaalanı" harekatı, belki önceleri iyi niyetli bir başlangıçtı, ama giderek iyice çığırından çıktı. Bu çerçevede 60 - 65 havaalanı inşa edildi. Mesela küçücük Ordu ili için 3 ayrı havaalanı projesi üzerinde ciddi ciddi çalışıldı. Zira bakanın arzusu başka, valininki başka, kaymakamınki başkaydı. Hatta bu projelerden biri, deniz doldurulup pist yapılmak suretiyle hayata geçiriliyor bile.
Bir de Sabiha Gökçen Havaalanı var. 700 - 800 milyon dolarlık devasa bir kaynak, şimdilik toprağa gömülmüş durumda. Ancak uzmanlara göre çevresiyle birlikte ele alındığında bu havaalanının kurtarılması mümkün. (Ayrıntıları yarın yazacağım)
Özetle bankalı - bankasız bazı işadamları, siyasetçi ve bürokrat işbirliğiyle nasıl bankacılık sektörümüzü delik - deşik ederek kendilerine kaynak aktarmışlarsa, müteahhitlere kaynak aktarmanın yollarından biri de lüzumsuz havaalanı inşaatlarından geçmiş.
Ama hepimiz biliyoruz ki (bilmeyenlerimiz de operasyonlardan öğrendi) devlet kesesinden müteahhitlere aktarılan kaynakların siyasetçi ve bürokratla paylaşılmasında otoyol inşaatları ve enerji ihaleleri gibi başka pek çok kara delik açma seçenekleri de mevcut. Dolayısıyla havaalanları, diğer kara deliklerin yanında mütevazı, ama bugünlerde bu konunun önemli güncel bir yönü var (Bakınız alttaki yazı).
Havacılıkta yeni bir KİT geliyor! Ulaştırma Bakanı Prof. Oktay Vural'ın açıklamalarını dünkü gazetelerde görmüşsünüzdür. Üstteki yazıda konu ettiğim gibi siyasetçiye oy, müteahhite kaynak amacıyla yaptırılan, ancak şu anda atıl durumda bulunan havaalanlarına tam 2.5 milyar dolar gömmüşüz. Şimdi de bu havaalanlarını çalıştırmak amacıyla THY, DHMİ (Devlet Hava Meydanları İşletmeleri) ve TOBB'un (Odalar Birliği) ortaklığıyla bir havayolu şirketi kuruluyormuş. Yolcusu olup olmadığı meçhul olan bu havaalanları, küçük uçaklarla hem çapraz uçuşlarla birbirlerine, hem de İstanbul - Ankara gibi büyük kentlere bağlanacakmış.
Hala kağıt üzerinde ve IMF'nin zoruyla da olsa hükümet, bir yandan devleti küçültmeye uğraşırken, aynı hükümetin bir bakanının en azından başlangıçta zarar edeceği belli bir projeyi tümüyle özel sektöre havale etmek yerine KİT'leri devreye sokması niye? Üstelik eski Bakan Enis Öksüz gibi Vural'ın da akçalı işlerle alakası olmadığı bilinirken...
mtamer@milliyet.com.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|