24 Ocak 2002 Perşembe


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 




İki Kemal Sunal kitabı

İlk kitapta Sunal’la ilgili anılar var. İkincisi ise kendisi hakkında yazdığı yüksek lisans tezi...

     Seyirci Suavi Tedü’yü, Talat Artemel’i, Sami Ayanoğlu’yu, Cahide Sonku’yu beyazperdede anlatılan öyküyü canlandıran kişiler olarak seyretti. Onları, kendi değerlendirmesine göre beğendi ya da beğenmedi. Ama sadece seyretti. Yılmaz Ali’de bile Suavi Tedü’yle yumruk sallamadı.
     1950’lerde Akad’ın "Kanun Namına"sında Nazım Usta bir şeyleri değiştirir gibi oldu. Seyirci, Ayhan Işık adlı bir (oyuncuyla değil) kişiyle tanıştı. Ona ısındı. Ama Ayhan Işık da bir süre
     sonra "Küçük Hanımefendi"lerle beğenilen ya da beğenilmeyen oyuncular arasında yerini aldı.
     Eşref Kolçak’la Muhterem Nur da, futbol deyimiyle "direkten döndüler".
     Derken bir Çirkin Kral çıktı ortaya. Yılmaz Güney’e "beğenmek" değil, "sevmek" sözcüğüyle yaklaşılıyordu. Seyirci "aileden biri" olarak bağrına bastı onu. Onunla sevindi, onunla üzüldü, onunla öç alıp oh çekti.
     Yılmaz Güney’in bu anlamda boşalan koltuğuna 1970’lerin ortalarında "komik suratlı
     bir adam" oturdu.
     ***
     Kemal Sunal’la ilgili iki kitap yayımlandı geçenlerde. Biri Feriha Karasu Gürses’in hazırladığı "Kemal Sunal-Film Başka Yaşam Başka" (Sel Yayıncılık), öteki Kemal Sunal’ın kendi çalışması: "TV ve Sinemada Kemal Sunal Güldürüsü" (Om Yayınevi).
     İlk kitap, Sunal’la ilgili anılardan, değerlendirmelerden oluşuyor. Gürses, sanatçının lise arkadaşlarıyla, öğretmenleriyle, sinema-tiyatro oyuncularıyla, yönetmenlerle, yapımcılarla, eleştirmenlerle, televizyoncularla, gazete yazarlarıyla konuşmuş, 80’in üstünde kişinin görüşlerini almış. Ortaya Sunal’ın hem insan,hem sanatçı olarak ayrıntılı bir portresi çıkmış.
     Son filmi "Propaganda"yı yöneten Sinan Çetin, onun başarısında en önemli etkenin fiziği olduğunu belirtiyor.
     "Kemal’in en büyük tarafı, en güzel tarafı rol yapmamasıydı. Yapması gerekeni yapardı o da aslında rol mol olmazdı. Yani Kemal’in aktörlüğünde en önemli unsur onun fiziğinden gelen üstünlüklerdir. O fiziğini çok iyi kullanan, gerçekten kesinlikle sinema için yaratılmış bir insandı... Kemal’in sinemadaki karşılığını dünyada bulamayız. Hem Fernandel hem Belmondo hem Şarlo olabilecek kadar geniş sahada oynayacak bir yüze sahipti. Çok zengin bir yüzü vardı."
     Halit Akçatepe de kitapta
     onu anlatanların büyük çoğunluğu ile
     aynı görüşte:
     "Tiyatroda saçınızın telinden ayağınızın baş parmağına kadar oynamak zorundasınız ama sinemada sadece suratla oynadığınız zaman yetiyor. Kemal’in de çok zengin bir suratı vardı... Ve o ne yapsa iyi ya da kötü bir şey değişmiyordu. Çünkü ne yapsa, seyirciye geçiyordu hemen onun yaptıkları. Bu çok büyük bir avantajdı Kemal için."
     Böylesine bir başarıyı yakalamak için sadece "surat" yeter mi?
     Zeki Alasya’dan aktarıyorum:
     "Kemal’de bence bir türlü açığa çıkarmadıkları, çıkarmak istemedikleri, çıkarmak akıllarına gelmeyen -niye çıkarsınlar, niye uğraşsınlar- çok önemli bir oyuncu yeteneği ve duyarlılığı vardı."
     Gürses’in kitabı, Kemal Sunal’ı sevenler, sadece filmlerinden izlemekle yetinmeyip de onun insan yanını tanımak isteyenler için güzel bir olanak yaratıyor.
     ***
     İkinci Kemal Sunal kitabında sanatçının kendi imzası var. 1995’te Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo-Televizyon-Sinema Bölümü’nü bitiren Sunal’ın yüksek lisans tezi olarak hazırladığı TV ve Sinemada Kemal Sunal Güldürüsü, "Güldürü Nedir?", "Kemal Sunal Güldürüsü", "Kemal Sunal’ın Yaşamı, Kişiliği ve Medyadaki Durumu" ana başlıkları altında toplanan kapsamlı bir çalışma.
     Sunal da başarısının sadece fiziğine bağlı olmadığını söylüyor:
     "İlk başta beğenilmesi suratının sıcaklığına, seyircinin Sunal’ı kendine yakın bulmasına bağlıdır; oyunculuğu geliştikçe bu unsurlar geri planda kalmıştır."
     Sanatçının 1972-1999 yılları arasına sığdırdığı 82 filmin ve 4 televizyon dizisinin ayrıntılı bilgileri de var kitapta.
     Filmlerin neredeyse birbirlerinin benzeri konu özetlerini okuyanlar, bunların nasıl olup da onlarca kere aynı taze keyifle izlendiğine şaşırabilirler.
     "Kemal Sunal olayı" sadece sinema açısından değil, toplumbilimci gözüyle de incelenmeli. Belki asıl o yönüyle incelenmeli. İki kitabın da bu bakımdan yeterince doyurucu olduğu söylenemez. Ama ikisi de, araştırmacılar için önemli ipuçları taşıyor.
     
BİR DAKİKA ARA
     "Çağdaş anlamda bir Keloğlan"
     Kemal Sunal’ın tezinde, kendisi için yapılan değerlendirmelerden bir seçme de yer alıyor. İşte bazıları:
     Müjdat Gezen: "Kemal Sunal’ın dünya çapında bir
     sinema suratı olduğu atlanıyor, görmezlikten geliniyor. Kemal Sunal dünyanın neresinde
     olursa olsun, ne kadar kötü film yaparsa yapsın, tutar."
     Levent Kırca: "Kendi halkımızın bir parçası o, o bir demet yeşil soğan, o bir tencere kuru fasulye, o bir dilim ekmek."
     Gani Müjde: "Hepsi komik değil belki filmlerin ama Kemal Sunal hep komik."
     Uğur Dündar: "Şaban, televizyonları kurtarmakla kalmıyor, enflasyon ve bir yığın sorunun ezdiği, inim inim inlettiği milyonlarca Türk insanı için de yaşama dönük bir umut
     penceresi açıyor."
     Cihan Demirci: "Şaban, Türk insanının 70’li yıllarda yakaladığı
     o kaba aptal değişimin simgesiydi."
     Emre Kongar: "Çağdaş anlamda bir Keloğlan."
     Giovanni Scognamillo: "Geniş halk topluluklarına son derece yakın; yani o da bizden biridir, o da bizim gibi çaresiz ama direndiğinde, biraz kafasını kullandığında, işi kah espriye, kah kurnazlığa döktüğünde ‘o da kurtuluyor, dolayısıyla biz de kurtulabiliriz’ esprisi söz konusu."
     Ertuğrul Özkök: "En ünlü siyasetçileri bile inanılmaz bir maymun iştahı içinde yiyip bitirirken, neden Kemal Sunal gibi bazı insanlarımıza hiç ihanet etmiyoruz? İhanet edemiyoruz. Çünkü o bizden biri. Çünkü
     o, bizim günlük saflıklarımızın, masum şapşallıklarımızın, küçük enayiliklerimizin aynası.
     Çünkü o temiz."
     Zülfü Livaneli: "Türk halkını güldürdüğü kesin... Her filminin bu kadar çok tutmasının altında geleneksel bir yön var."
     



 PAZAR


‘Saha dışında futbolu sevmem’
‘Ortalık çakallarla dolu’
Refika’nın zeytinyağı
"Komikaze diye eğlence programı teklif ettiler!"
Komedilerin sinir adamları
"Bundan sonra TRT’yle çalışmam!"
"Zaman-sız" sergi
Çölde altı yıldızlı çevreci otel
Türkiye’nin ilk kültür-sanat gazetesi çıktı
Yorganın iktidarı
Likörler nefis oldu
Hem mutfakta hem müşterilerde füzyon
DVD / Selim BOY
Kehribar’ın yeni imajı
Erkekleri nikah masasına oturtmanın sırları
Kudüs’ten...
Ali-Marco
İki Kemal Sunal kitabı
Beyaz Saray’da bir öğleden sonra


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet