24 Ocak 2002 Perşembe


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 




Dişi sinek sokunca acıtır

Kadın şarkıları dokunur insana. Öyledir, çünkü kadın söyledi mi, sesi derinden çıkar. Babalarının yasalarına boyun eğse de bir şeyleri içine sindiremeyip şarkılarda patlayan tüm kız çocuklarına ve olgun kadınlara teşekkür ederiz.

     Ilgın Sönmez

     Her seferinde büyük şaşaalarla ortaya çıkıp, iyi niyetimize rağmen bayık namelerle içimizi karartan, karartamadığında özsaygı sorunları yaratan suni popüler müzik portrelerinin arasından bir çırpıda farklılaşan altı güncel kadın var: Nazan Öncel, Şebnem Ferah, Aylin Aslım, Sultana, Aziza A. ve Göksel. Onları, Batılı meslektaşlarının hikâyelerine paralellikler kurarak değil, naçizane yerel tarihimize kıyasla cüret edebildikleri ‘masum’ çıkışlarla değerlendirmek en doğrusu.
     Ana dalga denen merkez yapı, belli performanslara bir takım has şahsiyetleri sindiren ayrıcalıklar tanıyarak dayatılan bir fare kapanı. Yani bir şekilde toplum hayatının devamlılık sistemine virüs bulaştırmayacak simalar, mesela bizim Mariah’lar ya da Britney’ler dışında kimsenin sesi duyulmuyor. Hem bilirsiniz... Bazı zararlı virüslerin antikorları da yalnızca sistemin elinde mevcut!
     İyi müzik yapanlar genelde köşesinde oturuyor. Oturmayanlar ise ağrı kesicisiz sokağa çıkamıyor. Mesela Nazan Öncel’in "Demir Leblebi"si Türkçe’de görüp görebileceğimiz en güçlü albümlerden biriydi. Ama o "Bu Havada Gidilmez" ya da "Demirden Leblebi" ile değil de Tarkan’a verdiği "Hüp" ile konuşuluyor. (Çünkü Hüp’ün antikoru var!) Aylin Aslım arada birkaç klip attırıyor ama "Senin Gibi", "4 Gün 4 Gece", "Dalgalar" kaynadı gitti. Göksel’in meselesi henüz öyle taze ki süpermarketlerde bile albümü çalıyor ama bir ay sonra "Hak Yerini Buldu", "Parıl Parıl" ya da "Bu Kadar"ın büyük ihtimalle esamesi bile okunmayacak. Ya da bu esame hep bu kadar okunacak! Şebnem Ferah’ta yaşandığı gibi. Sultana ve Aziza A.’ya gelince... Mesela "Hümanizm", mesela "Biz Bizi Biliriz" neden dönmez acaba müzik televizyonlarında? E, tabii koordinatlarını her daim erkeklerin belirlediği değerlere karşı takınılan tavırlar birilerinin işine gelmiyor...
     Erkek merkezli bilinci delerek anlattıkları hikâyelerle kadını mesafeli ‘nesne’likten, samimi ‘özne’liğe terfi ettiren bu Türk kadınları, batıda P.J. Harvey, Tori Amos, Suzanne Vega, Alanis Morissette, Courtney Love, Björk gibi kendi ekolleriyle nam salan dişil fenomenlerin Türkiye temsilcileri adeta. Burada da Saturday Night Live gibi programlar ya da Jools Holland (BBC), Ray Cokes (VH1) gibi programcılar olsa, kızları görmek için Hülya Avşar Şov’da ezilip büzülmelerine tanık olmayacağız.
     P.J., nasıl halis muhlis rock kimliği ve asi tabiatıyla diğerlerinden ayrılıyorsa bizde de Nazan Öncel benzer bir tür kabullenememe asabiyetini temsil ediyor. Bu ülkede sosyal - politik - kültürel ortamla alakadar bir güdüklük, otosansür mekanizması hakim. Mesela Nazan Öncel’e "Sokarım Politikana" bile dedirtmediler. Neredeyse çıkıp özür dilemesi telkin edildi. Çok şükür kumaş sağlam! Ama işi de zor hani!
     Şebnem Ferah, her daim bir tür karizmayı temsil etti. Rock’tan taviz vermeden yaptığı bangır bangır gitar egemenliğindeki şarkılarıyla bir yandan yıldızlaşırken, diğer yandan da bu popülariteye has olmayan bir mizaca sahip çıktı. Özellikle son albümü "Perdeleröde, duygu ve kişisel girdapları ön plana çıkarırken başlarda daha da abarttığı yukarı Avrupa gırtlak numaralarından nedense hâlâ vazgeçemediğini göstermiş oldu.
     Aylin Aslım, müziğinin yerel değil evrensel tınılar taşıması ve şiirlerinin elektrik sound’uyla yakaladığı nefis bütünlükle ayrılıyor diğer beş kadından. Kişisel duyguların ağır bastığı romantik bir ilk albüm olan "Gel Git", müzisyenin avangard geçmişine yakışır biçimde ilgi alanlarını geliştirerek devam edecek bir kalıcılığın ispatı adeta.
     70’lerin buğulu tınısının başarıyla adapte edildiği "Körebe"de mızıldak kız çocuk sesiyle aşık ve depresif bir kadının ağzından dökülen şarkıları birleştiren Göksel’de, bir nevi ‘hafifletilmiş Nazan Öncel tınısı’ rahatça hissediliyor. Şaşkın bakışları, ödünçmüş hissi uyandıran bohem ama kadınsı kostümleriyle uzatmaya çalıştığı çocukluğu sekteye uğratılmış, naif bir esmer kuş oldu müziğimizde.
     Sanki aynı albümü yapmışlar gibi bile dinlenebilecek olan Aziza A. ve Sultana ise hip hop tavrını Türkçe’ye taşımayı, oryantal bir barışıklık eşliğinde, vasatın çok üzerinde bir standart yakalayarak başardılar. Biraz öfkeli, biraz muhalif, ülke dışında yetişmenin, farklı kültür solumanın verdiği özgüvenle ‘doğrudanlığın’ keyfini yaşattılar müzik meraklılarına.
     Öyle inanmak lazım ki, bu kadınların güçlü şarkıları sadece buz dağının görünen kısmını temsil ediyor. Söyledikleri, söylemek istediklerinin ve söyleyebileceklerinin sadece küçük bir bölümü. Aşk evrensel bir duyarlılık. Aşk şarkıları iyi, güzel. Ama hayatta dahası da mevcut. Erkek olanın karşısına kadını, erilin yanına dişili, ay biraz edepsizce ama pipinin yanına da klitorisi koyan; yıkıcılık, sarsıcılık, itirazlarla birlikte, yaşamın daha şiddetli içtenliklerle yansıdığı şarkılar bekliyoruz biz. Ve bu kızları sağ cebimizde tutup, popüler müziğin sınırları içinde bir direniş alanı yaratacak olan kışkırtıcılarımıza bakınmaya tam gaz devam ediyoruz.
     Bir ülke Patti Smith’ini aramakta!
     
     
     



 KÜLTÜR & SANAT


Her yerde kar var
Çok dinlenenler
Haberiniz olsun
Çok izlenenler
Çok okunanlar
Bir de çınar olursa...
Çehov’un bahçesi
Sanatın bağımsızlığı
Yeni başlayanlar için The Cure
Sitcom’ların pamuk prensleri
Fotoğrafın sessizliği
Tanıdık bağımsızlar fihristi
Bir milenyum düşçüsü
Cemal Nadir 100 yaşında
Müzik sesle uçar
Estetik röntgen mütehassısı
İhmal edilen kadın
Oyunun bin bir yüzü
Kırık kahkaha
Nevzuhur
Yüz yıldır uyuyan figürler
Dişi sinek sokunca acıtır
Mavi tutku
Alicia harikalar diyarında
Tasarımda Anadolu
Başlarken...
Oyuncunun günlüğü
Açık kronoloji
Hayat atölyesi
Chomsky’nin kürsüsü
Aşkolsun!
Mazeret kâğıdınızı aldınız mı?
Kütüphanenin ışıkları
Yeni yayınlar


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet