04 Şubat 2002 Pazartesi


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 




Ben de Alman liseliyim ama...

Başrolünde oynadığı Avusturya filmiyle Avrupa kapılarını açan Şahnaz Çakıralp de bir Alman Lisesi mezunu... Ama o hırsın kol gezdiği okulda yarış atı olmayı reddetmiş.

     BULUŞMALAR
Ahmet Tulgar


     Genç oyuncu Şahnaz Çakıralp, şu sıralar "Üzgünüm Leyla" dizisi ve Tiyatro İstanbul’daki "Çılgın Haftasonu" oyunu ile dikkat çekiyor. Çakıralp’le Alman Liseli olduğu için konuşmadım. Nedeni, yurtiçi ve yurtdışındaki başarılarıydı.
     
     Siz güzelsiniz de, anneniz de güzellik kraliçesiydi, değil mi?
     Evet, 1967 Türkiye Üçüncü Güzeli.
     
     Siz de ona mı çekmişsiniz?
     Evet. Göz yapım, ağız yapım benziyor.
     
     Ergenlik çağınızda annenizi kıskanır mıydınız?
     Hayır, hiçbir zaman kıskanmadım. Bizim ailede bu tür şeyler pek önemsenmez. Annem dereceye girince çok sinema teklifi gelmiş. Bir ara mankenlik de yapmış ama sonra istememiş, babamla evlenmiş.
     
     Babanız mı istememiş, o kendisi mi istememiş?
     Kendisi istememiş. Babam avukat, kesinlikle anneme "Yapamazsın" diye bir şey söylemez.
     
     Avukat yerine hakim olsaydı söyleyebilir miydi?
     Hayır, zaten annem sonra ticaretle uğraştı.
     
     Tek çocuk musunuz?
     Hayır, ağabeyim var bir tane.
     
     O da oyuncu mu?
     Hayır, diplomat. Şu anda Brüksel’de.
     
     Bir Beyaz Türk ailesisiniz. Eğitimizin nedir?
     Alman Lisesi. Niye gülüyorsunuz?
     
     Madem Alman Lisesi’nde okudunuz, bir demeç alalım sizden.
     Geçenlerde okuldaydım. Hocalarım, "Son olay Üsküdar Amerikan Lisesi’nde oldu, Alman Lisesi suçlandı" dediler. Üzgündüler.
     
     Siz kaç mezunusunuz?
     93.
     
     HOCALARIM ÜZGÜN
     Ağır bir okul Alman Lisesi, değil mi?
     Evet. Erkek öğrenciler saçları dökülmüş olarak bitirirler okulu.
     
     Peki, Alman Lisesi öğrencilerini intihara sürükleyecek bir okul mu?
     Hayır. Ama Alman Lisesi öğrencileri çok hırslıdır. Aileleri onları bir at yarışına sokar gibi yetiştirirler. Ben veli toplantılarında bazı hocalarıma tercümanlık yapardım. Bir anne "Benim kızıma nasıl 10 vermez de 9 verirsiniz" dediğinde, hoca, "Lütfen Şahnaz, bu hanımı gönderir misin, deli bu, ne bu hırs" diyordu. Ama o zaman bu intihar olayları yoktu.
     
     Sizin aileniz de hırslı mıydı?
     Hayır. Sınıflarımı geçerdim ama illa 9’la, 10’la, bunun hiç bir önemi yok.
     
     Bu hırs zarar veriyor mu çocuklara, o yüzden mi sapkın fikirlere kapılıyorlar?
     Hayır, aileler çocuklarını hırslı yetiştiriyor diye çocuklar intihar etmez. Ben çok iyi bir öğrenci değil, yabancı dile yetenekliydim, kimyayı, matematiği severdim ama fiziği sevmezdim.
     
     Bir genç kız, bir oyuncu olarak fiziğe önem vermez misiniz?
     Oyuncuların fiziklerine dikkat etmeleri gerekiyor.
     
     Sonra konservatuvara mı gittiniz?
     Evet, 97’de de o bitti. Burada konservatuvarı kazanamasaydım ailem beni yurtdışına gönderecekti.
     
     İyi Almanca, İngilizce bildiğinize göre yurtdışında da kariyer yapabilirsiniz, değil mi?
     Yurtdışında oynadım. Viyana’da "Yarasa" operetinde İda’yı oynadım. Hem de Viyana lehçesi ile. Hepsi Avusturyalı’ydı diğer oyuncuların.
     
     Nerden buldular sizi?
     Ben bir Avusturya filminde başrol oynamıştım: "Strasse nach İstanbul (İstanbul’a giden yol)", orada görüp beğenmişler. Sonra bir Fransız filminde "Sürgün" de, Troçki’nin oğlunun sevgilisini oynadım. Tam bir Fransız sosyetik kadını. Fransızca oynadım.
     
     O dönemde Troçki’nin kitaplarını okudunuz mu, yazdıklarından etkilendiniz mi?
     Tabii ki inceledim ama çekimlerim zaten üç gün sürdü. Benim Troçki ile karşılıklı sahnelerim de fazla olmadı.
     
     "Dar Alanda Kısa Paslaşmalaröda ise taşralı bir kızı oynadınız.
     Ama oyunculuk bu işte.
     
     "Çılgın Haftasonu" nasıl gidiyor?
     Başladığımızdan beri kapalı gişe oynuyoruz.
     
     Medyaya baksanız, sanki tiyatro hiç izlenmiyormuş gibi. Ama salonlar da dolu.
     Evet, medya tiyatroyu gündeme getirmiyor.
     
     Ama zaten sizlerin oynadığı da Çehov, Shakespeare filan değil, daha çok ticari farslar oynuyorsunuz. Neden daha önemli eserlerde oynama çabası içinde değilsiniz?
     Özel tiyatrolar daha çok komedi oynarlar, çok izlenir.
     AİLEM HALA YAKIN TAKİPTE
     Gencay Gürün Hanımefendi ile Haldun Dormen Beyefendi’nin de etkisi biraz bu Türk tiyatrosuna, değil mi?
     Ama bu tiyatroda Oscar Wilde’ın "İdeal Bir Koca"sı oynandı, o da kapalı gişeydi.
     
     Komedi oynamak sahiden dram oynamaktan zor mudur? Gülben Ergen bile bu klişeyi ezberlemiş durumda.
     Tabii, insanları güldürmek ağlatmaktan zordur.
     
     Ama şu sıralar Türk toplumu öyle manik bir durum içindeki bu kriz yüzünden, durup dururken de gülmeye başlayanlar oluyor. Şunu soracağım: Aneniz konuşmanın içine hep bir figür olarak girdi. Bir Alman Liseli velisi olarak sizi oyunlarınızda da takip eder mi?
     Bizim ailede veli toplantısına babam gelirdi ama.
     
     Oyunlara da o mu geliyor?
     Annemle babam benimle hep çok yakından ilgilendiler, hala da öyle.
     
     Avrupa’yı avucuna aldı
     Ahmet Tulgar oyuncu Şahnaz Çakıralp‘le yurtdışındaki parlak kariyerini konuştu. Bir Avusturya filminde başrol oynayan Çakıralp ‘Yarasa’ operetinde rol alarak zor bir okul dediği Alman Lisesi’nin kazandırdığı dil avantajını kullandı.
     



 GÜNCEL


Ben de Alman liseliyim ama...
Oğlunun doğduğu gün kalbi durdu...
Kazak eğitimine Türkiye desteği
Tatil için geri sayım başladı
Uzanlar dünyanın dilinde


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet