
|


Tehlike çanları
İfadeye mezalim
Son günlerde gazeteler kitap toplatma haberlerinden geçilmiyor. Bu haberlere koalisyonun Mini Demokrasi Paketi de eklenince ortalık bir anda karıştı.
Geçtiğimiz yıl 44 kitap için dava açıldı. Yayınlama Özgürlüğü Komitesi kitaplar hakkında yargı süreci başlamadan yasaklama kararları verildiğini söyledi. 38 yazar ile 23 ayrı yayınevi yargı önüne çıktı. 2000 yılında 14 yayınevinin 20 ayrı kitabı hakkında yasaklama ve yargılama kararı verilmişti. 2001 yılında ise yasaklama eğiliminin arttığı gözlendi. Hukukçu Turgut Tarhanlı’nın deyişiyle " İfade özgürlüğü, iyiden iyiye kılı kırk yarılan bir özgürlük alanı halini aldı. Tabii ifade özgürlüğünün türevi olan diğer hak ve özgürlükler de." Toparlamak için bundan yedi sekiz yıl önce Füsun ve Tunç Tayanç’ın yazdıkları bir makaleye göz atalım: " İçinde bulunulan tarihsel gelişme sürecinde iki tür sınırlama söz konusudur. Birincisi, düşüncenin, ekonomik nedenlerle, düşünceyi kitlelere ulaştırmaya yarayan kitle haberleşme araçlarına aktarılamamasıdır. İkincisi, düşüncenin kitle haberleşme araçlarına aktarılmasının önlenmesidir... Böylece ‘... bireyin düşündüklerini dilediği şekil, zaman ve yerde, uygun gördüğü araçlarla aleniliğe kavuşturmayı...’ kapsayan düşünce özgürlüğü sınırlanmış olmaktadır."
Bugünlerde Enis Batur’un "Elma"sından Ömer Asan’ın "Pontos Kültürü"ne, oradan da Chomsky’yi Türkiye’yi ziyarete zorlayan kitabı "Amerikan Müdahaleciliği"ne kadar bir dizi kitap hakkında toplatılma kararı alındı. İfade özgürlüğünün medya tarafında da, duymak isteyenler için, tehlike çanları çalıyor.
"Mini Demokrasi" adı verilen paket, tartışılan haliyle geçerse artık Serdar Turgut bile yazamayacak ama yazıyor gibi yapacak.
Geçtiğimiz günlerde gene bir sabah uyandık ve gazetelerden öğrendik ki kimi yazarlar ar ve haya duygularımızı rencide etmişler. Müstehcen bulundukları gerekçesiyle toplatılan kitaplar Sel Yayıncılık’tan çıkan Enis Batur’un "Elma" romanı ve Ayrıntı Yayınları’nın yayımladığı Dragan Babic imzalı "Son Sürgün" idi. Metin Üstündağ’ın "Pazar Sevişgenleri" ise önce yasaklandı, sonra aklandı.
Aynı günlerde Jonathan C. Randal’ın Avesta Yayınları’ndan çıkan "Bunca Bilgiden Sonra Ne Bağışlaması / Kürdistan İzlenimleri" kitabının da yayın yoluyla devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü aleyhine propaganda yapıldığı gerekçesiyle İstanbul 5. Güvenlik Mahkemesi tarafından toplatıldığını öğrendik.
Son olarak Ömer Asan’ın 1996’da Belge Yayınları’ndan çıkan "Pontos Kültürü" adlı kitabının bölücülük iddiasıyla toplatılmasına karar verildi. Belge Yayınları tarafından yapılan açıklamada dünyada ilk kez bir gramer ve sözlük kitabının bölücülük iddiası ile suçlanarak yasaklandığı bildirildi.
Art arda gelen kitap toplatma kararları Türk Ceza Kanunu’nun "Mini Demokrasi Paketi" adı altındaki 312 ve 159. maddelerine yönelik tartışmalı değişiklik önerileriyle birleşince ortalık karıştı. Kimi gazeteler duruma sessiz kalırken, kimilerinin köşe yazarları aslında bağıra bağıra üstümüze gelen tehlikeyi yüksek sesle söylemeye başladı.
Bu karmaşaya felsefe, politika ve psikoloji alanlarında 70’i aşkın kitap ve 100’i aşkın makale yazan Amerikalı düşünür Noam Chomsky de dahil oldu. Noam Chomsky, Aram Yayıncılık’tan çıkan "Amerikan Müdahaleciliği" adlı kitabına bölücülük propagandası suçlamasıyla açılan davada yargılanmak için Türkiye’ye gelmek istediğini yayıncısı aracılığıyla bildirdi.
Son bir haftada mahçubiyetimiz Türkiye sınırlarını aştı.
Gazetecilerden tepki
Türk Ceza Yasası’nın 159 ve 312. maddeleriyle Terörle Mücadele Yasası’nın 7 ve 8. maddelerini değiştiren yasa tasarısı TBMM Adalet komisyonu’nda kabul edilip Genel Kurul’un gündemine geldi. TCK 312 için önerilen "kamu düzenini bozma olasılığı" ifadesindeki muğlaklık kafaları karıştırdı. 159. maddedeki suçların kapsamının genişletilmesi ve bölücülük propagandasının cezalarının artırılması ise düşünceyi açıklama özgürlüğünü tümüyle ortadan kaldırma tehlikesini doğurdu.
Uzun süredir bu değişikliklere dikkat çeken Radikal Gazetesi’nde İsmet Berkan, gazetecileri bekleyen tehlikenin altını çizdi: "Bu iki madde Meclis’te kabul edildikten sonra eğer kazayla Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından da onaylanıp yasalaşacak olursa, Türkiye’de anlamlı gazetecilik yapmaya, köşe yazısı yazıp eleştirilerde bulunmaya pek imkân kalmayacak. Yani bu yasa maddeleri önce gazetelerin suyunu kesecek... "
Serdar Turgut ise uyardı: "Yazıya karşı saygım sonsuzdur... Ve bu saygım nedeniyle de yapılması planlanan Ceza Kanunu değişiklikleri yapıldığı gün aslında bu köşe kapanıyor, haberiniz olsun. Aç kalmamak için yazmayı sürdüreceğim ama siz dikkatli okuyucular köşenin aslında kapanmış olduğunu, başka bir sayfanın zorunlu olarak açıldığını hissedeceksiniz, bunu biliyorum. Bu kişisel bir darbedir. Ama bu darbenin sadece kişisel kalacağını zannediyorsanız öyle bir yanılıyorsunuz ki. Bekleyin göreceksiniz."
Yavuz Donat’ın TBMM Başkanı Ömer İzgi ile yaptığı söyleşi ise yasa değişikliğindeki trajikomik boyutu gözler önüne serdi: Yavuz Donat, İzgi’ye: Tasarı bu haliyle yasalaşırsa... Laz fıkrası anlatan hapse girecek mi diye sordu. "Hayır efendim" diyen İzgi, Donat’ı şöyle yanıtladı: "Diyelim ki bir bölge halkına bir isim taktın... Onlarla ilgili fıkra anlattın... Şuna bakılacak... Bu olay ayrışmayı teşvik ediyor mu? Bugün, Karadenizlilerin kendileri de Laz fıkrası anlatıyor.... Yani ne bölge halkı ne de toplum, bu fıkralara ayrışmayı teşvik edici diye bakmıyor ki... Ama başka bir bölgede... İnsanlara başka türlü hitap varsa... Bu ayrışmaya yol açabilirse... O ayrı." Yani birine kıro demek gibi mi? Keko demek gibi mi? diye ısrar eden Donat’ın ve bizim merakımızı İzgi şöyle gider(eme)di: "Onlara girmek istemiyorum!"
Milliyet’ten Hasan Cemal ise konuya bir başka açıdan yaklaştı. Mini demokrasi yerine gerçek demokrasiyi öneren Cemal: "İfade özgürlüğünün sınırlarının genişlemesi, yalnız yasa değil, aynı zamanda kafa değişikliğini de mutlaka gerektiriyor. Yoksa yasalar iyiye doğru değişse bile kâğıt üzerinde kalabiliyor... " dedi. Hasan Cemal TCK 312’de öngörülen değişikliğin yetersiz, 159’da ise bugünkü duruma göre bir gerilemenin sözkonusu olduğunu yazdı.
Geçtiğimiz pazartesi günü Başbakan Ecevit, MHP lideri Bahçeli, ANAP lideri Yılmaz ve Başbakan Yardımcısı Özkan’ın Mini Demokrasi Paketi’nin demokratikleştirme olanaklarının görüşüldüğü zirveden sonuç çıkmadı. Ecevit her partinin uyum yasalarıyla ilgili olarak ayrı çalışma yapmasını önererek çözüm arayışını zamana yaydı.
Sonuç...
Adalet Ağaoğlu Can Yayınları’ndan çıkan "Yine Düşünce Özgürlüğü Yine Türkiye" adlı kitapta yayımlanan "Çoklukta Yokluk" adlı yazısında şöyle diyordu:
"Hayatla inat olmaz. Elbette zaman kendi yasalarıyla her şeyi halleder, ama sorunların halini zamana bırakmak, bize kızıl at dedirtmedikleri günlerle bugün arasında ecelleriyle ölmeyen binlerce, düşünceleri yüzünden karanlık duvarlar arasına atılmış kimbilir yine yüzlerce kişinin acısını, ‘onlar hiç olmamışlar gibi’ yüreklerde kolayca taşıyabilmek demek. Düşünceyi ifadede ve kendini geliştirmede sahici özgürlükler isteyenlerin yapamadıkları ve olamadıkları şey bu."
Sorunların hali bir kez daha zamana bırakıldı. Her iki maddedeki değişiklikler yasalaşırsa "kızıl at" ifadesinin kamu düzenini bozma olasılığı taşıyıp taşımayacağı belli değil.
Peki sonuç? Gene aynı yazıda Adalet Ağaoğlu söyleneceği söylüyor, yıllar önce:
"Devletin insan haklarının üstüne çıkmadığı, hukukun güven altında olduğu ve güven verdiği yerde, insanlar özgürce yaşamanın yerine anarşiyi koymayacaklarından, onlara güvenebilirsiniz. O zaman da Avrupa Birliği kapısında kuyruk sıkışınca, özgürlük kısıtlayıcı maddeleri sözümona değiştirme telaşına düşmezsiniz, çünkü böyle maddeler zaten olmaz."
KÜLTÜR & SANAT


Büyülü bir klasik
Çok dinlenenler
Haberiniz olsun
Çok izlenenler
Çok okunanlar
İfadeye mezalim
New York’ta Babil’in Asma Bahçeleri
Pertev kalemi eline aldı
Sırt çantalı diva
Kanlı canlı bir macera
Tören ve tartışması
Akar’ın "korsan" kitabı
Bekleyen derviş...
Yünden resim olur mu?
Okumak için
Altın Ayı
Suçları sanatçı olmak
Bursa’da fotoğraflı günler
Kahkaha kıyamet
Hâlâ ‘canlı’lar
Çingeneler ve yolculukları
Mix diye içime çekerim seni
İhtirasın kudreti
Bir doktorun estetik rotası
Çocuk yüzlerdeki hüzün
Hadi sinema yapalım
Larenjitli kediden şarkılar
Akıl ve sevgi dengesi
Sempatik dahi
Kapalı gişe festival
Sezip özlediğimiz geçmiş
Yeni albümler
Pişman olduğunu söyle
Giden kahramanlar
Hayat atölyesi
Nâzım’la tanışmak
Küsme tavşan, n’olur
Yeni yayınlar
SAYFA BAŞI

|
|

|