18 Şubat 2002 Pazartesi


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 




‘Beni örnek almayın’

Gözlerimizin önünde mankenlikten assolistliğe evrilen Petek Dinçöz, "Eğitimim liseden terk. Sakın gençler bana özenmesin, okusunlar" diyor ve ekliyor: "Ama henüz 21 yaşındayım. Kendimi geliştirebilirim"

     BULUŞMALAR / AHMET TULGAR

     Postmodern mimaride binalar, geçirdikleri üretim süreçlerini, dokularını, oluşturucu öğelerini, bileşenlerini sergileyecek biçimde tasarlanır. Demirler, tuğlalar bu binaların bazı yerlerinde gizlenmez, açıkta bırakılır. Asansörlerin kabinleri camdandır, zincirleri, dişli çarkları görürsünüz. Swatch saatlerin de yuvaları saydamdır. Zamanın işleyişini izleyebilirsiniz.
     Petek Dinçöz’ün de mütevazı bir mankenlikten ihtişamlı bir assolistliğe evrilişi hepimizin önünde gerçekleşti. Sürecin her momenti ekranlardan, gazetelerden bize gösterildi. Petek sanki hepimizin elinde büyüdü. Buna bir de kendi sakınmasızlığı eklenince "Popüler bir figür olarak Petek Dinçöz"ün üretiliş sürecine dair bütün bilgiler elimizde.
     Belki de bu yüzden çoğumuz ondan bir şekilde hoşlanıyoruz.
     Petek Dinçöz: Müşterinin masasında pişirilen, azaldıkça içine yeni malzeme atılan Japon yahnisi Sukiyaki’ye benziyor.
     
     ‘Çalışman gerek’ dediler
Assolist olmanız, Günay’da sahne almanız kararı nasıl verildi?
     Biz burada prova yapıyorduk. Maksim’den teklif gelmişti ama daha hazır değildim. Bundan üç ay önce. Tabii ertelemek zorundaydım. Daha sonra sıkı tempoyla çalışmaya başladık. Sevgili menajerim Orhan Alkan, "Petek Hanım, Günay’da prova yapalım, orası çok müsait" dedi. "Tabii" dedim. Biz çalışıyoruz, çalışıyoruz, Günay (Tuncel) Bey geldi. Ben tabii kendisini tanımıyorum o zaman. İzledi. Tekrar geldi. "Petek Hanım, burada çalışmayı düşünür müsünüz?" dediğinde şaşırdım ve şoke oldum. "Ama daha çalışmanız gerekiyor" dedi. Başladık sıkı tempo çalışmaya.
     
Assolist tavrını kimlerden kaptınız?
     Sevgili Seda Sayan, Ebru Gündeş, hepsinden akıl alıyorum. Sevgili Ebru Gündeş gelmişti, burada prova yapıyorum. "Ebru Hanım, neyim eksik?" dedim, "Çalışman lazım daha" dedi.
     
Sinir olmuyor musunuz herkesin size çalışmanızın gerektiğini söylemesine?
     Çalışıyordum mecburen. Sonra ilk sahneye çıktığımda Ebru Hanım, "Aferin kız" dedi.
     
Sadece "Çalışman gerek" mi diyorlardı, neye ağırlık vermeniz gerektiğini söylemiyorlar mıydı?
     Şimdi kulağım çok iyi. Zaten şan dersine gidiyorum, diyafram konusunda da şu anda iyiyim. Ebru Hanım, sadece şarkılara, işte heyecanlı olduğum için korkarak giriyordum, uyardı beni.
     
Seda Sayan neye dikkat çekti?
     Seda Abla benim her şeyime dikkat eder. Benim televizyona çıkış kıyafetime, konuşmama. Çok konuşmamı istemiyor. "Ama olsun, sen doğal bir kızsın, konuşmak istiyorsan da konuş" diyor. Çenemi durduramıyorum sahneye çıktığımda. Bazen insanların özel hayatlarına da giriyorum.
     
Mesela?
     Soruyorum işte, "Siz sevgili misiniz?", "Niye bu kadar uzak kalıyorsunuz?" diyorum. Böyle fırlamalıklar yapıyorum. Biliyorsunuz, ben zamanında "show girl" olarak da çalışmıştım. Onun da etkisi oluyor.
     
Başka kim taktik verdi?
     İlk gecemde sevgili Gülben Ergen, Türk Sanat Müziği’nin divası sevgili Bülent Ersoy da geldiler.
     
Gülben Ergen bilgi ve deneyimine dayanarak size ne önerdi?
     Sevgili Gülben Ergen bana elma suyu içmemi önerdi.
     
Dans çalıştınız mı?
     Hayır, ben sekiz yaşından beri, biliyorsunuz evlerde günler yapılır, oryantal kasetlerini, yabancı kesetleri takar, ya ‘rap’ yapardım ya da İspanyol dansı. Gülleri takardım kulaklarıma. Zaten benim tarzım İspanyol, Latin tarzı. Onun için ‘Jennifer Lopez, Lopez’ diyorum ya zaten. Neyse, ben şimdi sahnede de kendimi o evlerde yapılan günlerde, misafirlerin önünde gibi hissediyorum.
     
Peki, tarzınız İspanyol olmasına rağmen, assolist olmak için mi Türk Sanat Müziği söylüyorsunuz sahnede?
     Benim ruhum pop değil ama. Slow severim. Kanımda fazla pop bulunmuyor.
     
En çok neden korkuyordunuz ilk sahneye çıkarken?
     Sesimin titremesinden, şarkıyı unutmaktan, düşmekten korkuyordum, çünkü çıktığımda topuklarım durmuyordu, sanki deprem oluyordu, saç diplerim titremeye başlıyordu. Bakın, böyle her yerim kızarıyor. "Bu heyecan biterse, zaten başarılı olamazsın" diyorlar. En sonunda kalpten gideceğim.
     
Tepkilerini ölçmek için insanların yüzlerine bakıyor musunuz sahneden?
     Tabii. Sevgililer Günü’nde dört bayan beraber gelmişti. Erkek bulunmuyor masada. Hep bayan. O kadar mutlu oldum ki. Dört bayan karşılıklı oturuyorlar. Ben acaip dudak okurum. Biri "Ben bu kızı çok beğeniyorum" dedi.
     
     ‘Krizin assolistiyim’
Repertuvarınız kaç şarkılık?
     40 şarkılık. Ama ben eski şarkılar, "Tuti mucizeler" falan okumuyorum. Bana ağır gelir. Gülerim okurken.
     
Assolistler daha ağır görünümlü kadınlar olur ama.
     Seda Abla, Ebru Abla bana kendim olmamı söylediler. Ben çok çığlık atarım sahnede, saza derim ki, "Çığlık atın, bağırın". O zaman da, "Biraz ağır ol, artık assolist oldun" diyorlar. Ama dinlemiyorum ben. Ben sahnede hem oyunculuk, hem şarkıcılık, hem mankenlik hem ‘show girl’lük yapıyorum. Zaten ekonomik kriz dönemi. İnsanlar eğlenmek istiyor. Ben kriz dönemi assolistiyim. Tam onlar gibi değilim.
     
Hedefleriniz daha da büyüdü mü?
     Ben 12 yaşındayken manikürcü olmak istemiştim mesela. Ama baktım ki anneannemin etlerini, tırnaklarını koparttım kadının, "Hayır olamayacağım" dedim. Her şeyi denemek istedim. Meraklı bir kızdım. Okul hayatım, ilkokul, ortaokul, lise terk. Okumak istedim ama okuyamadım. Ama kimse lütfen beni sakın, sakın örnek almasın. Okusunlar. Ama ben daha 21 yaşındayım, kendimi geliştirebilirim.
     
     ‘Ben sahneye sevgilimle çıkmıyorum’
Size gösterilen bu ilgide, el bebek gül bebek herkesin elbirliğiyle sizi sahneye hazırlamasında erkek arkadaşınız Can Tanrıyar’ın medyadaki iktidarının ektisi olmuş mudur?
     Bana bu işe ilk başladığımda kimileri, "Petekciğim, sansasyon yap, şarkın patlar" dedi. "Hayır" dedim, ben iki yıldır çok güzel bir beraberlik içindeyim. Kimileri de dedi ki: "Petek, sanatçılara laf et". "Asla" dedim, çünkü sanata ve sanatçılara saygım çok. İnsanlar beni seviyorlar, çünkü benim hiçbir zaman alıp veremediğim bir şey olmuyor insanlarla. Kimileri dedi ki, "Bizim de erkek arkadaşımız konumu itibarıyle böyle olsa, biz de tabii bir yerlere geliriz" dedi. Ben her ropörtajda söylüyorum, saklamıyorum. Tabii ki benim bir beraberliğim söz konusu. Tabii ki benim erkek arkadaşım benim yanımda olacak, bana destek olacak. Bugün Türkiye’ye mal olmuş birçok sanatçı benim erkek arkadaşımı her gün arıyor, akıl danışıyor. Bana niye destek olmasın? Ben sahneye erkek arkadaşımla çıkmıyorum ki sonra. Bu lafları söyleyenler ağızlarına fermuar çekti şimdi.
     



 MAGAZİN


‘Beni örnek almayın’
‘Kıskançlığım yüzünden tedavi gördüm’
‘Naomi, uyuşturucu KAÇIRIYORDU’
Yeşim ile Gülben arasında porno kaset savaşı


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet