17:15

Adnan Hoca sanki grup seks tarikatı kurmuş...

      İstanbul DGM Cumhuriyet Savcılığı'nca 36 sanık hakkında hazırlanan mütalaada, kamuoyunda ''Adnan Hoca'' olarak tanınan Adnan Oktar'ın, bir din adamı kisvesi altında kendine bağladığı sanıklarla tam ve disiplinli bir örgütlenme oluşturduğu iddia edildi.
      İstanbul 1 No'lu DGM'deki duruşmaya, tutuksuz sanıklar Mehmet Murat Atmaca, Emre Çalıkoğlu ve Adnan Tınarlıoğlu katıldı. Davanın gıyabi tutuklu 2 sanığı ile tutuksuz 31 sanığı ise duruşmaya gelmedi.
      Duruşmada söz verilen DGM Cumhuriyet Savcısı Selim Berna Altay, 10 sayfadan oluşan yazılı mütalaasını mahkeme heyetine sundu.
      Sanık Adnan Oktar'ın, bir din adamı kisvesi altında diğer sanıkları kendine bağlamak suretiyle dini konularda açıklamalarda bulunmaya başladığı, zaman içinde bu bağlanışın tam ve disiplinli bir örgütlenme haline dönüştüğü anlatılan mütalaada, sanığın, bu gruplaşma içinde kendi yorumlarına ilişkin dini kurallar vaat ettiği, namaz vakitlerini 2'ye indirdiği belirtildi.
      Sanıklar arasında gerek ekonomik, gerekse özel hayatın tıpkı bir komün gibi dışa kapalı ve kendine has kurallarla donatılmış bir yaşantı haline geldiği ifade edilen mütalaada, topluluğun erkek üyelerine ''kardeşler'', bayan üyelerine ''bacılar'' şeklinde isim verildiği, gruplar içinde kıdemlenerek yönetici konumuna gelenlerin ise ''imam kardeş'' ve ''imam bacı'' sıfatları aldıkları anlatıldı.
      Topluluk üyelerinin, günlük hayatta elde ettikleri kazançların küçük bir kısmını kendilerine harçlık olarak ayırdıkları, geriye kalanı ise kendi rızalarıyla topluluğun emrine sundukları kaydedilen mütalaada, bu paralarla topluluğa ait büyük bir çiftlik evi inşa edildiği, bir kısım toplantı ve faaliyetlerin de burada gerçekleştirildiği vurgulandı.
     
     Cinsel yaşam...
      Topluluğun kendine has bir cinsel yaşantısı olduğu, topluluk üyeleri arasında evlilik ve cinsel ilişkinin yasaklandığı ifade edilen mütalaada, daha sonra şöyle denildi:
      ''Ancak üyelerin, üye olmayan kişilerle cinsel temasta bulunmalarına izin verilmektedir. Topluluğun erkek üyeleri, arkadaşlık kurdukları kızları bu topluluğa ait evlere getirmekte, anal ya da oral ilişkiler, normal ilişkiye dönüşmesinin engellenmesini temin maksadıyla şahitlerin gözetiminde yapılmakta ve bu ilişkiden sonra mağdur, Adnan Oktar'ın beğenisine sunulmaktadır. Bu sanıktan olur alındıktan sonra mağdur, topluluk içinde yer alan başka erkeklerle aynı şekilde ilişkiye zorlanmakta, bu safha sonrasında topluluğa üye olarak kabul edilmektedir. Topluluğun cinsel ihtiyaçlarını karşılamak maksadıyla getirilen bu kızlar için 'motor' tabiri kullanılmaktadır.
      Bu tür cinsel ilişkiler kameraya da kaydedilmekte ve gerektiğinde tehdit unsuru olarak kullanılabilmektedir.'' Mütalaada, Ebru Şimşek'in bu topluluğa üye yapılmaya zorlandığı, kabul etmeyince daha önce kameraya alınmış çıplak görüntülerinin basına verileceği söylenerek tehdit edildiği de anlatıldı.
      Dönemin İstanbul Milletvekili Celal Adan aleyhine bir kampanya başlatıldığı, müştekinin tüm geçmişinin en ince ayrıntısına kadar araştırılarak siyasi geleceğinin yok edilmesine çalışıldığı da belirtilen mütalaada, bu topluluğa karşı yapılan polis operasyonlarından sorumlu tutulan Mehmet Ağar aleyhine de karalama kampanyası yürütüldüğü kaydedildi.
      Mütalaada, topluluk üyelerinin, 1995 yılında Adnan Oktar ve topluluğu aleyhine yazdığı yazılar ve konuşma yaptığı radyo programı üzerine gazeteci Fatih Altaylı'yı da tehdit ettikleri bildirildi.
     
     Ceza istemleri...
      Mütalaanın sonuç bölümünde, sanıklar Adnan Oktar, Fırat Develioğlu, Emre Nil, Halil Hilmi Müftüoğlu, Hasan Basri Güner, Ferhat Terkoğlu, Ufuk Özturgut, Hatice Tijen Öztemir, Alev Ulaşoğlu, Meltem Arıkan, Korkut Yasa, Burak Abacı, Kartal İş, Turgut Aksu, Altuğ Müştak Berker, Burak Sanver, Seçim Köse, Tarkan Yavaş, Ali Suat Kütahnecioğlu, Tolga Horoz, Adnan Tınarlıoğlu, Emre Çalıkoğlu, Bahattin Selçuk Hazneci, Atilla Menevşe, Mesut Soltay, Muhammet Cihat Gündoğdu, Mehmet Murat Atmaca, Murat Terkoğlu, Gökalp Barlan, Ersin Alacadağ, Esragül Efeoğlu, Hüseyin Avni Cem Yücel ve Timur Ayan'ın, 4422 sayılı Kanun'un 1/1. maddesi uyarınca ''Çıkar amaçlı suç örgütü
      kurmak'', müdahiller Ebru Şimşek, Fatih Altaylı ve Mehmet Ağar'a yönelik eylemleri nedeniyle de TCK'nın 192/1. maddesinin 3 kez uygulanması suretiyle ''Tehditle menfaat sağlamak'' suçlarından dolayı toplam 6 ile 15'er yıl arasında ağır hapis cezasına çarptırılmaları istendi. Bu sanıkların, müşteki Celal Adan'a yönelik fiillerinden dolayı beraatleri öngörülen mütalaada, gıyabi tutuklu sanıklar Uğur Örmen ve Mustafa Kemal Gül'ün dosyalarının ayrılması, sanık Bekir Murat Sarıaslan hakkındaki dava dosyasının ise ''görevsizlik kararı'' ile İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderilmesi talep edildi. Mütalaada, ''Çıkar amaçlı suç örgütü kurmak'' suçundan cezalandırılmaları istenen Tarkan Yavaş ve Altuğ Müştak Berker'in, ''Müsnet cürüm işleyenleri izlemek'' suçundan ise delil yetersizliği nedeniyle beraatleri öngörüldü. Savcılığın mütalaasına katılmadıklarını belirten sanık avukatları, esas hakkındaki savunmalarını hazırlayabilmek için süre talebinde bulundular. Bu talepleri kabul eden mahkeme heyeti, duruşmayı erteledi.