11:10

Barışa hasret topraklar: ''Filistin...''

      Arap coğrafyası içinde sahip olduğu zengin topraklarla tüm dikkatleri üzerinde toplayan Filistin, üç büyük dinin merkezi olmasına rağmen tarih boyunca barış ve huzur yüzü görmedi.
      Müslümanlar, Hıristiyanlar ve Yahudiler için ''kutsal ve her ne sebeple olursa olsun vazgeçilemeyecek topraklar'' niteliği taşıyan Filistin, bugün dünyanın en karmaşık ve renkli bölgelerinden birisi.
      Paylaşılamama serüveni, Hz. Ebu Bekir'in 634 yılında Bizanslılar'dan almasıyla başlayan Filistin, Yavuz Sultan Selim'in 1516'daki seferinin ardından Osmanlı toprağı oldu.
      Zamanın Mekke Şerifi ile bugünkü Ürdün'ün kurucusu Şerif Hüseyin'in yardımıyla İngilizler'in 1918'de işgal ettiği Filistin topraklarındaki karışıklık, burada bir Yahudi devleti kurulması girişimiyle başladı.
     
     FİLİSTLER BÖLGEYE GELİYOR

      Filistin, adını M.Ö. 12. yüzyılda Kavimler Göçü sırasında deniz yoluyla buraya gelen Filistler'den aldı.
      Kudüs merkezli Filistin, İ.Ö. 2000'de Arap, İ.Ö. 1800'de Hitit, İ.Ö. 1286'da Mısır hakimiyetine girdi ve takiben Hz. Musa öncülüğündeki İsrailoğulları buraya yerleştiler. Hz. Davud ve Hz.
      Süleyman'ın yönetimlerine de sahne olan bölgede, sürgünler ve işgallerle dolu yıllardan sonra İ.Ö. 64'te Roma egemenliği başladı.
      395 yılında Bizanslılar'a geçen Filistin, 637 yılından sonra tümüyle
      İslam hakimiyetine girdi.
      İslam dininin ortaya çıkışıyla birlikte Medine'de kurulan devletin sınırları kuzeye doğru genişlerken, Müslümanlar, Filistin topraklarına yönelmeye başladı.
     
     HZ. EBUBEKİR, BİRLİK GÖNDERDİ

      Hz. Ebu Bekir, Filistin üzerine 633'te iki küçük birlik gönderdi.
      Bu birliklerin başarılarından sonra 634'te İslam ordusunun Remle yakınlarında Bizans ordusuna karşı kazandığı zaferle, Kudüs dışındaki bütün Filistin toprakları fethedildi. Kudüs'ün fethi ise 637'de ikinci halife Hz. Ömer döneminde gerçekleşti. Bu fetihten sonra Kudüs ve çevresi 1099'a kadar sürekli Müslümanların hakimiyetinde kaldı.
      1099'da Haçlı Orduları'nın 40 gün süren şiddetli kuşatmaları
      sonunda bölge, Hıristiyanların eline geçti.
      Haçlıların 88 yıl süren işgaline, 1187 yılında Selahaddin Eyyubi son verdi.
      Güneyden Lübnan, güneydoğudan Suriye, doğudan Ürdün, kuzeyden Kızıldeniz'in Akabe Körfezi, kuzeybatıdan Mısır, batıdan Akdeniz ile çevrili olan Filistin toprakları üç büyük dinde ''kutsal'' sayılırken Kudüs'teki Mescidi Aksa da Müslümanların ilk kıbleleri oldu.
     
     DÜNYANIN EN DEĞERLİ HEDİYESİ

      Kudüs üzerindeki ikinci Hıristiyan hakimiyeti, kısa bir süre Mısır hükümdarlığı yapan İsa el-Kamil'in 1243'te Kudüs'ü, kendisine ve kardeşine yardımcı olan Bizans İmparatoru'na hediye etmesiyle gerçekleşti.
      Ancak bu olaydan birkaç ay sonra Müslümanlar, Necmeddin el-Eyyubi'nin komutasında Kudüs'ü geri almayı başardı.
      Filistin toprakları ve Kudüs, Yavuz Sultan Selim'in 1516'da gerçekleştirdiği Mısır seferinin ardından Osmanlılar'a geçti ve 1918 yılında İngiliz işgaline kadar Osmanlı yönetiminde kaldı.
      Filistin halkı, 400 yıllık Osmanlı hakimiyetinde, üç dine mensup halk, aralarında en küçük bir çatışma olmadan yaşadı.
      Osmanlı döneminde kutsal yerleri korumak için Kudüs'teki ''Harem'' veya ''Eski Şehir'' olarak adlandırılan 868 dönümlük kısmın etrafındaki duvarlar yeniden inşa edildi. Hz. Davud'un türbesiyle Kubbetüs Sahra'nın duvarları ve kapısı yenilenerek süslemelerle zenginleştirildi.
      Osmanlılar, Birinci Dünya Savaşı'nın bitimine kadar küçük olaylar dışında Filistin ve çevresini ellerinde tuttular.
     
     YAHUDİ DEVLETİ İÇİN İLK ADIMLAR

      Filistin topraklarındaki karışıklık, 1917'de burada bir Yahudi devleti kurulması girişimiyle başladı.
      Dönemin İngiltere Dışişleri Bakanı Arthur Belfour, 1917 yılında Filistin toprakları üzerinde Yahudi devleti kurulacağı yolunda bir deklarasyon yayınladı.
      Filistin toprakları, 1918 yılında zamanın Mekke Şerifi ve bugünkü Ürdün'ün kurucusu Şerif Hüseyin'in yardımıyla İngilizler tarafından işgal edildi. İngiliz işgali, 24 Temmuz 1922 tarihinde Milletler Cemiyeti tarafından onaylandı ve Filistin toprakları resmen İngilizler'in vesayetine verildi.
      İngiliz işgalinden sonra Yahudiler'in Filistin topraklarına göçü de hızlandı. İşgal yönetimi, Yahudiler'in ''Vadedilmiş'' olarak nitelendirdikleri bu topraklara yerleşebilmeleri için her türlü imkanı hazırladı. 1919'da Filistin'de Arapların sayısı, Yahudilerin 16 misliyken, 1947'de Yahudi sayısı ile Arap sayısı eşit duruma geldi.
      Bunun yanı sıra işgalle birlikte olaylar da başladı.
      İngilizler, Yahudilerin bu topraklardan mülk edinmelerini ve yerleşmelerini kolaylaştırırken, Filistinli Müslümanlar işgal yönetimine ve Yahudi göçüne karşı mücadele ettiler. Bu doğrultuda zaman zaman ayaklanmalar yaşandı.
     
     ALTI AY SÜREN GREV

      Filistinliler, mücadeleleri için örgütler de kurup organize hareketlere başladılar.
      Yahudi göçüne karşı gerçekleştirilen en geniş çaplı hareket, 15 Nisan 1936'da Kudüs Müftüsü Emin el-Huseyni'nin öncülüğünde başlatılan ve 6 ay süren genel grev oldu.
      Bu grevden sonra Yahudi göçünü durdurma sözü veren İngilizler, daha sonra sözlerinden döndüler, greve öncülük edenleri çeşitli şekillerde cezalandırdılar.
      İngiliz işgalinin ilk dönemlerinde Yahudilere sağlanan bütün kolaylıklara ve teşviklere rağmen Yahudi göçü istenen düzeyde olmadı.
      İkinci Dünya Savaşı sırasında Avrupa'da esen Nazi fırtınası ile Yahudilerin Filistin'e göçleri hızlandı ve 1945'e gelindiğinde Filistin topraklarına yerleşen Yahudi sayısı 800 bini buldu.
     
     BM'NİN TARİHİ KARARI

      İngilizler'in, 1947'de Filistin'den çekilmeye başlamalarıyla birlikte, iç çatışmalar yaşanmaya başlandı.
      Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 1947 yılında Filistin topraklarının Araplarla Yahudiler arasında paylaştırılmasına dair bir karar aldı. 181 sayılı bu karar, Filistin topraklarının yüzde 55'ini ve verimli kısımlarını Yahudilere, genellikle verimsiz ve çölden ibaret yüzde 45'ini de Araplara veriyordu.
      İngilizler'in 1948'de Filistin topraklarından tamamen çekilmesinden sonra Yahudiler, BM'nin kendilerine verdiği toprakların üçte biri kadar daha toprak işgal ederek 14 Mayıs 1948'de ''İsrail Devleti'nin Kuruluş Deklarasyonu''nu yayınladılar. İsrail'in kuruluşu ve bu kuruluşun, 181 Sayılı BM Genel Kurulu kararına dayandırılmasıyla 960 bin Filistinli mülteci durumuna sokuldu.
      İsrail'in kuruluşu ile birlikte Arap-İsrail savaşları başladı.
      Savaş sonunda Batı Şeria Ürdün, Gazze Şeridi Mısır, kalan topraklar da İsrail tarafından işgal edildi.
     
     PEK ÇOK KURTULUŞ ÖRGÜTÜ KURULDU

      Takip eden yıllarda Filistin kurtuluş örgütleri kuruldu. Bunlardan en önemlisi, Yaser Arafat öncülüğündeki El-Fetih oldu.
      Bu arada Arap ülkeleri, 1964'te Kudüs'te Filistin Kurtuluş Örgütü ve buna bağlı olarak Filistin Kurtuluş Ordusu'nun kuruluşuna yardımcı oldular. Ancak Ahmet Şukayri önderliğindeki FKÖ, 1967 yenilgisi ile etkinliğini yitirdi. Gazze, Batı Şeria, Sina Yarımadası ve Suriye'ye ait Golan Tepeleri İsrail'in eline geçti. 1 milyondan fazla Filistinli komşu Arap ülkelerine ve özellikle de Ürdün'e kaçtı.
      1967 Kasımı'nda George Habbaş'ın Filistin Halk Cephesi kuruldu.
      1968 Haziranı'nda El-Fetih hareketi, FKÖ'ye hakim oldu. El-Fetih,
      Müslüman, Yahudi ve Hıristiyanların eşit haklara sahip olduğu demokratik, laik bir Filistin devleti kurulmasını önerdi.
      1973 Arap-İsrail Savaşı sonrasında İsrail'in Gazze ve Batı
      Şeria'dan çekilme eğilimine girmesi üzerine FKÖ, bu bölgelerde bir devlet kuracağını açıkladı. Ancak, İsrail'in bölgedeki varlığını da kabul eden bu tavır, Suriye desteğindeki örgütler ve Arap ülkeleri tarafından reddedildi ve Ret Cephesi oluşturuldu, Filistin Kurtuluş Hareketi parçalandı. Suriye'nin bölgeye müdahale etmeye başladığı bu dönemden sonra, çatışmalar daha da hızlandı. Lübnan'a da giren Suriye, barış yaparak bölgedeki etkinliğini yitirmek istemiyordu.
     
     FİLİSTİN'İN TEK YASAL TEMSİLCİSİ

      Bu yüzden Yaser Arafat başkanlığındaki FKÖ Suriye ve Libya karşıtı Arap ülkelerinin desteğini aldı ve aynı tavrını sürdürerek Filistin'in tek yasal temsilcisi olduğunu belgeledi. 1978 Eylül ayında Enver Sedat İsrail ile Camp David antlaşmasını imzaladı.
      1985 Şubat ayında bu kez Ürdün Kralı Hüseyin ile Yaser Arafat
      ortak harekette anlaştılar. İsrail ile FKÖ arasındaki karşılıklı terör eylemlerinin ardından Arafat, aynı yılın Kasım ayında Filistin mücadelesinin sadece işgal edilen topraklarda süreceğini açıkladı. FKÖ, bir yandan Lübnan'da Suriye yanlısı örgütlerle, diğer yandan işgal altındaki topraklarda İsrail ile mücadeleye girişti. 1986'da Ürdün ile arası bozulsa da 1987 yılında Birleşmiş Milletler'in 242 sayılı kararından sonra 15 Kasım 1988'de bağımsız Filistin Devleti Cezayir'de ilan edildi. Yaser Arafat, Devlet Başkanı seçildi. 1988'de Filistinliler, işgal altındaki bölgelerde silah kullanmadan taşlarla yaptıkları İntifada hareketini başlattılar. 1990'lı yıllar sürekli başlatılmaya çalışılan barış görüşmeleri ile sürerken, ilk ciddi adım 1993 yılında atıldı. 1993 Eylülü'nde İshak Rabin ve Yaser Arafat arasında Washington'da imzalanan ''Filistin Özerklik İlkeleri Deklarasyonu'' ile 5 yıllık bir süre içerisinde Gazze ve Eriha'da ''Özerk Filistin Devleti'' kurulması kararlaştırıldı. Bölgede başlayan normalleşme sürecinde, 26 Ekim 1994 tarihinde bu kez İsrail ile Ürdün arasında bir barış anlaşması imzalandı. Filistinlilerle İsrail arasında yaşanan çözümsüzlük sonraki yıllarda devam ederken, bölgede intihar saldırıları da yaşandı. İsrail'in bu saldırılara sert karşılık vermesiyle ile tırmanan gerginlik, bugünkü olaylara kadar geldi.