10 Nisan 2002 Çarşamba


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 




İktidarla yeni zengin arasında kavga...

     ALMATİ

     Dünya Ekonomik Forumu'nun Avrasya Zirvesi'nin yapıldığı Ankara Oteli üç büyük bloktan oluşuyor. Üçünün de boyu birbirinden farklı.
     Simgesel bir anlamı var bunun. Kazakistan'daki cüzleri, yani toplumsal yapıdaki farklılaşmayı ya da kastları temsil ediyorlar.
     Demiş ki bir Kazak şairi:
     Ulu Cüze değnek ver ki, hayvanla uğraşsın / Orta Cüze kalem ver ki, davayla uğraşsın / Küçük Cüze mızrak ver ki, düşmanla uğraşsın!
     
Ulu cüz, orta cüz, küçük cüz.
     Bu farklılaşma hala geçerli.
     Her Kazak bugün de hangi cüze, onun içindeki hangi kabileye ait olduğunu bilir. Bu sınıf farkı dolayısıyla birbirlerine hava atarlar. Hatta farklı cüzler arasında evlilikler, kız alıp vermeler daha yeni yeni başlamış durumda...
     Orta cüz, Kazakistan'ın eliti, kreması. Okumuşlar, yöneticiler genellikle orta cüzden. Cumhurbaşkanı Nazarbayev de öyle. Ülkenin tek ve güçlü adamı.
     Eleştirilmesinde tehlike var!
     Önde gelen bir Batı ülkesinin Almati'deki büyükelçisiyle geçen gün sohbet ederken şöyle dedi:
     "Nazarbayev her şeyin üstünde... Örneğin hangi yabancı işadamı hukuki bir sorunla karşılaşsa, mahkemeye gitmiyor. Önce büyükelçiliğe geliyor. 'Cumhurbaşkanı Nazarbayev'e şu derdimizi söyleyin de çözsün' diyor. Yargı ancak bu kadar bağımsız..."
     
Diğer Orta Asya cumhuriyetlerinde olduğu gibi Kazakistan'da da Komünist yöneticiler bir gecede kapitalist olmuşlar. Ancak iktidar dizginlerini elden bırakmamışlar. Kendileri eski koltuklarını muhafaza ederken, aile efradını, damatları, gelinleri, yakınlarını özel sektör şirketlerinin başına getirmişler.
     Böyle oluşmuş yeni zenginler.
     
Almati'nin merkezi. Eski çağlarda Çin'i, Orta Asya'yı, yani Doğu'yu Batı'ya, Roma İmparatorluğu'na bağlayan tarihi İpek Yolu'nun üstünde yürüyoruz. Öyle diyorlar. Trafiğe kapatmışlar, sağlı sollu dükkanlar.
     İlginç. İpek Yolu biraz ileride koca bir binayla kesiliveriyor. Üstünde İpek Yolu'nun İngilizcesi Silk Way yazılı. Büyük bir alışveriş merkezi. Yeni açılmış. Sahibi, Cumhurbaşkanı Nazarbayev'in damatlarından biri.
     Şöyle anlatıyor bir işadamı:
     "Bu damatlardan biri iyice suyunu çıkardı. Silk Way sadece bir örnek. Mevcut sistemden nasiplenerek doğan yeni zengin tabakada bu damada tepki var. Hatta Yeni Demokrasi Hareketi adını alan muhalefetin oluşmasında bu tepki de rol oynadı."
     Ancak Kazakistan'da muhalefete nefes aldırılmıyor. Televizyon kanalları, gazetelerin kapatıldığı oluyor. Özellikle Nazarbayev ve ailesi tabu sayılıyor. Çizmeyi aşmak çok tehlikeli...
     Bu yakınlarda Yeni Demokrasi Hareketi'nin bir lideri içeri atılmış. İkincisi de geçen hafta tutuklanırken kaçıp Fransız Büyükelçiliği'ne sığınmış. Açlık grevine başlamış. 'Hapse atmayacağız, göz hapsinde tutacağız" sözünü alınca da polise teslim olmuş...
     Artık yeni zenginlerin bir bölümü kendilerini, servetlerini güvence altına almak için bastırıyor. Devlet işlerinde hukuk kuralları geçerli olsun istiyorlar.
     Hukuk devleti talebi.
     Demokrasi talebi.
     
Siyasal İktidarla, sistemle, yine bu sistemin içinden çıkmış yeni zenginler arasındaki kapışma. Kaçınılmaz kavga. Rusya'da da yaşanıyor bu süreç. Böylece ister istemez demokrasinin kapıları da zorlanmış oluyor.
     Batılı bir büyükelçi şöyle dedi:
     "Cumhurbaşkanı Nazarbayev demokrasinin zaman alacağını söylüyor. Demokrasiye hızlı geçişin istikrarsızlık ve kaosa yol açacağı kanısında..."
     
Orta Asya böyle.
     Bütün ülkelerde Sovyet döneminin komünistleri iktidar koltuğunda oturuyor. Muhalefetin fazla ses çıkarmasına izin verilmiyor. Bölgeyi yıllardır bilen bir işadamı şöyle dedi:
     "Özbekistan'da Kerimov, camiye gideni bile içeri atıyor. Türkmenistan da öyle. Gaz sayesinde zenginleşiyor ama tam bir polis devleti. Kırgızistan'da biraz tolerans var ama çok yoksul. Ayrıca Kazakistan'ın eline bakıyor. Tacikistan da çok farklı sayılmaz. Yine çok fakir ve tam bir kabileler ülkesi... Azerbaycan da Kazakistan kadar olmasa da petrol ve gazla zenginleşiyor. Ancak demokrasi ve hukuk devleti hak getire, rüşvet ve yolsuzluk çıtası fena halde yüksek..."
     Otoriter rejimler, polis devletleri!
     11 Eylül, bunların elini güçlendirmiş durumda. Bir yandan Afganistan'da başlayan terörle savaş, öte yandan Orta Asya ve Hazar Havzası'nın yeraltı zenginliklerine dönük Yeni Büyük Oyun ve Amerika - Rusya rekabeti bugün için bölgede bir istikrar dengesine yol açmış durumda...
     Nitekim, zirvenin benim de tartışmacı olarak katıldığım Orta Asya ve siyasal risk konulu toplantıda bu dengeye işaret edildi. Ama aynı zamanda halkın sesine ve siyasal reformlara önem verilmemesi halinde geleceği siyasal tehlike ve istikrarsızlığın beklediği belirtildi.
     Almati'den üçüncü yazı yarın...
     
     h.cemal@milliyet.com.tr
     




 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
Dil meselesi

Çetin ALTAN
"Kol kalınlığında ve dört lüle..."

Melih AŞIK
Gazocağı iğnesi

Fikret BİLA
Musevilerin tepkisi

İpek CEM
Gençliği söz sahibi yapalım, ama nasıl?

Hasan CEMAL
İktidarla yeni zengin arasında kavga...

Güneri CIVAOĞLU
Barış ayini

Abbas GÜÇLÜ
Yetişkinlerin eğitimi

Hurşit GÜNEŞ
Hangi toparlanma? Nasıl olacak?

Nail GÜRELİ
Altın, hukuk, deprem ve Işıkara

Sami KOHEN
Ortadoğu'da Türk, Yunan el ele...

Mehmet Y. YILMAZ
Prof. Işıkara medya hastalığına mı yakalandı?

Tuncay ÖZKAN
Deprem rantının sarsıntısı, depremden daha büyük olacak

Hasan PULUR
Yaşatarak unutturmamak...

Meral TAMER
Ericsson'dan Tayland masajı ve morali

Ece TEMELKURAN
Bu bahar gelecek! Başka yolu yok!

Tamer HEPER
Arsa sizin

Güngör URAS
Halkımız da ‘ilgi ve bilgi’ istiyor

M. Ali BİRAND
Cam köşkte oturursanız...

© 2002 Milliyet