
|



Önce ne vardı?
Dehanın tersten okunması diyebileceğimiz "Yalan" bir Tahsin Yücel romanı. İronik, çok katmanlı ve çarpıcı.
SERPİL GÜLGÛN
Yusuf Aksu’nun bir açıdan olağandışı, bir açıdan fazlasıyla durağan serüvenini yakından izlemiş olanlar arasında, ününü hak ettiğini söyleyenler çoğunluktadır, hiç hak etmediğini söylenler üç beş kiyi geçmez."
Tahsin Yücel’in son romanı "Yalan" işte böyle başlıyor ve okuyanı, her satırla birlikte, kendine, on yedi yaşında hayatını sona erdiren kuşların oğlu Yunus’a, onun "Önce yazı vardı" diyen dil kuramına ve biricik arkadaşı Yusuf’a öyle bir bağlıyor ki, hiç abartısız, 576 sayfayı yutar gibi okuyorsunuz.
Deha kabul edilen ama aslında dahi olmayan dilbilimci Yusuf Aksu fikri nasıl doğdu?
Bir Fransız yazarının, Pascal Quignard’ın "Dünyanın Bütün Sabahları" diye çok güzel bir kitabı var. Orada bir müzik dehası anlatılıyordu. Dehası kabul edilmekle birlikte mutsuz, insanlardan kaçan, 14. Louis’in çağrısına karşın saraya gitmeyi reddeden bir deha. Bu roman çok hoşuma gitmişti benim. "Yalan" ile ortak yanı yok ama "Yalan"ın düşüncesinin doğuşu oradan geliyor. Şöyle dedim: Bunun tam tersi bir örnek olur mu? Yani örnek, dehayla mehayla ilgisi olmayıp da, hatta biraz da budala olan birinin deha olarak benimsendiği, bu güncel ortama da denk düşen bir konu.
Kahramanınızın bütün bilgisi ansiklopedilerden geliyor ama herkes onun ağzının içine bakıyor. Dilbilimciler bile.
İronik ama bu insanların bilgi konusuna yaklaşım biçimleri. Kuramının üzerinde kimse fazla durmuyor, nasılsa anlayamayız, çok derindir diye düşünüyorlar. Yani tarih ve yer belirttiniz mi - aslında bunlar hazır bilgiler - akan sular duruyor.
Daha da ironiği kuram kendisinin bile değil. Aşk yüzünden intihar eden arkadaşı Yunus’un...
Evet, zekâ açısından Yunus ile karşılaştırılamayacak ve yalnızca belleği güçlü Yusuf arkadaşını yineliyor. Yunus’un 17 yaşına doğru, alaycı bir şekilde kekemeliğine gerekçe bulmak, hatta üstünlük olarak göstermek için ortaya attığı kuram onun ölümünden sonra ister istemez Yusuf’a yükleniyor.
Arkadaşlarının Kuşların Oğlu diye dalga geçtiği Yunus’un dil kuramına nasıl yaklaşıyorsunuz? Önce yazı vardı diyor musunuz mesela? Ya da yitik dil...
Yunus’un ortaya attığı, Yusuf’un ise yineledeği kuram dil ve yazı karşıtlığına dayanıyor. Bugün insanların konuştuğu dilin yazıdan çıktığı, yazıyla birlikte dilin temel niteliğini yitirdiği öne sürüyor. Yazının çıkışıyla insanların birbirleriyle anlaşamadığını, dillerini yitirdiğini söylüyor. Yitik dil, belki tarih öncesine bir gönderme, ama yalnız o da değil, insanın ilk konuştuğu dil. Kimi insanlarda varlıklarının bir yerinde o dil hep var. Hatta varlıklarının ayrılmaz bir parçası. Ben 12 yaşında Anadolu’dan geldim İstanbul’a. Hep o dili duyarım, benim için en güzelidir. Aslında düşünülürse, Anadolu’nun değişik yerlerindeki Türkçe, ki şimdi pek kalmadı, daha gelişmiş ve daha zengindir. Tarih içinde, önce yazı, sonra dil çıktı’yı birçok insanlar savunmuşlar. Böyle bir düşünce doğru değil. Ne kadar doğalını arasınız da, yazıda dilde olmayan bir yapaylık bulunduğu söylenebilir. Kuşlara ilgi duyması, kuşların dilini aramak bu doğallık düşüncesiyle ilgili. O noktada onların ötüşü, değişmemesi, bir yerde de evrenselliği... Yani kırlangıç, her yerde aynı şekilde öter. Bu Andersen’de de vardır. Bir masalında kırlangıçlar kendi aralarında da konuşurlar, anneleri yavrularına, bu insanlar dillerinin olmasıyla övünürler, der, ama Danimarka’dan Norveç’e gittiklerinde birbirleriyle anlaşamazlar.
Yusuf Aksu, sadece dilin yarattığı yalandan değil içine düştüğü yalandan Cemile hanımın doğallığı ve edebiyat sayesinde kurtuluyor. Ama edebiyatın kendisi de yalan...
Evet. Doğaya çok yakın, Anadolu’nun zar zor okuma yazması olan, bütün köklerinden kopmuş ya da koparılmış olan, anıları ve bağlandığı, unutamadığı ve varlık temelini oluşturan dilini, şivesiyle birlikte konuşan Cemil hanım aracılığıyla dilin doğal olabileceğini kavrar. Bir de tabii Dostoyevski’nin "Budala"sıyla. Edebiyat, gerçek edebiyat, bizi gerçeğe götürür, neredeyse uydurarak, yalandan yola çıkarak. Yusuf Aksu yalan kavramı üzerinde durarak, bir yandan kendi yalanınla, bir yandan da kendisine söylenmiş yalanlarla hesaplaşmaya başlar. Not: Söyleşiye bakıp da sakın ha ki, Yalan sadece, dil, yazı ve yalan üzerine kurulmuş bir roman, diye düşünmeyin. Hepsi bu değil. Aşk da var, Beşinci Murat, Bayram Beyaz, Firuz Polat gibi birbirinden ilginç kişiler de.
"Yalan"
Tahsin Yücel
Can Yayınları
576 sayfa
Fiyatı: 11.000.000 TL.
KÜLTÜR & SANAT


Festivalde intifada
Çok dinlenenler
Haberiniz olsun
Çok izlenenler
Çok okunanlar
Bak, gör, hisset!
İzmir ışık saçıyor
"Kadın yazarlar aşka uzak duruyor"
Polonyalı altı ressam
Tiyatro sahnesinde gerilim
Geleceği parlak
Moda tasarımı
Siparişle Rus gelin
"Onu bir şarkıya sattım"
Doğa sanatın üstadıdır
Dansın Türkçesi
Seherde bir bülbül
Gençlik, aşk ve dans
Önce ne vardı?
Habip Aydoğdu Avusturya’da
Yönetmenler kameranın önünde
"Mikado’nun Çöpleri" Hacettepe’de
Yo Yo Ma’nın müzikal sentezi
Zıp zıp yediler
Zoraki şovmen polisler
Her sinemaseverin başucunda durmalı!
Çağını aşan bir entelektüel!
Teknoloji ile sanat oyunları
Adana’da uluslararası şenlik
Andre Gide ile kısa bir tur
Müzik dünyasından kısa kısa...
Haftanın albümleri
Bu filmler kaçmaz!
Küs kız
Yar bize bir nebze duende, medet!
Kültürüne sahip çıkan Ege
Yeni yayınlar
SAYFA BAŞI

|
|

|