26 Mayıs 2002 Pazar


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



Günaydın hüzün

90’lı yılların en başarılı ve en yaratıcı isimlerinden Candan Erçetin, dördüncü albümünü "Neden"i yayınladı. Çok riskli bir albüm bu. Belki yine satacak ama...

     NAİM DİLMENER

     Arada çıkan üç remix - single’ı da sayarak, Candan Erçetin’e, rahat rahat 90’ların (Tarkan’dan sonraki) en üretken şarkıcısı diyebiliriz. Yalnız albüm ya da şarkı sayısına bakarak değil, önümüze sürdüğü her şeyin üzerinde ince ince düşünüp taşındığı, buna kafa yorduğu için böyle bu. Müzik, Candan Erçetin’in hayatında her şeyden daha fazla yer tutuyor. Hal böyle olunca, piyasaya verilmiş her şarkı (iyi ya da kötü olduğu ayrı bir konu olmak üzere) olağanüstü bir çalışmanın sonucu şeklinde karşımıza çıkıyor.
     Candan Erçetin’in bu beceri ve gayreti karşılıksız kalmamış ve ilk üç albüm hatırı sayılır bir ticari başarıya ulaşarak, şarkıcıyı, bundan sonra da yoluna aynen devam etmesi konusunda ikna etmişti. "Neden" adı verilmiş dördüncü albümde, Candan Erçetin ilk defa Mete Özgencil’siz çıkıyor karşımıza. Herkesin kıskanç bakışlarını üzerine çeken bu ikili, çok parlak üç albüm yaptıktan sonra birlikte çalışmama kararı alıp yollarını ayırmıştı.
     Türk Popu’na, rahat rahat 90’ların en iyi üç - beş albümünden biri denebilecek "Çapkın"ı kazandırmış olan bu ikilinin ortak çalışmaları, her zaman sıra dışı işlerin çıkmasına sebep olurdu. Yalnızca müzikal anlamda değil, aynı zamanda sözlerin işaret etmeye ya da çevrelemeye çalıştığı dünya anlamında da son derece çağdaş hatta deneysel işler çıkarıp, başarıyı öyle yakalayabilmiş bu ikilinin artık birlikte çalışmıyor olması en başta Türk Popu için büyük bir kayıp. Ama kayıplar bu kadarla sınırlı değil. Candan Erçetin’in de kaybı çok büyük.
     Önceki albümlere emeği çok fazla geçmiş Kıvanç K.’nın yerine, bir başka süper müzisyen olan Alper Erinç’i koymuş olan Candan Erçetin, Özgencil’in açığını bizzat kendisi kapamaya gayret etmiş. Bir önceki albüme adını veren "Elbette" şarkısının başarısı, ne yazık ki Candan Erçetin’i çok yanlış yönlendirmiş. Şarkının son derece Çehov etkisi taşıyan düz ve sade sözleri, bu son albümün tamamına yayılarak her tarafı kaplamış. Son derece bilgece olduğu varsayılan söz ya da dizeler, çok sık tekrarlanıp, her şarkıda karşınıza çıkmaya başladığında amaçlanan etkiyi yaratamıyor ve her biri yalnızca içi boş birer dize olarak oraya buraya savruluyor. "Yarın çok geç olunca isyan etmek boşuna", "kazanmak neye yarar ki kaybeden olduğunda", "yelken açsaydın eğer, özgür olsaydın eğer, neler yapardın neler", "herkesin bir işi var, herkes kararlı, herkesin acelesi var, zaman sınırlı" ve benzeri dizeler, arka arkaya sıralandıklarında, "Being There" filminde Peter Sellers’in ağzından çıkan sözlerden farklı bir etki uyandırmıyor. Çok şey ifade edecekleri sanılmış, altı bomboş olan dizeler bunlar.
     Albümün genel müzikal yapısı da önceki albümlerden çok farklı. "Elbette"nin hızı ve melankolik yapısı, yalnızca bu albümün sözlerini değil, alt yapısını ve ritmini de etkilemiş. "Biraz yavaşlayalım," denmiş gibi yazılmış bütün şarkılar. Oysa, dans müziğinde ortaya çıkan her türlü akım ve tekniği, uygun bulduğunca şarkılarına taşıyabilmiş biriydi Candan Erçetin. Bu özelliği, bütün bir albümün altından çekmeye kalktığınızda belki yeni bir bileşime ulaşabiliyorsunuz ama ortaya çıkana, herkesin tiryakisi olduğu Candan Erçetin sound’u deme imkânı kalmıyor.
     Çok riskli bir albüm bu. Belki yine de satacak, ama Candan Erçetin, bir sonraki albümü için her zaman hazır bulduğu krediden de epey şey kaybedecek.
     
     
     
     
     
     
     Neden
     Candan Erçetin
     Topkapı Müzik
     



 KÜLTÜR & SANAT


Yıldızların altında aşk
Çok dinlenenler
Haberiniz olsun
Çok izlenenler
Çok okunanlar
Festival cennet gibi
"Amerika’yı yeniden keşfetmek istiyorum"
Bilimkurgu varoluşa cevap arıyor!
Sait Faik Ödülü’nde tartışma
Aborijin sanatı borsada
Huysuz kadın tatlıdır
75 milyonluk ülkede 18 kişi
Kendini arayan ozan
Günaydın hüzün
Bir amatör Türk korosu
Türk fotoğrafının oto-portresi
İşlevsiz aile trajedisi
Türk Cannes Cannes
Çılgınca sevişmeli ama...
"Sesli köşe yazarıyım!"
Anadolulu insan figürleri
Bir ‘uyumsuz tiyatro’ örneği
Geride kalmış türküler
Sahip çıkarak iz bırakmak
En güzel senatör
Çaresiz baba eylemci olursa
Komşudan sürpriz
Öykücüler Ankara’da
Huzursuzluğun gövde gösterileri
Mozart günleri
Yalnızca çalışmak kurtarır
Haftanın albümleri
Kim kukla kim değil?
Hayat atölyesi
RHIZOME ve netsanat
Yeni yayınlar


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet