11 Temmuz 2002 Perşembe


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



Haniymiş onun sevdası?

Bülent Ersoy, "Canımsın" adını verdiği son albümüyle, "Her şey pop değil, bakın ben de varım" demeye getirerek çıktı karşımıza.

     NAİM DİLMENER

     Kimsenin eski usul Türk ya da halk müziği yapmaya niyetlenmediği günümüzde, Bülent Ersoy, hiçbir şekilde, hiçbir yerden ödün vermeyerek, kırk yıldır bildiğimiz, sevdiğimiz türde bir albüm yapmış yine. Yaylıların, kemanların yüksele yüksele tozu dumana kattığı; eksik kalanı da kanun, ud, klarnet, akordeon ve neyin tamamladığı bir albüm bu. Tabii saksofonsuz ve gitarsız da olmuyor artık. İşin erbapları, Levent Altındağ, Erdem Sökmen ve İsmail Soyberk, burada da sahnedeler. Ama her zamanki gibi en önde ya da en tepede değil. Renk olsun, çeşit olsun niyetiyle kadrodalar. Başrol kemanların bu albümde, Adnan Karaduman ve Baki Kemancı’nın...
     
     En "renkli" isimlerden
     Popüler müzik yaşamımızın en "renkli", en "cesur" isimlerinden biri Bülent Ersoy. Onunla, hepimizin inişli - çıkışlı bir ilişkisi oldu. Olağanüstü güçlü, kendiliğinden yürek yakıcı sesiyle söylediği (hemen hemen) her şarkıyı çok sevdik. Ama iş şarkılarla bitmiyor ki. Yaptıkları ve anlatmaya çalıştıkları, bizi sık sık "seçme" ya da "tavır alma" sorunuyla başbaşa bıraktı. Çoğu insan, görüp duyduklarından sonra; müzikten - şarkılardan daha önemli sorunları, daha temel kriterleri karşısına dizip, Bülent Ersoy ile ilgili olarak karar yenileme durumunda bulmuştur kendisini: "Seveyim mi, sevmeyeyim mi? Şarkıları mı, kendisi mi, hem şarkıları hem kendisi mi?.." 70’li yıllarda Itri ile başlayan ve neredeyse hemen "Toprak Alsın Muradımı" türüne evrilen macera sırasında tavır almak kolaydı. O zaman, bu konuyla ilgili olarak herkes kendi başına karar verebiliyordu. Hele hele popülerlik eğrisi; "Bir Tanrıyı Bir de Beni...", "Beddua", "İşte Bu Bizim Hikayemiz" ile yükselip, "Mahşeri Yaşıyorum" ile tavana vurduğunda, kimsenin böyle bir sorunu kalmamıştı bile denilebilir. Seviyor, çok seviyorduk işte. Her dokunduğu, her söylediği şarkıyı altına çeviriyor, en sıradan şarkı bile, onun sesinden bambaşka anlamlar kazanıyordu.
     Bu böyle, 12 Eylül’e kadar sürdü. 12 Eylül yönetimi, her alanda olduğu gibi, müzik piyasamıza da çeki düzen vermeyi ve bize yaraşır bir hale getirmeyi kafasına koymuştu ve "solcu" şarkıcı - müzisyenlerin işini hallettikten hemen sonra "kadınsı" sanatçıları hedef almış; basının büyük bir bölümünün "özlenen operasyon" başlığını atmakta duraksamadığı bir yasaklama ve tasfiye harekatına girişmişti: Emir yüksek yerdendi: "İstanbul Valisi Nevzat Ayaz’ın emriyle faaliyetlerine son verilen Bülent Ersoy, Talha Özmen, Emel Aydan, Serbülent Sultan ve benzeri şarkıcılar, bundan böyle ne sahneye çıkabilecek, ne de film çevirebileceklerdir..." Bir sürü isim sayılmaktaydı ama asıl hedef hiç şüphe yok ki Bülent Ersoy’du. Zaten, sanatçının "malum" sebeplerle gittiği Londra’dan döndükten sonra "tamamen ipin ucunu kaçırdığı" konusunda basının hiç şüphesi yoktu ve sık sık "bu ne rezalet" balıkları atılmaktaydı. 12 Eylül, "bütünlüğümüzü tehdit eden her türden solcu"dan sonra, "Türk toplumuna ve Türk ahlâk yapısına aykırı davranan" bu kişilerin de nihayet defterini dürmüştü. Bu yasak kararı, bir dolu insana hayatı zindan edecek, sözü edilen insanlar trenlere doldurulup toplama kamplarına değil ama Eskişehir ya da başka civar kentlere sürülüp durulacak ve Dr. Necip Kocayusufpaşaoğlu’na, "Türk Hukukunda Transseksüeller Nüfus Kütüğündeki Cinsiyet Kaydının Düzeltilmesi İçin Dava Açabilir mi? (Fransız, Alman, İsviçre ve İsveç Hukukları İle Mukayeseli Olarak)" adlı bir kitap bile yazdırtacaktı. Ama dünyanın dönüşü engellenebilir bir şey değildir ki... Bülent Ersoy yine etrafımızda, sesi yine gürül gürül. En güzel şarkıları yine o söylüyor. "Ah Le Yar", "Ellerimde Çiçekler" gibi çok bildik, çok popüler şarkılar bile onun sesinden bambaşka bir hale gelmiş. Yeni şarkılar da öyle. Bülent Ersoy’dan dinledikten sonra, kimsenin sesinden duymayı istemeyeceğiniz, hep onun, her zaman onun söylemesini tercih edeceğiniz tam on şarkı. Evren - mevren yok ortada. Bülent Ersoy ise yanı başımızda. Hep kalplerimize seslendi, daha da seslenecek.
     
     
     


     Canımsın
     Bülent Ersoy
     Avrupa Müzik
     
     
     



 KÜLTÜR & SANAT


Komşu kızı rozet taktı!
Çok dinlenenler
Haberiniz olsun
Çok izlenenler
Çok okunanlar
Doyasıya ‘klasik’ caz
‘Damardan edebiyat’
Yatırım fonu yerine resim
Mevlana çılgınlığı
Üç kadın bir adam ve aşk
"Obsesif yanımı okudum ve anlattım"
Akıbetini bekleyen galeri
Haniymiş onun sevdası?
Oasis nasıl kurtulur?
Kanunsuz topraklarda
Bir hortlak hikâyesi
"Jön ne demek?"
Ödüllü müzede denizaltı
MOMA’ya sofra takımı sokan adam
Görsel Sanatlar’da yeni adımlar
Yıldızların altında müzik
Yunanistan’a müzikal yolculuk
Psikoterapi dersleri
Kral sanatçıdan kral şehre
"Heykel yinelenen tutkulardan doğar"
Modernden çağdaş dansa
Kuşadası’ndan sinema geçti
1994 tarih olurken
Polisiyenin İtalyan hali
Kısa... Kısa... Kısa... Kısa... Kısa...
Haftanın albümleri
Gizli silah
Kıssadan hisse
Hayat atölyesi
Müzik Magazin
Yeni yayınlar


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet