04 Ağustos 2002 Pazar


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 




Ödev için başladı, aranılan bir doğum fotoğrafçısı oldu

Şengül Pallı hem ebe hem de fotoğrafçılık öğrencisi. Bir süredir bu iki özelliğini birleştiriyor ve girdiği doğumların fotoğraflarını çekiyor

     ELİF KORAP

     Şengül Pallı 6 yıllık genç bir ebe. Bugünlerde İstanbul’daki anne - baba adaylarının dilinde onun adı dolaşıyor. Çünkü Pallı yalnız doğum yaptırmakla kalmıyor, doğum anını görüntülüyor. Bebeğin doğuşunu, annenin bebeğini gördüğü anda akıttığı gözyaşını, babanın mutluluğunu, doğumhanedeki doktorların gülümsemesini fotoğraflıyor.
     Bu mahrem anı görüntülemesine şu ana dek 20 aile izin vermiş. Pallı önceleri nasıl kabul ettiririm endişesi taşıdığı çekim için artık hiç tanımadığı ailelerden "Doğum yapacağım, benim için de fotoğraf çeker misiniz?" telefonları alıyor.
     Pallı’nın birbirinden ayrı tutamadığı fotoğraf ve doğum tutkusu belki de kısa süre içinde hastanelerde yeni bir sektörün oluşmasına neden olacak.
     
     ‘Samsunluyum, orada tütün tarlalarında çalıştım’
Şimdi siz ebe misiniz, profesyonel fotoğrafçı mı?
     Her ikisi de. Cerrahpaşa mezunuyum, ebeyim. Şu anda Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Fotoğraf Bölümü 3. sınıf öğrencisiyim. Benim için ikisi birlikte.
     
Nasıl bir bağlantı kurdunuz fotoğraf ve doğum anı arasında?
     Küçükken hep güzel sanatlar fakültesinde okumak isterdim. Fakat bu bizim için çok lükstü. Samsunluyuz, babam çiftçi. Tütün tarlalarında çalıştım. Ailemin de isteğiyle Cerrahpaşa’da okudum ve ebe oldum. Hemşireliği önceleri hiç istemedim, aklımda hep güzel sanatlar vardı. Ta ki doğuma girene kadar. Bir anda her şey değişti. Karşımda doğum yapmış bir kadın vardı, bebeğin kordonu sarkıyordu. İçeri girdiğim anda bayıldım. Hocam arkasını döndüğünde, yerde yatıyormuşum. İlk doğumumu nasıl yaptırdığımı hatırlamıyorum. Ama bir doğumu görmek beni büyüledi. Doğum yaptırırken sevdim hemşireliği. Altı yıldır hemşirelik yapıyorum.
     
Peki ya fotoğraf?
     Güzel sanatlar yine de aklımdan çıkmamıştı. Üç yıl önce Marmara Üniversitesi Fotoğraf Bölümü’nü kazandım. Hemşireliğe devam ediyordum. Hocam doğum anını görüntülememi istedi. Doğum fotoğrafı çekme fikri böyle oluştu. Doğum bir kadının yaşayabileceği en güzel, en büyük an. Bir şeyin var oluşuna tanıklık ediyorsunuz. Doğum benim hemşireliği sevmemin, fotoğrafa yoğunlaşmamın nedeni.
     
"Doğumunuzun fotoğraflarını çekebilir miyim?" demek zor olmadı mı?
     İzin almanın zor olacağını düşünüyordum. Bir hastamıza sordum. Çok heyecanlandı, şaşırdı ve kabul etti. Sabaha karşı 03.00 gibi doğurması bekleniyordu. Geceyarısı hastaneyi aradım. Öğrendim ki, erken sancılanmış. Hastaneye yetiştim ve doğumu görüntülemeyi başardım. Bunları yayımlamıyorum, albüm yapıp ailelerine veriyorum. Ama ileride bir sergi açmak isterim.
     
     "Anneler hemen izin veriyor, babalar ise daha tutucu"
Hemşire ve kadın olmanızın avantajı var mı sizce?
     Hemşire olmasaydım izin alamazdım herhalde. Ancak akrabanızın doğumuna girebilirsiniz. Hasta beni öncelikle bir hemşire olarak görüyor. Kadın olmamın da avantajı büyük tabii. Erkek bir kadın doğum uzmanının fotoğraf çekmesine izin verirler ama herhangi birine çok zor. Kadın çok özel bir an yaşıyor. Çok mahrem bir alana giriyorsunuz. Sınırı aşabilirsiniz.
     
Kadınlardan mı, erkeklerden mi daha kolay izin çıkıyor çekim için?
     Kesinlikle kadınlardan. Kadınlar o anın görüntülenmesini istiyor. Erkeklerse daha tutucu yaklaşıyorlar. Onları ikna etmek daha zor. Erkekler kadınlardan daha çok heyecanlanıyor. Kadın doğum yaparken bayılan baba adayları oluyor. Bir fotoğrafçı hastam vardı. Boynunda fotoğraf makinesi, eşinin yanında öylece kaldı. Fotoğraf falan çekemedi.
     
Ne kadar zamanınız oluyor, korkmuyor musunuz aksilik olur diye?
     10-15 dakikada her şey bitiyor ve bu süre içinde 70 kare fotoğraf çekiyorum. Flaş kullanmıyorum. Hem flaşı sevmiyorum hem de rahatsız etmek istemiyorum. Enstantane kaçabiliyor. Birinin kolu kadraja giriyor. Estetik kaygı var fakat olay çok spontan, bekleyemez, poz veremez. Aksilik olsa bile heyecanlanmıyorum, fotoğraf çekmeyi bırakmıyorum. Yalnız ilk fotoğraf çektiğim doğumda hemşire biraz tecrübesizdi, kendimi tutamayıp yardım edecektim.
     
     "Sansürlemeye çalışan olmadı"
En çok neye dikkat ediyorsunuz?
     Nerede duracağıma... Çünkü çok hareketli bir ortam. Sterilizasyonu bozmamak gerekiyor. İki makine kullanıyorum. Birine siyah-beyaz, diğerine renkli film takıyorum. Çok kanlı olurlarsa rahatsız olabilirler diye düşünüp siyah-beyaz çekiyordum. Ama bu da işin bir parçası.
     
Şunu çek, bunu çekme gibi talep ve sansürler oluyor mu?
     Hastalar olduğu gibi görmek istiyorlar. Şimdiye kadar sansür getiren olmadı. Bana bıraktılar. Sadece kan görmek istemeyen ya da her şey olsun diyenler oluyor.
     
Bir yakınınızın doğum fotoğraflarını çekebilir misiniz?
     Kendi yakınımın fotoğrafını çekmek zor olabilir. Kendi yakınımın muayenesinden çekiniyor, tedirgin oluyorum. Hemşirelik yapmakla bir kişinin yakını olmak, ona duygusal bir şey hissetmek çok farklı. Bir de o heyecanı ben de yaşamak isterim. Fotoğrafçı olarak olaya biraz daha dışarıdan ve soğukkanlı bakıyorsunuz.
     
Ya kendi doğumunuz?
     Kendi doğumumun fotoğrafının görüntülenmesini isterim. Bir arkadaşımdan rica ederim herhalde.
     
Bu işi profesyonel olarak yapmayı düşünüyor musunuz?
     Şu ana dek 20 doğuma girdim. Artık teknik açıdan çok geliştim. Bu işten para kazanırsam, hemşireliği bırakabilirim belki.
     
Şu an çekimler için para alıyor musunuz?
     Masrafları aile karşılıyor. Önceleri bunu bir ödev olarak yapmıştım ama yavaş yavaş bunu bir iş olarak görmeye başladım. Artık tanımadığım kişiler doğum fotoğraflarını çektirmek için beni arıyorlar.
     



 PAZAR


Ödev için başladı, aranılan bir doğum fotoğrafçısı oldu
"Shakira sultanımız değil, eşitimizdir"
Türk mimardan yeni ikiz kuleler
Anadolu keçesi British Museum’da
Hâl⠑en güzel sarı’
New York’ta pişer, New Yorker’a düşer
Land Rover’dan robot, BMW’den baykuş yaptılar
Bürokrasi şarabın tadını kaçırıyor
‘Testus unus testus nullus’
Datça’daki Mare bir aile oteli gibi...
Bazıları Paris sever
Sevgi, şeref ve ihanet
Adliye sarayından izlenimler
Aşk istemi
Parti yapmaktan spor yapmaya zaman kalmıyor
"Papirüs, Mürekkep, Tüy"
Sır küpü sözcükler
Sıradan bir müzik, sıra dışı şarkılar...


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet