11 Ağustos 2002 Pazar


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 




"Yararlı olma" sanatı

     Son zamanlarda sofistike bir "sanat" doğdu. Daima ve kesinlikle bir şeylere yarama sanatı!
     Tanıştırmak ve tavsiye etmek için birilerini tanımak zorundasın. Bir konuşma sırasında, tanıdıklarının "işine yarayabilecek" etkili ve zengin insanlardan bahsetmelisin (Hiçbir şeye yaramasa bile en azından havana hava katmanı sağlayabilir). Çöpçatan ruhlu olmalı ve telefon defterin yalnızları yalnızlara tanıştırabilmek için sürekli güncellenmeli. Kullanıma hazır ve her zaman müsait bir eve sahip olmalısın (Tabii ki senin zevkine göre değil, diğerlerinin doğru olduğuna inandığı şeklinde döşenmeli), nereden geldiği belli olmayan ve her zaman arkadaşlarınla paylaşabileceğin kadar çok paran, güzel bir araban, şık elbiselerin olmalı. Ve iş sahibi arkadaşlarına yeni müşteriler sağlamalısın (Ayrıca bunu reklam malzemesi yapmamalı, her şeyi gümüş tepsi içinde onlara sunmalısın).
     Bunların hiçbirisini beceremeyecek kadar asosyal ve zavallılık derecesinde beceriksizsen en azından güzel ve neşeli olmalısın ya da değişik fikirler üretip diğerlerinin senin fikirlerini kendilerininmiş gibi kullanmalarına seyirci kalmalısın.
     Dikkat! Eğer kısa bir zamanda birilerinin işine yaramazsan yavaş yavaş gereksiz bir şey gibi uzaklaştırılırsın... Ve genelde kendi işini kendi yapabilen iyi bir insan olmanın hiç önemi yoktur, aksine kimseden bir şey istememek kusur haline geldi günümüz toplumunda. Senin istemen lazım ki zamanı geldiğinde diğerleri de huzursuzluk duymadan senden isteyebilsinler!
     Bu çeşit ilişki "karşılıklı ortak çalışma" olarak adlandırılıyor. Diğerleriyle paylaşma ihtiyacı... Yani bir çeşit sosyal yardım!
     Oysa bu ince, titizce kurulmuş bir tuzak... Doğallıktan uzak, kapalı bir daire... Hemen, bazı hesaplar üzerine kurulu, geçerliliği sadece karşılıklı alışverişe bağlı olan bir olgu olduğunu anlayıveriyorsun: "Şu şekilde davranırsam bana yapmış olduğu iyiliğin karşılığını verebilirim. İyi davranmam lazım, belki bir gün bana yararlı olur... Onun için yaptıklarımın karşılığını almalıyım. O çift dayanılmaz olsa bile davet etmeliyim, belki faydaları olur. Eyvah, onun için uygun olabileceğini düşündüğüm kişiyi davet etmeyi unuttum!"
     Pardon ama gerçek arkadaşlıktaki yardımlaşmanın doğal yollarla, dürüstlük gibi kavramlarla sağlamlaşmış ve karşılıksız olması gerekmiyor muydu? Arkadaşlık kavramının "sosyal güvenlik" garantisinden çok şefkatle doğru orantılı olması doğru olanı değil mi? Galiba artık böyle değil...
     Gerçekleri konuşalım... Günümüzde kimin sadece sevgi için kaybedecek zamanı var? Hele de o kişi bir işe "yaramayacaksa".
     İtiraf edeyim. Ben az "işe yarayan" insanlardan biriyim. Sürekli parasız olduğumdan finansal açıdan doğru bir destek unsuru değilim. Bana tanıştırılan insanlar sevimli ya da değişik değillerse isimlerini hatırlamıyorum (Gerçekten korkunç olanı... Ne iş yaptıklarını sormayı hep unutuyorum)... Polemiğe yatkın yapıda bir kişiliğim olduğundan özelllikle tatlı ve anlayışlı bayanlardan hoşlanan baylar tarafından sevimli bulunmuyorum... Sahtelikten
     0ve banallikten nefret ediyorum...
     Yani etrafımda sade, ölçülü, eğitimli ve açık yürekli, ne istediğini bilen insanlar olsun istiyorum. Kapımı hedefi olmayan ve çıkarcı insanlara karşı kapalı tutuyorum. Dediklerimin arkasında duramayacaksam kimseye akıl vermiyorum. En kötüsü, kimseye ihtiyacım yok çünkü genellikle olayları kendim çözümleyebiliyorum. Yani ben... Çok fazla işe yaramıyorum!
     Her şey bir yana, hiçbir zaman yalnız kalmadım. Allah’tan benim gibi "gereksiz" ve "az işe yarayan" ama dürüstlük, dostluk gibi önemli değerleri olan insanlar var. İşte onlar en zor anlarda anlarda bile sana sağlıklı kahkahalar attırabilenler!
     
     Yazara e-mail
     



 PAZAR


"Tatil bitince sahtekar dünyaya geri dönüyorum"
Atlantik’i sörfle geçecek
‘Telefonlar kilitlenir sandım 15-20 kişi aradı’
"Erkekler kendini mesih sanıyor"
Süper modellerden kurulu ilk pop grubu: Models
"İtalyan çardağı"nda bol lezzet seçeneği
Şarapta Türk-Fransız sentezi
Aşk mektupları
Bodrum’da sanat da var
Lezzetli etin gürültüden uzak adresi
Kapalıçarşı’da "Abdulla"
Mucizelere inanın
Avrupa yolunda (1)
"Yararlı olma" sanatı
Ajda Pekkan’ın muhteşem konseri ve şaşırtıcı şarkı arası sözleri
Karanlıkta üç ışık
"Zekeriyaköy’ün papağanı"nı kim çaldı?
Keçi başkanı hadım ettiler


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet