11 Ağustos 2002 Pazar


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 




Ajda Pekkan’ın muhteşem konseri ve şaşırtıcı şarkı arası sözleri

KAYNAMA NOKTASI

     Ahmet Salih

•   Şahnaz Çakıralp fazla Batılı olmanın bedelini ödüyor
•   Fatih Terim antipsikiyatri saflarına katıldı
•   Fatih Kaçan stand-up çevrelerinde merakla izleniyor
     
     Türkiye şarkıcıları konserlerinde bizlere sundukları bir incir çuvalı şarkıyı kısacık şarkı aralarında yaptıkları konuşmalarla kolayca mahvedebilirler. Gözler kapalı, dünya yüzünde çıkarılabilecek en içli, en hisli sesle söylenmiş bir şarkı, bir türkü bitti mi bu adamlar, bu kadınlar sentaksın çarşafına dolanıverirler. Bu mahvetme işleminin erbabı İbrahim Tatlıses’tir ama 3 Ağustos cumartesi gecesi Harbiye Açıkhava Tiyatrosu onu zorlayacak bir ismin gecikmiş keşfine sahne oldu.
     Aryalar, napolitenler ve şansonlar da içeren iddialı repertuvarı ve ses ve fizik kondisyonu ile 3 Ağustos gecesi Açıkhava Tiyatrosu’nda en sıkı fanatiklerini bile şaşırtan Ajda Pekkan şarkı aralarında ciddi ciddi saçmaladı. Bizim nüfuz edemediğimiz, büyük olasılıkla kendisinin de nüfuz edemediği cümleler, söz dizimleri çıkıveriyordu ağzından. Ama doruk şuydu: (Durup dururken; nedensizce; direkt konuya bu şekilde girerek) "Polemiğe girmek istemiyorum. Çünkü TRT çekim yapıyor. Sevgili TRT’ye teşekkürler!" Ve şarkı.
     O gece Ajda Pekkan’ı protokol sırasından dinleyenlerden bir demet sayarak yasak savalım şimdi de: Semiramis (elbette) Pekkan, Zeynep Özal, Ayşegül Aldinç, Melike Hasefe, Milliyet Yazı İşleri’nden Yayın Koordinatörü Emre Oral ve güzel eşi, editörlerimizden Belde, Yazı İşleri Müdürü Cem Dizdar, editör Nilay Örnek ve annesi Jülide. Hürriyet’ten Kanat Atkaya, Latif Demirci ve Simten Danışman ise Mustafa Oğuz’un da sık sık ziyaret ettiği duvar üstünü tercih etmişlerdi.
     * * *
     Şimdi kısa haberler:
     O gece Ajda’yı dinleyenler arasında olan Şahnaz Çakıralp’e bir gün önce de Mayadrom’da rastlamıştım. Çakıralp üzgün. Nedense her yeni projede başrol oyuncusu olarak önce onun adı geçiyor ama "motor" denene kadar ondan vazgeçildiğini, onun yerine başkasının istihdam edildiğini öğreniyormuş. Ona "Sen bu piyasa için fazla Batılısın" dedim. Şahnaz, Alman Liseli.
     Geçen pazartesi Klan Reklam Ajansı’nın sahiplerinden Cin Kapancı’nın 50’nci doğum günü şerefine eşi Günay Kapancı oturdukları sitenin bahçesinde bir davet verdi. Cangıl dekoru içindeki davetin Swissotel’de hazırlanmış farklı Uzakdoğu tarzı yemekleri nefisti. Davete, Kapancı’nın ortağı Haluk Mesci ve eski ortağı Berktan Alphan’ın yanı sıra site komşuları prodüktör Ömer Vargı ve eşi Mine, Dr. Süha Tükel de katıldılar. Ahmet San geceye geç saatlerde dahil oldu.
     * * *
     İki hafta önce, Reina’daki Galatasaray’ın forma tanıtım partisinde bir adam Fatih Terim’in yanına yaklaşmış ve elindeki cep telefonunu uzatarak "Benim oğlum bazı psikolojik sorunlardan muzdarip. Sizin de hayranınız. Telefonu versem, onunla bir konuşur musunuz?" demiş. Terim, telefonu almış ve "Koçum, ben Fatih Terim, nasılsın?" demiş. Konuşma şu minval üzre sona ermiş: "Koçum, bak, bundan sonra psikolojik sorun filan duymayacağım senden; tamam mı, oldu mu?" Antipsikiyatrlara hitap ediyorum: Futbol dünyasından bir taraftarınız olduğunu biliyor muydunuz?
     Fatih deyince; Fatih Kaçan, Susurluk’ta ayran satarak geçirdiği günlerin ardından döndü ve Kuzguncuk’ta küçük bir salonda her cumartesi "stand-up" yapıyor. Gösterinin başında üzerinde entari, ayağında tokyo bir de Roman dansı sunuyor ki, cabası. Kışın Leman’da çıkacak. Bakın, neler olacak o zaman.
     * * *
     Yılmaz Erdoğan’ın şu aralar üzerinde çalıştığı işlerden biri de bir polisiye dizi. Bu televizyon yayın dönemine yetiştirmeyi planladığı dizi komedi tarzı olmayacak.
     Pascal Nouma’nın antrenman dönüş saatlerinde Ceylan Intercontinental’in havuz başına rağbet artıyor. Sıradışı futbolcunun havuz eğlencesi izlenmeye değer.
     Şebnem İşigüzel’in 400 sayfalık ilk romanı "Sarmaşık" 3 Eylül’de piyasada. Renk körü bir ressam ile harfleri tanıyamayan Nobel ödülü almış bir bilim adamının hikaye edildiği kitapta polisiye öğeler de bulabilecek okurlar, gerilim de, sevda da.
     
     Yazara e-mail
     



 PAZAR


"Tatil bitince sahtekar dünyaya geri dönüyorum"
Atlantik’i sörfle geçecek
‘Telefonlar kilitlenir sandım 15-20 kişi aradı’
"Erkekler kendini mesih sanıyor"
Süper modellerden kurulu ilk pop grubu: Models
"İtalyan çardağı"nda bol lezzet seçeneği
Şarapta Türk-Fransız sentezi
Aşk mektupları
Bodrum’da sanat da var
Lezzetli etin gürültüden uzak adresi
Kapalıçarşı’da "Abdulla"
Mucizelere inanın
Avrupa yolunda (1)
"Yararlı olma" sanatı
Ajda Pekkan’ın muhteşem konseri ve şaşırtıcı şarkı arası sözleri
Karanlıkta üç ışık
"Zekeriyaköy’ün papağanı"nı kim çaldı?
Keçi başkanı hadım ettiler


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet