11 Ağustos 2002 Pazar


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 




Keçi başkanı hadım ettiler

Teksas’ta bir kasabanın belediye başkanlığını iki yıldır Clay Henry III adlı bir keçi yapıyor. Keçi başkan şişeden bira içmeye de pek meraklı. Ama bu merakı yüzünden başı derde girdi, öfkeli bir yabancı tarafından hadım edildi

     WASHINGTON

     Eşekler, filler derken bir de keçi çıktı başımıza. Eşek ile fil malum, ABD’deki iki ana siyasi partinin simgeleri. Eşekler Demokrat, filler Cumhuriyetçi... Hatta son aylarda, Washington’ı şirinleştirme kampanyası çerçevesinde başkentin her yanını aynı boyutta ancak "karakterleri" birbirinden pek farklı, hepsi ayrı bir temaya göre ayrı bir sanatçı tarafından rengarenk boyanmış fillerle eşekler sardı. Resmi binaların önünde, parklarda, bazı metro istasyonlarının merdivenlerinin başında rastlamak mümkün onlara. Türkiye Büyükelçiliği’nin karşısında da bir eşek dikiliyor mesela. Dünyanın herhalde ceylandan sonra en güzel gözlü hayvanı olan, bedbin bedbin anırması dışında kimseye zararı dokunmayan; sırtına binilmekten, değneklenmekten, dürtüklenmekten çoğunun canı çıkmış eşekçiklere, türümüzün bilumum kaba sabalıkları güzel Türkçemiz tarafından sorumsuzca mal edilse de, kafası Türkçeyle programlanmayanların
     böyle bir derdi olmadığından, kimse de "Vay, bu eşeğin burada işi ne?" demiyor yani.
     Neyse benim derdim eşekler değil, keçiler. Daha doğrusu keçinin biri.
     Efendim, bu keçi Teksas ile Meksika arasında sınır oluşturan, adı üstünde "Büyük Nehir" Rio Grande’nin kenarında kurulu Lajitas kasabasının belediye başkanı. Özüne uygun şekilde keçi sakallı, uzun boynuzlu, gözlerinin çevresi, kulakları ve göğsü kara, sakalı ve sırtı beyaz, pembe dilli bir yaratık.
     Adı Clay Henry, bir de aristokrat özentisi "III" eki var sonunda: Beyefendi, bir değil, iki değil, tam Üçüncü Clay Henry. Belediye başkanı olmasaymış Britanya tahtına ya da Vatikan’a göz koyabilirmiş pekala.
     
     Bizim Üçüncü sahte aristokrat ama gerçek hanedan mensubu. Baba ve iki oğul Bush’lar sayesinde hanedan siyasetini öğrenen Amerika, sonradan Teksaslı olma bu aileden çok önce, has Teksaslı Clay Henry familyasını baş tacı etmişmiş meğer de, çoğumuzun haberi yokmuş. Birinci Clay Henry dile kolay on küsur yıl, 23 yaşında ölene dek yönetmiş Lajitas’ı. Oğlu Clay Junior, daha kısa kalmış görevde; anlaşılamayan bir nedenle 1998’de basmış istifayı. Üçüncü, 2000’de Clyde adlı bir köpek ile tahtadan oyma bir kızılderiliye karşı seçim mücadelesi verip kazanmış.
     Pek sevilen bir başkan. Lajitas’a katkıları çok. Ofisinin kapısındaki tabelada "günde 24 saat, haftada 7 gün" çalıştığı yazılı. Hem işini dört duvar arasında görmüyor, ofisini parmaklıklı bir çitle çevirmiş, yönetimine şeffaflık ilkesi egemen. Üstelik dürüst: Tabelasında "Rüşvet kabul edilir" ibaresi var. Bu ibareyle, rüşvet almaz gibi yapan (onlar kim olduklarını bilirler) bir dizi Türk belediye başkanından ayrılıyor hemen.
     Tabii, Üçüncü’nün Lajitas’a hizmeti bununla sınırlı değil, onun sayesinde geleni gideni artmış kasabanın. Esnaf memnun.
     Rüşvete gelince... Başkan bey biraya tutkunlar. Hem de öyle her biraya değil. Gerçekten de Amerikan biralarının en iyilerinden, adı aynı zamanda Teksas’ın simgesi olan Lone Star (Tek Yıldız) birasına.
     Üçüncü, Lone Star’ı şişesiyle dikiyor kafaya. Üst üste birkaç tane devirince çakırkeyif olduğunu görenler anlatıyor.
     İşte Lajitas Belediye Başkanı’nın yerel basından taşıp büyük Amerikan gazetelerine konu olması, CNN’de arzı endam etmesi de bira belasından. Yoksa bu ülkede, keçinin belediye başkanlığı yapmasına pek takılan yok, seçmen öyle istedikten sonra.
     Ama işte olan olmuş. Buraya dek sulu zırtlak yazdığım hikayenin acı sonuna geldik. Üçüncü’nün sahibi, bir pazar akşamı, keçisinin şişeden nasıl bira içtiğini konuklarına göstermek istemiş. Yörenin yasaları pazarları alkollü içki satışını yasakladığından, oradan geçen ve anlaşılan birası yanında gezen birilerinden şişeyi kaptığı gibi Üçüncü’ye sunmuş. Sonrası felaket...
     Birasından olduğuna pek bozulan yabancının "Ben bu Lajitas’ın da... keçisinin de..." dediğini duymuşlar ve aynı günün gecesinde Üçüncü iğdiş edilmiş halde bir kan gölünün ortasında bulunmuş. İğdiş operasyonunun kanıtı ise, yabancının otel odasındaki buzdolabında...
     Bu Marquez’vari olay neyse ki tam trajediye dönüşmemiş: Üçüncü sağ ve olabildiğince salim.
     Medyanın meseleye dadanması ise iğdiş davasının bölge mahkemesinde görülmeye başlanması üzerine. Hapis istemiyle yargılanan saldırgan, Teksas’ın eski geleneklerine uygun biçimde linç edilmekten kurtulduğuna şükrediyormuş.
     
     ycongar@erols.com
     



 PAZAR


"Tatil bitince sahtekar dünyaya geri dönüyorum"
Atlantik’i sörfle geçecek
‘Telefonlar kilitlenir sandım 15-20 kişi aradı’
"Erkekler kendini mesih sanıyor"
Süper modellerden kurulu ilk pop grubu: Models
"İtalyan çardağı"nda bol lezzet seçeneği
Şarapta Türk-Fransız sentezi
Aşk mektupları
Bodrum’da sanat da var
Lezzetli etin gürültüden uzak adresi
Kapalıçarşı’da "Abdulla"
Mucizelere inanın
Avrupa yolunda (1)
"Yararlı olma" sanatı
Ajda Pekkan’ın muhteşem konseri ve şaşırtıcı şarkı arası sözleri
Karanlıkta üç ışık
"Zekeriyaköy’ün papağanı"nı kim çaldı?
Keçi başkanı hadım ettiler


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet