11 Ağustos 2002 Pazar


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



Biraz sabır gerek

     Mircea Lucescu ile futbolcuları geçen sezonun kötü anılarıyla geldiler Bursa’ya... Hoca Galatasaray’ın başındayken beş gollü bir Bursaspor çöküntüsü yaşamıştı... Beşiktaşlı futbolcular da Türkiye Kupası finalinde Kocaelispor’un dört golü altında ezilmişlerdi. İki kötü anı ortak bir korunma duygusu oluşturdu.
     Beşiktaş, alana yayılırken savunmacı personel sayısını yüksek tutmuş (7), hücumda da Şenol Güneş’in Hakan Şükür’ü gibi Pancu’yu tek bırakmıştı. Bu nedenle oyunda şampiyon adayı adına beklediğimiz etkinliği ve yaratıcılığı göremedik. Kendi sahasında seyircisinde büyük destek alan Bursaspor, kalabalık orta alanı ve Murat Sözkesen - Okan Yılmaz çift santraforu ile hücum ağırlıklı oyunu seçince bir didişmenin tanığı olduk. Tolga, Ali Eren, Ronaldo ve İbrahim geride, Tayfur ve Yasin orta alanda rakiplerini durdurmak için olağanüstü çaba sarfettiler. Tayfur ve Yasin kazandıkları topları Tümer aracılığı ile Pancu’ya ulaştıracaklardı. Ama bu yıl numarasını yenileyen (20 - 67) Tümer eski halini bile arar haldeydi. Attığı gol Pancu’nun ikramı, örnek asisttir. O’nun dışında Tümer’i ara ki, bulasın.
     Rumen santrafor Pancu, Hakan Şükür’ün Kore’de yapamadıklarını bizim ligimizde Beşiktaş’ta yapacağa benzer. 33 kez topla buluşup, tek başına rakip savunma ile boğuşan; bir gol atıp, bir de asist yapan bu futbolcu, umarız şu sıkıntılı dönemde Beşiktaş’ı iyi taşır. Dün görevini yaptı.
     Beşiktaş’ın geçen yıldan beri yeni personele rağmen giderilemeyen hastalığı hücuma çıkarken ya da gol sevincinden hemen sonra yakalandığı karşı ataklar. Savunma yerleşmeden rakibi kaçıran futbolcular şaşırıyorlar. Ne yapacaklarını bilemiyorlar. Junior’un uzak direğe vurduğu kafa ile gelen ilk beraberlik golü, ardından gelen penaltı golü. Burada Cordoba’nın müdahalesi tartışılmalı ama savunma hakem yanılgısına dahi izin vermeyecek biçimde o topa erken müdahale etmeliydi.
     Ancak ikinci yarıda Amaral’ın, Sergen’in ve İlhan’ın oyuna girişinden sonra Beşiktaş kimliğini ve kişiliğini buldu. Amaral dün gördük ki, iyi huylu bir şeytan. Yumuşak, akıllı, çabuk, dengeli ve futbolu biliyor. İkinci golde Pancu’yu topla buluşturan hin zekası ve usta ayaklarıydı. Pancu’nun Tümer’e asisti de alkışlanacak kadar güzeldi.
     Bu Beşiktaş 100. Yılı kutlarken, mücadele takım içi dayanışması ve oyun heyecanı bakımından keyif verebilir. Ancak mengene gibi rakibini sıkıştırıp - kıracak, çivi gibi çakacak ya da sökecek bir ustalığı - yaratıcılığı ve bütünlüğü henüz kazanamamış. Hele şu sakatları, formsuzları bir bekleyelim. renkli ve güçlü bir takım geliyor. Beşiktaşlılara da sabretmek düşüyor.
     
     agokce@milliyet.com.tr
     



 SPOR


Bu maya tutar
At yarışları
Potanın tadı yok
Mirsad, Siena’da Mehmet, NBA’e
Filede milli start
Luce'nin iki yüzü
Yıldırım düştü
Rota Uruguay
Trabzon’da horon
Puanlar kardeş payı
Ankara tekledi
Galip gelen yok
Diyarbakır’ın havası bozuk
Haydi Süreyya
Haber Turu
Sevgili hocam!
Biraz sabır gerek
Sorun sadece küfür mü?
Yıldızları bekleyin
Zorlu mücadele


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet