22 Ağustos 2002 Perşembe


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



Bir roman yazarının açıklamaları

Milan Kundera’nın 1986’da yazdığı ve roman sanatı üzerine düşüncelerini anlattığı yazılardan oluşan "Roman Sanatı", Can Yayınları tarafından yeniden basıldı. Kitap, ilk kez 1989’da Afa Yayınları’ndan çıkmıştı.

     ILGIN KÜREKÇİOĞLU

     Çağdaş edebiyat Kundera’ya çok şey borçlu. Peki ya Kundera kime, ne kadar borçlu? İşte "Roman Sanatı" buna cevap veren bir çözümleme yazıları toplamı. Zira Milan Kundera yazarın kendini yazdıklarıyla anlattığını, tek bir harici cümle kurmak durumunda olmadığını, kendisinin ve görüşlerinin okuyucuya romanlarıyla ulaştıklarından ibaret olduğunu savunarak röportaj yapmıyor.
     Kundera için yazılan her roman, öncesindeki roman tarihinin bir özeti. Seçilen tek bir kelimenin bile önemi büyük. O anda orada kullanılan kelime, yazarı hakkında umulmadık ipuçları veriyor. Ki katılmamak mümkün değil! O tek kelime cümle içinde yer değiştirdiğinde anlam artık tamamen değişiyor, üstelik ilkinden geriye de hiç bir iz kalmıyor. Bu nedenle roman yazarının kelimelerine sahip çıkması gerekiyor. Kundera, 46 yaşındayken, 1975’te, Rusların Çekoslavakya’yı işgalinden sonra, kendi ülkesinde yasaklı bir yazar olarak Fransa’ya yerleşmişti. İlk romanı "Fıkra" ve sonrasında yazdığı öykü kitabı "Gülünesi Aşklar" göçten önce Fransızca’ya çevrilmişti zaten. "Yaşam Başka Yerde" ve "Ayrılık Valsi", Çek dilinde yazdığı, Çekoslovakya’da yasaklanan kitaplarıydı. Kundera, ‘86 mahsülü deneme "Roman Sanatı"ndan itibaren artık Fransızca yazan bir yazar olarak yoluna devam etti. Modernite sonrasında roman sanatının üstlendiklerini yorumladığı, kuramsal olmayan bir metin bu. Kendini varoluşun gizemlerine adamış bir roman yazarının, romanlarından ayrı düşünemeyeceği roman görüşünü kendi kendisiyle konuşarak okurlarıyla paylaştığı bir kitap.
     Fransızca yazmadığı dönemde Fransızca’ya yapılan çevirileri, kelimelere düşkünlüğü nedeniyle, teker teker, kelime kelime takip eden Kundera, "Roman Sanatı"nın bir bölümünü ‘romanlarının sözlüğü’ olarak, "Yetmişbir Sözcük"e ayırmıştı. Kundera’nın çevirmenlere isyanı, bugün bizim de Türkçe çevirilerde sıklıkla yaşadığımız sorunlardan kaynaklanıyordu. Fransızca çevirmenleri, yazarın üslûbunu kendilerine göre süsleyerek yeniden oluşturmuş, İngiltere editörlerinden biri yinelemeler kullandığı bölümleri kuşa çevirmiş, müzikal bölümleri çıkarmış, ana bölümlerin sırasını değiştirmişti. Hatta vesikalık fotoğrafına bakarak, Çekçe bilmeden, telepati usulü çevirisini yapmaya çalışan bir çevirmene bile rastlamış. Tek bir örnek verelim: "Gülüşün ve Unutuşun Kitabı"nda Kundera, ‘müziğin budalalığı’ diye bir tabir kullanıyor. Fransızca çevirmeniyle bunu ‘müziğin aptallığı’ diye çevirmekte anlaşmışlar önce. Kundera’ya göre ‘aptallık’ saldırgan, aşağılayıcı ve daha çok heyecanla ilgili bir sözcük. Oysa orada müziğin ilkel halinden söz ediyor aslında. Bir motif ya da bir tema ile oynama düşüncesinden önceki hal... Bir istisna, zayıflık ya da anormallik değil!
     Milan Kundera için roman, gerçekliği inceleyen bir sanat değil; varoluşu inceliyor ve bu varoluş da olan biten değil kesinlikle. İnsanın karşılaşabileceği tüm olasılıkların alanı, dönüşebileceklerinin, yapabileceklerinden kurgulanan bir anlatı biçimi. Roman, dört yüz küsur yıllık tarihi boyunca, Cervantes’in "Don Kişot"undan bu yana, kendi mantığı ve yöntemiyle yaşamın çeşitli yanlarını keşfeden bir sanat. Tek bir kutsal amacı var. O da yalnızca bir romanın keşfedebileceği şeyi keşfetmek. Diyor ki Kundera: "Yaşamın o zamana kadar bilinmeyen bir yanını keşfetmeyen roman ahlâka aykırıdır. Romanın tek ahlâkı bilgidir. Roman, Avrupa’nın eseridir; değişik dillerde gerçekleşmesine karşın buluşları bütünüyle Avrupa’nındır. Buluşların art arda gelişi, Avrupa romanının tarihini oluşturmuştur. Bir yapıtın değeri (yani buluşunun getirdikleri) ancak bu uluslarüstü bağlam içinde bütünüyle görülebilir ve anlaşılabilir."
     Modernizm sonrası çağdaş romanın en büyük kalemlerinden biri olan Kundera, kendisinden önceki sanat mirasını kucaklayan ve kendi süzgecinden geçirerek kullanan, yorumlayan bir yazar. Cervantes, Richardson, Balzac, Flaubert, Proust, Joyce, Mann, Kafka, Musil, Broch, Gombrowicz ve sonrası, paralel düşünce akımları izleğinde "Roman Sanatı"nda... Yazıya başka bir gözle bakabilmek için Avrupa’ya son bir ‘Interrail’ turu! Hem yaş sınırı da yok!
     
     Roman Sanatı
     Milan Kundera
     Can Yayınları
     181 s.
     Fiyatı: 5.600.000 TL.
     









 KÜLTÜR & SANAT


İkinci kuşağın kurtuluşu
Çok dinlenenler
Haberiniz olsun
Çok izlenenler
Çok okunanlar
Sizi bir yerden tanıyor muyum?
"Lafı uzatmayı sevmiyorum"
Bir roman yazarının açıklamaları
Bırak, sanat dışarı çıksın!
Vahşetin çağrısı
Yüzyıllar öncesinden günümüze
Ailemizin oyuncusu
İyimser ve huzurlu rock
Tüm sorunlara ‘Barikat’
Nükleer savaş paranoyası
Homer Simpson’a benzemeyelim de!
"Hamzaname" New York’ta
Ve ruh zamana düştü!
Bayan Nes’in anıları
Sanal bir çizgisel âlem
Resimsel bir anlatım
Tyana günışığına çıkıyor
Kadını yazmaktan feminist harekete
Altınoluk’ta festival zamanı
Hisar’da müzik ziyafeti
‘90’lı yılların Bergen’i
Ağırbaşlı eğlence
Caz usulü gevşeyin
Tuttuğu altın olan yazar
Evlere şenlik aile
Minik fare âşık olunca
Deniz kenarı
İki kıyıdan esintiler
Hayat atölyesi
"Sarıkız"ı görmeden geçmeyin...
Yeni yayınlar


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet